Beyin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Beyin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Mayıs 2022 Cuma

Normal Basınçlı Hidrosefali nedir? Belirtileri nelerdir? Hangi yaşlarda görülür? Tanısı nasıl konur? Nasıl tedavi edilir?

 

                                                                                                                Prof. Dr. Semih Keskil 

    Normal basınçlı hidrosefali; Alzheimer ve demans (bunama) ile sıkça karıştırılan bir hastalık olup diğerlerinden farklı olarak; kronik ve umutsuz bir hastalık olmayıp tedavisi mümkün bir hastalıktır. Normalde beynin içerisindeki su odacıklarında ve beynin etrafında bulunan ‘Beyin-omurilik sıvısı’ sürekli bir üretim ve emilim döngüsü ile dengededir. İlerleyen yaşla birlikte beynin küçülmesi sonucu beynin su odacıklarında normalden fazla miktarda beyin-omurilik sıvısı birikebilir. Sıklıkla altmışlı yaşlardan itibaren görülen bu hastalık; yakın zamandaki olayları unutma şeklinde bir hafıza kaybı, küçük ve sık adımlarla yürüme, merdiven çıkmakta zorlanma, dengeyi sağlayamama, idrar kaçırma gibi şikayetlerle kendini gösterir. Tedavisi beyin cerrahı tarafından yapılır. 

    Bu gibi şikayetler ile başvuran hasta veya hasta yakınlarından şikayetleri ayrıntılı olarak dinlenir.  Hasta detaylı bir fiziki muayeneden geçirilir,  yürüyüşü ve yürürken dengesini sağlayıp sağlayamadığı değerlendirilir. Bir takım hafıza testleri uygulanır. Beyin MR’ı ya da Beyin Tomografisi çekilerek ventrikül boyutlarına bakılır. Gerekli hallerde; beyin-omurilik sıvısının akımını ölçmeye yönelik olan BOS Akım MR’ı çekilebilir. Bu tetkikler sonucunda Normal Basınçlı Hidrosefali olabileceği düşünülen hastaların belinden az miktarda Beyin-Omurilik sıvısı alınır, birkaç saat sonrasında hastanın yürümesi istenerek işlem öncesine göre yürüyüşünde ve dengesinde düzelme olup olmadığına bakılır. Kliniğinde düzelme olan hastada Normal Basınçlı Hidrosefali tanısı konur. Tedavisi cerrahidir. 

    En iyi beyin tümörü ameliyatı, en iyi bel fıtığı ameliyatı, en iyi boyun fıtığı ameliyatı için nasıl ki en iyi beyin cerrahını arıyorsak, her şeyden önce bu hastalığın doğru teşhis edilebilmesi ve cerrahisi için de bu alanda uzman en iyi beyin cerrahına başvurmak gerekir. 

    Ameliyatında; beyin ventriküllerinden hastanın karın boşluğuna uzanarak fazla miktarda biriken beyin-omurilik sıvısını boşaltacak ‘şant’ adındaki silikon yapıda ince bir tüp sistemi, dışarıdan görülmeyecek şekilde cilt altından yerleştirilir. Bu hastalarda bu cihazın genellikle ayarlanabilir olanı tercih edilir, böylece hastanın klinik durumuna göre rutin kontrollerde şant ayar cihazı vasıtasıyla birkaç saniye içinde hasta için en uygun ayara getirilebilir. 

    Ankara beyin cerrahi camiasında; bu operasyonu en iyi ameliyathane en iyi yoğun bakım şartlarına sahip merkezlerde gerçekleştirebilecek deneyimli beyin cerrahi uzmanları bulunmaktadır. 

    Normal basınçlı hidrosefali, teşhisi konulamadığı zaman hastanın gereksiz yere yıllarca Alzheimer tedavisi almasına ve buna rağmen şikayetlerinde hiçbir düzelme olmamasına neden olmakla birlikte, doğru teşhis edilebilmesi ve cerrahisinin uzman kişilerce yapılması durumunda hastaya yaşamını mucize şekilde  yeniden kazandıran, tedavisinin sonuçları oldukça yüz güldürücü bir hastalıktır. Bu sebeple, her unutkanlık tablosunu yaşlılığa ve Alzheimer gibi hastalıklara bağlamadan önce bir kez de bir beyin cerrahının kapısını çalmaktan çekinmeyin.

11 Ocak 2021 Pazartesi

Omurga hemanjiomu nedir? Sebepleri nelerdir? Nasıl tedavi edilir? Hangi doktora başvurmak gerekir?

Omurga hemanjiomu nedir? Sebepleri nelerdir? Nasıl tedavi edilir? Hangi doktora başvurmak gerekir?



                                                                                                                    Prof.Dr. Semih Keskil


Hemanjiom omurga kemiklerinin gövde kısımlarında görülen iyi huylu tümöral lezyonlardır. Kemik içindeki damarların yapısal değişim göstermesi sonucu oluşur. Yani diğer bir deyişle hemanjiomlar içi kan dolu odacıklardır. Genellikle herhangi bir şikayete neden olmazlar. Hastaların %1’ inde semptom verir. En sık görülen semptom ise ağrıdır. Nadiren patolojik kırık ve nörolojik defisite neden olur. Genellikle omurganın tek bir kemiğinde gözlenirken bazen birden fazla yerde de olabilir. Omurga hemanjiom tedavisi beyin cerrahları tarafından yapılmaktadır.

Tedavi süreçlerine bakıldığında en iyi bel fıtığı ameliyatı, en iyi boyun fıtığı ameliyatı, en iyi beyin ameliyatı, en iyi beyin tümörü ameliyatı genellikle beyin cerrahi kliniklerinde yapılmıştır. Bunun nedeni mesleki eğitim esnasında beyin cerrahlarının beyin ve omurilik konusunda sayısız hasta görerek bu konuda deneyim sahibi olmasından kaynaklanır. Omurga hemanjiomu tedavisi ve son dönemde alzheimer ameliyatı yine beyin cerrahları tarafından yapılmaktadır.

Yukarıda da bahsettiğimiz gibi hemanjiomlar genellikle semptom vermeyen, rastlantısal olarak saptanan lezyonlardır. Hemanjiom şüphesi olan hastalarda detaylı bir fizik muayeneyi takiben direkt röntgen grafileri, bilgisayarlı tomografi, düz MR ve damardan kontrast madde verilerek çekilen MR tetkikleri yapılmalıdır. Bu tetkiklerin sonuçları en iyi beyin cerrahı tarafından değerlendirilir ve tedavi süreci başlar.

Semptom vermeyen hemanjiomlar hiçbir tedavi verilmeksizin takibe alınır. Belli aralıklarla MR takibi yapılır. Dayanılmaz ağrı, patolojik kırık, nörolojik kayıp gibi bulgular varsa ameliyat edilir. Ameliyatı ise genellikle kemik kanülleriyle hemanjiom bölgesine girilerek içeri kemik çimento ile doldurma esasına dayanır. Bu ameliyat oldukça konforlu ve hastanın hemen aynı gün normal hayatına döndüğü bir ameliyat şeklidir. Eğer omurilik basısı yapan kırıklara neden olduysa açık ameliyat yapılır.

Ankara beyin cerrahi camiasında omurga hemanjiomu tedavisi yapan hekimler bulunmaktadır. Birçok beyin cerrahı Ankara ilinde en iyi yoğun bakım ve en iyi ameliyathane koşullarına sahip olarak çalışmaktadır.

Sizde de omurga hemanjiomu varsa adresiniz bu konuda deneyimli bir beyin cerrahı olmalı…




25 Kasım 2020 Çarşamba

Diffüz aksonal hasar nedir? Hangi sebeplere bağlı olur? Tedavi süreci nasıl ilerler? Ameliyat gerekir mi?

Diffüz aksonal hasar nedir? Hangi sebeplere bağlı olur? Tedavi süreci nasıl ilerler? Ameliyat gerekir mi?                                                                         

                                                                                          Prof.Dr. Semih Keskil 


   Diffüz aksonal hasar kafa travması sonrası beyin dokusunda iletimi sağlayan akson liflerinin kopmasına bağlı meydana gelen bir durumdur. Beyin dokusunda yer yer yaralanma odakları oluşur. Beyin beyaz cevher ve beyin sapı, bazal gangliyon denilen bölgelerde görülür. Diffüz aksonal hasar sıklıkla trafik kazası sonrası gözlenen tablodur. Beyin kanaması, kafatası kırıkları, pnömosefali (beyinde hava odakları), beyin ödemi eşlik edebilir. Çocuklarda kamçı tipi yaralanma (boyun ve beynin öne arkaya hızla sarsılması) sonrası da görülebilir. 

   Diffüz aksonal hasar bir travma sonucu meydana geldiğinden genellikle acil servislerde tanısı konur. Beyin cerrahına danışılan hastalar yoğun bakım ünitesine yatırılır. Tedavi süreçlerine bakıldığında en iyi bel fıtığı ameliyatı, en iyi boyun fıtığı ameliyatı, en iyi beyin ameliyatı, en iyi beyin tümörü ameliyatı genellikle beyin cerrahi kliniklerinde yapılmıştır. Bunun nedeni mesleki eğitim esnasında beyin cerrahlarının beyin ve omurilik konusunda sayısız hasta görerek bu konuda deneyim sahibi olmasından kaynaklanır. Diffüz aksonal hasar tedavisi ve son dönemde alzheimer ameliyatı yine beyin cerrahları tarafından yapılmaktadır.

  Hastalarda beynin etkilenen bölümüne göre semptomlar gözlenir. Koma, nöbet, bilinç bulanıklığı, denge kaybı, vücut bir yarısında felç gelişmesi, görme ve konuşma bozuklukları, hatta ölümle de sonuçlanabilen ciddi bir durumdur. Beyinde birçok yaralanma odağı olduğundan diffüz aksonal hasarda çoğu kez cerrahi düşünülmez. Hastalar yoğun bakımda beyin ödemini azaltıcı, nöbet önleyici, destek tedavileri ile takip edilerek hastanın açılması beklenir. Fakat bazen beyin kanaması buna eşlik edebilir ya da hasara bağlı ilaca yanıt vermeyen beyin ödemi durumlarında cerrahi seçenek kullanılır. Bu ameliyat deneyimli ellerde yapılması gereken bir ameliyattır. Çünkü yaralı bir beyinde kanama odağına ulaşmak zor olduğu gibi, diğer beyin bölümleri de kanamaya meyillidir. Ameliyat mı takip mi sorusuna yanıtı en iyi beyin cerrahı verebilir.

    Diffüz aksonal hasar ameliyatı çoğu merkezde yapılmayan ve bu konuda deneyimli ellerde yapılması gereken bir ameliyattır. Ankara beyin cerrahi camiasında diffüz aksonal hasar ameliyatı yapan hekimler bulunmaktadır. Birçok beyin cerrahı Ankara ilinde en iyi yoğun bakım ve en iyi ameliyathane koşullarına sahip olarak çalışmaktadır.

    Sizin de hastanıza Diffüz aksonal hasar tanısı konduysa, her ne kadar acil olarak tedavisi başlansa da siz yine de deneyimli bir beyin cerrahının fikrini alınız...

27 Ekim 2020 Salı

Bunamanın Cerrahi Tedavisi

 

                                                            Bunamanın Cerrahi Tedavisi

                                                                                      Prof.Dr.Semih Keskil 

Yaklaşık her yedi bunama hastasının birinde, kolaylıkla Alzheimer hastalığı ile karıştırılabilen bir başka hastalık söz konusudur. Bu insanlarda unutkanlık ile birlikte yürüme güçlüğü, yani yürümenin yavaşlaması; adımların küçük küçük atılması ve adeta ayakları yerde sürüyerek yürüme gibi bir durum beraberinde idrar kaçırma da söz konusudur.

İşte bu hastalığın varlığı, yapılacak bir test ile de doğrulanırsa; söz konusu hasta grubunun üçte ikisinde yapılacak basit bir ameliyat ile bunama geri döndürülebilir. Yapılan ameliyat ise beyinde fazla üretilen sıvının, yani tıbbi adı ile (beyin omurilik sıvısıBOSun; cilt altından geçen ince bir boru yardımı ile karın boşluğuna boşaltılmasını sağlayan bir aletin, yani şant (shunt) takılmasından ibarettir.

Tabii ki her zaman olduğu gibi, bu hastalığın tedavisi; erken tanınmasına bağlıdır. Bu yüzden unutkanlıkla beraber yürüme de yavaşladı ise, hiç vakit kaybetmeden bir beyin cerrahına başvurun.

 



14 Ekim 2020 Çarşamba

Pnömosefali nedir? Neye bağlı gelişir? Tedavisi nasıl yapılır? Hangi doktora başvurmak gerekir?


Pnömosefali nedir? Neye bağlı gelişir? Tedavisi nasıl yapılır? Hangi doktora başvurmak gerekir?

   Kafatası iç tarafında olan bölgede (beyin zarı üzeri, beyin zarı altı, beyin dokusu) olan hava odaklarına pnömosefali denir. İlk kez 1880’ li yılların sonunda tanımlanmıştır. En sık nedeni kafaya alınan darbeler ve geçirilen travmalardır. Bunun dışında geçirilmiş ameliyatlar, lomber ponksiyon (LP), hava üreten bakterilere bağlı olan beyin apseleri, kafatası kemik kırıkları, kafatasında oluşan tümöral lezyonlar pnömosefali nedeni olabilir.

  Çoğunlukla baş ağrısına neden olur. Ayrıca nöbet, bilinç bozukluğu, menenjit, ensefalit gibi enfeksiyonlara da sebep olabilir. Bunun için tedavisi ve takibi yakından yapılması gereken bir hadisedir. Sizde de bu gibi şikayetler varsa yapmanız gereken bir beyin cerrahına başvurmaktır.


  Tedavi süreçlerine bakıldığında en iyi bel fıtığı ameliyatı, en iyi boyun fıtığı ameliyatı, en iyi beyin ameliyatı, en iyi beyin tümörü ameliyatı genellikle beyin cerrahi kliniklerinde yapılmıştır. Bunun nedeni mesleki eğitim esnasında beyin cerrahlarının beyin ve omurilik konusunda sayısız hasta görerek bu konuda deneyim sahibi olmasından kaynaklanır. Pnömosefali tedavisi ve son dönemde alzheimer ameliyatı yine beyin cerrahları tarafından yapılmaktadır.

  Doktorunuz öncelikle tam bir fizik muayene yapacak ve sonrasında tetkikler isteyecektir. Bu tetkikler arasında özellikle bilgisayarlı beyin tomografisi önemli bir yer alır. Diğer yandan MR, EEG, beyin anjiografisi de çekilebilir. Bu tetkiklerin sonucunu en iyi beyin cerrahı doktoru yorumlayarak tedaviniz hakkında karar verecektir

  Tedavisi çoğunlukla hastanın bilinç bozukluğu düzeyine bağlı yoğun bakım veya yataklı serviste takip altına alınmalı, menenjit ve ensefalit gibi enfeksiyonları önlemek için antibiyotikler başlanmalı, antiepileptik, burun maskeleriyle oksijen tedavileri ve sık beyin tomografisi çekilerek takip edilmelidir. Genellikle hastalar ameliyat gerekmeksizin bu sıkı takiple sağlıklarına kavuşabilmektedir. Fakat bazen durdurulamayan nöbet, kafa içi havanın hacim olarak çok büyük olup beyine bası etkisi yapması gibi durumlarda ameliyat gerekebilir.

  Pnömosefali cerrahisi çoğu merkezde yapılmayan ve bu konuda deneyimli ellerde yapılması gereken bir ameliyattır. Ankara beyin cerrahi camiasında pnömosefali tedavisi yapan hekimler bulunmaktadır. Birçok beyin cerrahı Ankara ilinde en iyi yoğun bakım ve en iyi ameliyathane koşullarına sahip olarak çalışmaktadır.

 Sizde de pnömosefali şikayetleri varsa adresiniz bu konuda deneyimli ve doğru bir beyin cerrahı olmalı…

 

 


15 Eylül 2020 Salı

Beyin lenfoması nedir? Hangi nedene bağlı ortaya çıkar? Tedavisi nasıl yapılır?

Beyin lenfoması nedir? Hangi nedene bağlı ortaya çıkar? Tedavisi nasıl yapılır? 

  Primer santral sinir sistemi lenfomaları beyin ve omurilikte sınırlı diğer organ ve dokularda görülmeyen lenfoma olgularıdır. Daha çok bağışıklık sistemi zayıflamış hastalarda görülse de nedeni hala araştırılmaktadır. Beyin tümörleri içinde %1’ den daha az görülmesine rağmen son 20 yılda görülme sıklığı artmıştır. Klinik olarak hızlı büyüme paterni gösterirler.

 Bu hastalarda beyinde oluşan kitleye bağlı olarak nöbet, bilinç bozuklukları, bazı uzuvlarda kuvvet kaybı, konuşma bozukluğu, görme ve duyma bozuklukları ortaya çıkabilir. Bu semptomlar ortaya çıktığında vakit kaybetmeden bir beyin cerrahına başvurmalısınız
Tedavi süreçlerine bakıldığında en iyi bel fıtığı ameliyatı, en iyi boyun fıtığı ameliyatı, en iyi beyin ameliyatı, en iyi beyin tümörü ameliyatı genellikle beyin cerrahi kliniklerinde yapılmıştır. Bunun nedeni mesleki eğitim esnasında beyin cerrahlarının beyin ve omurilik hastalıkları konusunda sayısız hasta görerek bu konuda deneyim sahibi olmasından kaynaklanır. Son dönemde alzheimer ameliyatı yine beyin cerrahları tarafından yapılmaktadır.

 Hekiminiz detaylı bir fizik muayene sonrası beyin tomografisi, damar içi kontrast madde verilerek çekilen MR, spektro MR, EEG, kan parametresi gibi tetkikler isteyecektir. Bu tetkiklerin sonuçlarını en iyi beyin cerrahı değerlendirerek tanı ve tedavi hakkında karar verecektir.

 Beyin lenfoması MR görüntüleri diğer beyin tümörleriyle karışabilmektedir. Kesin tanı yöntemi o bölgeden parça alınarak (biyopsi) patolojik incelemeye göndermektir. Son dönemde beyin lenfoması tedavisi hakkında iki görüş bulunmaktadır. Biri biyopsi alıp tanı kesinleşince hastaya radyoterapi ve kemoterapi vermek, diğer görüş ise yapılan işlemde biyopsi almakla kalmayıp kitlesel lezyonun tamamını çıkarmak şeklindedir.

 Ankara beyin cerrahi kliniklerinde beyin lenfoması tedavisi yapılmaktadır. En iyi yoğun bakım koşullarını sağlayarak hastaların ameliyat, kemoterapi, radyoterapi gibi tedavileri tam teşekküllü hastanelerde yapılmaktadır. Birçok beyin cerrahı Ankara iline beyin lenfoması hastalarını yönlendirmektedir.

 Sizde de beyin lenfoması şüphesi varsa adresiniz bu konuda deneyimli bir beyin cerrahı olmalı…


26 Ağustos 2020 Çarşamba

Beyin Kanaması Durumunda Ne Yapılmalı?


Beyin Kanaması Durumunda Ne Yapılmalı? 

Prof. Dr. Semih Keskil

 




  Kanama, kanın damarların dışına çıkması anlamına geldiği için; kanla beraber içindeki kimyasal maddeler ve hücreler de damar dışına çıktığı için beyinde hasar ortaya çıkar. Söz konusu etkilerin yanı sıra, kanama nedeniyle oluşan kan birikmesi beyni ezerek, iterek de fiziksel zarar oluşturur.

 Herhangi bir beyin kanaması durumunda eğer kanama hayati tehlike oluşturuyorsa asıl olan, acilen bu kanın boşaltılmasıdır. Bu kararı Nöroloji ve Beyin Cerrahi hocaları birlikte verecektir. Böylece hem beyne zarar veren kan ortadan kaldırılmış olacak ve hem de toplanmış kanın çevredeki beyne basısı ortadan kaldırılmış olacaktır.


  Bu boşaltma işlemi kimi zaman basit bir ameliyatken, kimi zaman da ileri düzeyde deneyim ve beceri gerektiren zorlu bir ameliyat halini alabilir. Bunun da ötesinde, beyin kanamasının tekrarlamasını önlemek için de anevrizma kliplenmesi, malformasyon çıkarılması gibi cerrahi müdahalelerin de yapılması gerekebilir.



12 Ağustos 2020 Çarşamba

Glioblastoma Multiforme Nedir? Hangi Semptomlara Neden Olur? Tedavi Yöntemi ve Hangi Doktora Başvurmalı?

Glioblastoma Multiforme Nedir? Hangi Semptomlara Neden Olur? Tedavi Yöntemi ve Hangi Doktora Başvurmalı?


  Glioblastome multiforme (GBM) beyindeki glial hücrelerden köken alan kötü huylu bir tümör tipidir. En sık gözlenen beyin tümörü olup, genellikle 40-60 yaş arasında ortaya çıkar. Vücutta başka bir organa yayılım göstermez fakat çok hızlı bir büyüme paternine sahiptir, 3-6 ay arasında hastada belirgin semptomlara neden olmaktadır. Nedeni bazı genetik faktörlere bağlansa da hala araştırılmaktadır. Erkeklerde kadınlara oranla daha sık görülür.

  Hastalarda baş ağrısı, görme bozuklukları, duyma bozuklukları, bazı uzuvlarda güç kaybı, nöbet, konuşma bozuklukları, bilinç kaybı gibi semptomlara neden olabilir. Hayati risk taşıyan ciddi bir hastalıktır. Bu semptomlar gözlendiğinde vakit kaybetmeden bir beyin cerrahına başvurmalısınız.

  GBM kötü huylu sınırları belirsiz, beyinde oldukça ciddi ödem tablosuna neden olan bir tümör tipidir. Nasıl ki hastalığımıza göre en iyi bel ağrısı tedavisi yapan, en iyi fıtığı ameliyatı yapan, en iyi bel fıtığı ameliyatı yapan cerrahı arıyorsak GBM tedavisi için de en iyi beyin tümörü ameliyatı ve en iyi beyin ameliyatı yapan cerrahları araştırmalıyız.

  Doktorunuz öncelikle şikayetlerinizi dinleyecek ve tam bir fizik muayene yapacaktır. Sonrasında beyin tomografisi, damar içi kontrast madde verilerek çekilen MR, spektro MR, EEG, kan parametreleri gibi tetkikler istenecektir. Bu tetkiklerin sonucuna göre tanı ve tedavi  şekillenecektir.



  GBM için kesin tedavi ameliyat ve sonrasında radyoterapi olarak bilinmektedir. Çok riskli bir ameliyat olup deneyimli ellerde yapılması halinde olumlu sonuçlar alınabilmektedir. Sonrasında hastaları yoğun bakım tedavisi bekler. Unutulmaması gereken oldukça kötü huylu bir tümördür, en iyi beyin cerrahı ya da en iyi yoğun bakım tedavisi olsa dahi hastalar kötüye gitme ihtimali taşır.

  Ankara beyin cerrahi camiasında GBM ameliyatı yapan hekimler bulunmaktadır. Birçok beyin cerrahı Ankara iline GBM hastalarını sevk etmektedir. Ameliyat sonrası radyoterapi görecek hastalar da yine gelişmiş teknoloji sayesinde Ankara ilinde tedavi edilebilmektedir.

  Sizde de GBM şüphesi varsa adresiniz doğru ve deneyimli bir beyin cerrahı olmalı…

6 Ağustos 2020 Perşembe

Kafatası kemik tümörü osteom nedir? Ne gibi şikayetlere neden olur? Tedavisi nasıl yapılır?

Kafatası kemik tümörü osteom nedir? Ne gibi şikayetlere neden olur* Tedavisi nasıl yapılır?

  Osteomlar yavaş büyüyen ve çoğunlukla iyi huylu kemik tümörleridir. Kafatasını tutabildiği gibi, yüz kemikleri, köprücük kemiği, kalça kemiği gibi yerlerde de görülebilir. Ayrıca nadirende olsa göz, dil, kafa derisi gibi yumuşak dokularda da görülebilmektedir. Nedeni hala bilinmemekle beraber bir gelişimsel bozukluk olduğu düşünülmektedir.

  Çok yavaş büyüdüğünden tanısı geç dönemde konulabilmektedir. Çoğunlukla herhangi bir şikayete neden olmaz. Fakat baş ağrısı ve dışarı doğru çıkıntı yaparak kozmetik problemler yaratmaktadır. Sizin de kafa derinizde sert şişlik varsa veya kafanızın hep bir bölgesinde ağrı çekiyorsanız bir beyin cerrahına başvurmalısınız.



  Bu tip tümörler ehil ellerde yapıldığı takdirde sonuçları oldukça yüz güldürücü olmaktadır. Nasıl ki hastalığımıza göre en iyi bel ağrısı tedavisi yapan, en iyi fıtığı ameliyatı yapan, en iyi bel fıtığı ameliyatı yapan, en iyi beyin tümörü ameliyatı yapan veya en iyi beyin ameliyatı yapan cerrahı arıyorsak kafatası tümörlerinde de bu ameliyatı iyi yapan cerrahları araştırmalıyız.

  Öncelikle doktorunuz sizi detaylı bir fizik muayeneden geçirecek ve kafatası röntgen grafisi, tomografi ve MR gibi görüntüleme tetkikleri isteyecektir. Bu tetkiklerin sonucunu en iyi beyin cerrahı değerlendirerek tedaviniz hakkında sizi bilgilendirecektir. Genellikle takip edilen bir kitlesel lezyondur. 3 ay, 6 ay veya 1 yıllık periyotlarla takip edilebilir. Fakat ilaçla geçirilemeyen baş ağrısı veya kişide gözle farkedilecek kadar deformasyon yarattığı hallerde ameliyat edilir.

  Ameliyatında kafa derisi kaldırılarak kafatası ortaya konur. Kitlesel lezyon bulunarak kafatası kemiğinden ayrılmaya çalışılır, ayrılmazsa kafatası ile birlikte alınabilir. Yerine yapay kafatası takmak gerekebilir. Ameliyat sonrası takip en iyi yoğun bakım ünitesinde yapılabilir. Genellikle bir gece yoğun bakım takibinden sonra ertesi gün servise alınmakta ve birkaç gün sonra hastalar taburcu edilebilmektedir.
 
  Ankara beyin cerrahi camiasında kafatası tümörleri konusunda uzun yıllar çalışmış ve sayısız ameliyat yapmış hekimler bulunmaktadır. Çevre illerde çalışan birçok beyin cerrahı Ankara iline hastalarını yönlendirmektedir.

  Sizde de kafatası tümörü şüphesi varsa adresiniz doğru ve deneyimli bir beyin cerrahı olmalı…

30 Temmuz 2020 Perşembe

DISH Sendromu nedir? Ne gibi şikayetlere neden olur? Nasıl tedavi edilir?


DISH Sendromu nedir? Ne gibi şikayetlere neden olur? Nasıl tedavi edilir? 
  
  Yaygın idiyopatik iskelet hiperostozu (DISH) sendromu özellikle 50’ li yaşlardan sonra ortaya çıkan, omurganın ön-yan taraflarında yaygın kireçleme veya yeni kemik oluşumu ile karakterize bir hastalıktır. Forestier Hastalığı olarak ta isimlendirilmektedir. Nedeni bilinmemekle birlikte romatizmal hastalıklar, yoğun iş temposu, hareketsiz yaşam gibi nedenlere bağlanmaktadır. Erkeklerde kadınlara oranla 3 kat fazla gözlenmektedir.

  DISH sendromu özellikle boyun bölgesini tutar ve omurganın ön bölgesinde oluşan kama tarzındaki yeni kemik yutma güçlüğüne neden olur. Boyun, sırt, bel ağrıları sık görülür. Hareket kısıtlılığına neden olur, kemiklerin kırılganlığını artırır. Hastalar genellikle boyun ağrısı ve yutma güçlüğü ile hastaneye başvurmaktadır. Sizde de bu şikayetler mevcutsa yapmanız gereken bir beyin cerrahına muayene olmaktır.

  Tedavi süreçleri incelendiğinde en iyi bel fıtığı ameliyatı, en iyi boyun fıtığı ameliyatı, en iyi beyin ameliyatı, en iyi beyin tümörü ameliyatı genellikle beyin cerrahi kliniklerinde yapılmıştır. Bunun nedeni mesleki eğitim esnasında beyin cerrahlarının beyin ve omurilik konusunda sayısız hasta görerek bu konuda deneyim sahibi olmasından kaynaklanır. Son dönemde alzheimer ameliyatı yine beyin cerrahları tarafından yapılmaktadır.

  Öncelikle hastaların şikayetleri dinlenmeli ve hastalar tam bir fizik muayeneden geçirilmelidir. Sonrasında tüm omurga röntgen grafileri, hareketli grafiler, omurga tomografisi, tüm omurga MR’ ı çekilmelidir. Bunun yanı sıra kandaki romatizma ve ek hastalıklar açısından kan parametreleri istenmelidir. Tüm bu tetkikleri en iyi beyin cerrahı doktoru inceleyerek hastalığınızın gidişatı ve tedavi protokolü açısından sizi bilgilendirecektir.

  Sadece ağrı şikayeti olan DISH sendromu hastaları genellikle fizik tedavi ve rehabilitasyon programına alınarak hastalığın gidişatı durdurularak ağrılarını azaltıcı egzersiz programı ve uygun ortezler verilmektedir. Bu hastalara en iyi bel ağrısı tedavisi ve boyun ağrısı tedavisi uygulanarak yaşam kalitelerini artırmak hedeflenir. İleri derece hareket kısıtlılığı, kırık, yutma güçlüğü olan hastalarda tedavi seçeneği cerrahidir.

  DISH sendromu ameliyatı sadece bu konuda deneyimli cerrahlar tarafından yapılmaktadır. Bu sebeple bu ameliyatı yapan cerrah sayısı kısıtlıdır. Ankara beyin cerrahi camiasında DISH sendromu konusunda uzman isimler bulunmaktadır.

    Sizde de yukarıda belirtilen şikayetler varsa adresiniz bu konuda doğru ve deneyimli bir beyin cerrahı olmalı…


21 Temmuz 2020 Salı

Beyincik sarkması (Arnold- Chiari Sendromu) nedir? Hangi nedenlere bağlı gelişir? Tipleri nelerdir? Hangi doktora gitmek gerekir?


Beyincik sarkması (Arnold- Chiari Sendromu) nedir? Hangi nedenlere bağlı gelişir? Tipleri nelerdir? Hangi doktora gitmek gerekir?

  Arnold- Chiari Sendromu (beyincik sarkması) beyinciğin kafa tabanında belli bir sınırı geçerek omuriliğe doğru sarkmasıdır. Alman bir patolog olan Chiari tarafından ortaya atılmış bir anomali olup kesin nedeni tam bilinmese de 3 nedene bağlı olabileceği düşünülmektedir. Bunlar 1-) Kafa içi basınç ile omurilik basıncının birbirinden farklı olması, 2-) Beyincikteki yapışıklıklara bağlı beyin omurilik sıvısının dolaşımının bozulması, 3-) Gelişim bozuklukları olarak sıralanabilir.

            Alman patolog Chiari tarafından 4 tip anomali tanımlanmıştır.

 Tip 1: Beyinciğin ayakçıklarının (tonsil) omurilik kanalı içine sarkması

 Tip 2: Beyinciğin tonsillaları ve beyinciğin ana dokularının omurilik kanalı içine sarkması. Bu anomalide omuriliğin diğer bölgelerinde de eşlik eden malformasyonlar görülür (meningosel, meningomyelosel gibi).

 Tip 3: Beyinciğin tonsillaları, beyincik ana dokuları ve beyin dokularının ensede kese oluşturarak dışarı sarkması. 

 Tip 4: Beyinciğin doğuştan gelişmemesi durumudur. 


  Arnold Chiari Tip 1 dışındakiler yenidoğan bebeklerde gözlenen ve bir anomalinin eşlik ettiği sendromlardır. Tip 1 Chiari ise en çok 30’ lu yaşlarda meydana gelen bir erişkin hastalığıdır. Özellikle ense bölgesinde ağrı olmakla birlikte baş ağrısı, boyun ve omuzlarda ağrı şikayetine neden olur. İlerlediği takdirde omuzlarda pelerin tarzında hissizlik, bazen aynı bölgede uyuşma, kol ve bacaklarda güçsüzlüklere sebep olabilir. Ense bölgesinde ağrı omuzlar ve boyunda basınç hissi en sık semptomlardır. Sizde de bu tip semptomlar varsa bir beyin cerrahına başvurmalısınız.

  Öncelikle hastanın şikayetleri dinlenerek detaylı bir fizik muayene yapılmalı ardından bazı tetkikler istenmelidir. Özellikle beyin ve tüm omurilik MR’ ı yapılmalı ve yanında kemik kusuru için tomografi, sinir iletimi için EMG, SEPP, MEPP gibi tetkikler uygulanmalıdır. Bu sonuçları en iyi beyin cerrahı değerlendirerek tanınızı koyacaktır.

  Arnold Chiari Sendromu tedavisi ameliyattır. Mekanik bir sarkma olduğundan bu sarkmayı geriye döndürecek bir ilaç veya rehabilitasyon yöntemi yoktur. Ameliyatı beyin ameliyatı veya beyin tümörü ameliyatı kadar riskli, tecrübeli ellerde yapıldığı takdirde sonuçları yüz güldürücü olan bir ameliyattır. Tedavi esnasında mutlaka yoğun bakım yatağı ayarlanmalıdır. Tecrübe neden önemli, bir beyin cerrahı; bel fıtığı ameliyatı, boyun fıtığı ameliyatı veya beyin kanaması ameliyatlarını sıklıkla yapmasına karşın Arnold chiari ameliyatı sık yapılan bir ameliyat değildir. Doğal olarak bu konuda çok kez ameliyat yapmış kişiler araştırılmalıdır.

  Ankara beyin cerrahi camiasında Arnold Chiari ameliyatları yapan deneyimli kişiler bulunmaktadır. Bir çok beyin cerrahı Ankara iline bu tip hastaları yönlendirmektedir.

  Sizde de yukarıda saydığımız şikayetler mevcutsa adresiniz doğru ve tecrübeli bir beyin cerrahı olmalı…    

20 Temmuz 2020 Pazartesi

Subdural kanama nedir? Hangi nedenlere bağlı olur? Tedavisi nasıl yapılır? Hangi doktora başvurmak gerekir?


Subdural kanama nedir? Hangi nedenlere bağlı olur? Tedavisi nasıl yapılır? Hangi doktora başvurmak gerekir?

  Subdural mesafe beyinin en üst zarı olan dura mater altında olan aralıktır. Subdural kanama ise bu aralıkta meydana gelen kanamalara denir. Üç tipi bulunmaktadır, bunlar akut (erken), subakut (erken-geç arası), kronik (geç) subdural kanamadır. Genellikle trafik kazası, iş kazası, yüksekten düşme, kafaya alınan darbeler gibi travma sonucu olmakla birlikte kanama bozuklukları, kan sulandırıcı kullanımı, bazı beyin tümörleri, damar zedelenmeleri sonucu da ortaya çıkabilir. Genellikle venöz (toplar damar) kanamalardır. En sık kanayan toplar damar ise köprü venleri adı verilen damarlardır.

  Subdural kanama sonucu başvuran hasta için mutlaka bir beyin cerrahı görüşü alınmalıdır. Doktorunuz tam bir fizik muayene yapacak ve bazı tetkikler isteyecektir. Bu tetkikler arasında beyin tomografisi, beyin tomografik anjiografisi, kan tetkikleri, beyin MR’ ı vardır. Bu tetkiklerin sonuçlarını en iyi beyin cerrahı değerlendirerek subdural kanamanın hangi evrede olduğu (akut, subakut, kronik), başka bir patolojini eşlik edip etmediği (kafatası kırığı, beyin tümörü, baloncuk, vs.) ve ameliyat gerekip gerekmediği konusunda sizi bilgilendirecektir.

  Bu hastalar sadece baş ağrısı şikayetiyle tüm fonksiyonları normal olarak başvurabildiği gibi, bilinci kapalı ve koma halinde de getirilebilirler. Subdural kanama hastanın sakat kalmasına veya ölmesine neden olabilecek kadar ciddi bir kanamadır. Subdural kanamalı hastalar yoğun bakım yatağına alınmalı, takip ve tedavisi burada yapılmalıdır.

  Subdural kanamanın boyutu fazla değilse, kişinin nörolojik fonksiyonlarında bozukluğa sebep olmamışsa takip edilebilir. Fakat bazı hastalar ameliyat edilmektedir. Bir beyin ameliyatı olan subdural kanama cerrahisi kafatasına açılan delikten dura mater kesilerek kanamanın kateter yardımıyla tek delikten boşaltılması veya kafatası beyin tümörü ameliyatı yapılır gibi kapak gibi kaldırılarak dura mater tam açılıp kanamanın boşaltılması esasına dayanır. Hangi tekniğin kullanılacağına kanamanın boyutuna, akut- kronik oluşuna, hastanın koma puanına göre karar verilir.

  Beyinde olduğu gibi omurilikte de dura mater bulunmaktadır. Burada da dura mater altına kanama yani subdural kanama görülebilir. Genelde travma, tümör veya damarsal patolojilere (AVM gibi) bağlı gelişir. Nadiren de olsa bel fıtğı ameliyatı, boyun fıtığı ameliyatı sonrası görülebilir. Omurilikteki tedavisi beyindeki ile benzerdir. Yani kanama boyutu ufaksa takip, omurilik basısı varsa ameliyattır.

  Bir beyin cerrahı Ankara ilinde çalışıyorsa bu tip kanamalarla çok sık karşılaşır. Ankara beyin cerrahisi kliniklerinde gerek takip gerekse ameliyat açısından ihtiyaç duyulan ekipmanlar bulunmaktadır. Subdural kanama doğru ve tecrübeli kişilerce tedavi edildiğinde sonuçları yüz güldürücüdür. İyi bir tedavi sonrası hastalar hiçbir sekel kalmadan taburcu edilebilmektedir.

  Subdural kanama için tercihiniz doğru ve deneyimli bir beyin cerrahı olmalı…





17 Temmuz 2020 Cuma

Epidural kanama nedir? Hangi nedenlere bağlı gelişir? Tedavisi nasıl yapılır? Hangi doktora başvurmak gerekir?


Epidural kanama nedir? Hangi nedenlere bağlı gelişir? Tedavisi nasıl yapılır? Hangi doktora başvurmak gerekir?

  Epidural kanama beyin zarlarından en dıştaki olan dura mater ile kafatası kemiğinin arasına olan kanamadır. Genellikle trafik kazası, düşmeler, iş kazaları, kafaya alınan darbeler gibi travma sonucu gelişse de bazen kanama bozuklukları, damar hastalıkları, kan sulandırıcı kullanılmasına veya bir tümöre bağlı da gelişebilir. Genellikle dura mater üzerinde bulunan ve bu bölgenin beslenmesinden sorumlu olan meningea media arteri (atardamarı) ve dallarından kanar. Sıklıkla epidural kanamaya kafatası kırıkları eşlik eder. Burada bir parantez açarak bahsetmemiz gereken konu alzheimer hastaları yürüme güçlüğü ve hafıza problemleri yaşadığından kafalarını bir yere çarpma ihtimalleri fazlacadır. Yaşları ile olduğundan damar yapılarındaki yaşlanmaya bağlı olarak kanama daha kolay gelişir. Bu tip hastalara alzheimer tedavisi mutlaka uygulanmalıdır. 


  Epidural kanama gelişen bir hastada beyin cerrahı görüşü alınmalıdır. Genel tıbbi muayenenin ardından, beyin tomografisi çekilmeli, epidural kanama ve varsa kafatası kırıkları görülmelidir. Bu sonuçları en iyi beyin cerrahı değerlendirecek ve hastanın ameliyatına gerek olup olmadığına karar verecektir. Epidural kanama hayatı tehtid eden çok ciddi bir kanama şeklidir. Bir atardamar kanaması olduğundan takip edilsede kanama durmayabilir. Bu durum hastanın ölümüne veya sakat kalmasına neden olabilir. Bu hastalara mutlaka bir yoğun bakım yatağı ayarlanmalıdır.

 Epidural kanama tedavisi genellikle ameliyattır. Bazen çok ufak boyutta olan kanamalar takip edilerek düzelebilmektedir. Bir beyin ameliyatı olduğundan riskleri de bulunmaktadır. Ameliyat şekli beyin tümörü ameliyatı ile benzerdir. Tecrübeli kişiler tarafından doğru zamanda yapılan müdehalelerin sonuçları oldukça yüz güldürücüdür. 

  Genel olarak epidural kanamanın beyin bölgesine olan kanamadan bahsettik. Fakat omurilik zarı ve omurga kemiği arasına olan kanamada epidural kanamadır. Bu da yine travmalar ve tümörlere bağlı gelişir. Hatta bel fıtığı ameliyatı, boyun fıtığı ameliyatı sonrasında da nadiren gözlenebilir. Omurilikteki epidural kanamanın da tedavisi genellikle ameliyattır. 

  Bölgesel olarak bakacak olursak Ankara beyin cerrahi camiasında epidural kanama açısından kapsamlı tedavi verilen merkezler bulunmaktadır. Birçok beyin cerrahı Ankara iline epidural kanamalı hastaları sevk etmektedir.

  Tekrarlamak gerekirse epidural kanama sonu ölümle sonuçlanabilecek fakat doğru ve tecrübeli bir beyin cerrahı tarafından tedavi edildiği takdirde hiçbir sekel kalmaksızın iyileşme ihtimali olan ciddi bir kanama şeklidir.



15 Temmuz 2020 Çarşamba

Ensefalosel nedir? Nedenleri nelerdir? Tedavisi nasıl yapılır? Hani doktora gitmek gerekir?


Ensefalosel nedir? Nedenleri nelerdir? Tedavisi nasıl yapılır? Hani doktora gitmek gerekir?

  Ensefalosel, fetüsün (anne karnındaki bebek) doğmadan önceki gelişimi esnasında kendinde bulunan bazı sendromlara veya annedeki başta folik asit olmak üzere bazı vitamin ve minerallerin eksikliğine bağlı olarak gelişir. Ensefaloselde kafatasında açıklık olur ve beyin zarları ve beyin dışarıdadır. Bu durum kapanma defekti olarak adlandırılır ve beyin çoğu zaman normal gelişmesine rağmen dışarıya açık haldedir. Ensefalosel tanısı bebek daha anne karnındayken konur. Günümüz teknolojisinde bir bebeğin ensefalosel ile doğacağı bilinir. Bu durumda kadın doğum uzmanları hastayı beyin cerrahına yönlendirir.


   
  Beyin cerrahı ultrason raporlarını inceleyerek fetal MR denilen anne karnındaki bebeğe çekilen ileri görüntüleme tetkikini ve annenin kan tetkiklerini isteyecektir. Sonuçlarınızı en iyi beyin cerrahı değerlendirerek hastalığın boyutu ve tedavisi konusunda sizi bildilendirecektir. Bebeğin doğumunu takiben hemen bebeğe de beyin ve tüm omurga MR’ ı çekilecek böylece cerrahi tedavi planlanacaktır.


 Tedavisi bebek doğduktan en geç 24-48 saat içinde ameliyata alınarak bu defektin kapatılması esasına dayanır. Eğer geç kalınırsa bu bölgeden dışarıya sarkan beyin ve sinir dokuları hava teması sonrası geri döndürülemez hasarlara maruz kalabilir. Ensefalosel ameliyatı bir beyin ameliyatı olup bel fıtığı ameliyatı veya boyun fıtığı ameliyatı ile kıyaslandığında çok daha kompleks ve yenidoğan yoğun bakım yatağı gerektiren bir ameliyattır. Yaklaşım açısından yenidoğan bir bebeğe yapılan beyin tümörü ameliyatı ile benzemekte olup pediatrik beyin cerrahi konusunda deneyimli kişiler tarafından yapıldığı takdirde sonuçları yüz güldürücüdür. Tabi ki bu hastalardaki defektin ve zarar gören beyin dokusunun miktarına göre sakatlık ve ölüm riski taşıyan ciddi bir hastalıktır.

  Ensefalosel konusunda Ankara beyin cerrahi doktorları arasında çok deneyimli kişiler bulunmaktadır. Birçok beyin cerrahı Ankara iline ensefalosel tanısı konulan hastaları sevk etmektedir.

  Eğer kontrollerinizde ensefalosel şüphesi varsa adresiniz bu konuda doğru ve deneyimli bir pediatrik (çocuk) beyin cerrahı olmalı…






23 Ocak 2017 Pazartesi

Alzheimer İle Bunama!





ALZHEİMER İLE BUNAMA!
Bunama tanısı koymak kolay bir iş değildir.  Tabii ki belleğinizin, yorumlama kapasitenizin, reflekslerinizin, yürümenizin, konuşmanızın ayrı ayrı değerlendirilmesi ve üstelik bu değerlendirmelerin nicel olması yani sayılarla yapılması gerekmektedir. Bu tanıyı koyabilecek bir uzmanın liseden sonra EN AZ 10 YIL ekstra eğitim alması gerekmektedir. Bunun ötesinde bunama tanısı koymanın kolay bir iş olmaması da gerekir. Çünkü bunama kolay göze alınabilecek bir durum değildir. Değil mi ki bir insanın duruşu, konuşması, davranışları her tür fiyakalı kartvizitin veya biraz da böbürlenme payı olan tüm unvanların önünde geliyor. Bu yüzden bir insanın boynuna böyle bir yafta asmadan önce defalarca düşünmek, tabiri caizse kılı kırk yarmak gerekir...
Peki öyleyse bu isimdeki bir kitabı neden kaleme aldım: Yıllardır katıldığım her apartman toplantısında, her uçak yolculuğunda, her taksiye bindiğimde; mesleğimin ne olduğu ortaya çıktığında karşılaştığım sorulardan bıktığımdan değil tabii ki. Sadece daha kapsamlı ve doyurucu bir cevap verme isteğim ve hayalimden. Olası tüm soruları ve cevaplarını dilimin döndüğü, aklımın erdiği, ilmimin yettiğince; belli bir kalıp içinde içinde toparladım.
Bunama, aklınızın başından uçmasıdır. Ama öyle aşık olarak filan değil. Üstelik geçici bir durum da değildir. Bir bakarsınız aklınıza doğru kelimeler gelmiyor, gördüğünüz insanları başkalarıyla karıştırıyorsunuz. Bir bakarsınız yıllardır oturduğunuz evin sokak numarasını hatırlamıyorsunuz. Zaten bir süre sonra siz bu durumun farkına bile varmamaya başlarsınız. Üzülmezsiniz bile. Ama sizi sevenlerin yüreği parçalanır bu halinize, o başka. Sonuçta “Aman hiç kimse bu hale düşmesin!” denebilir ama, biliyoruz ki beyniniz de vücudunuzla yaşıt, ve her yeriniz gibi o da yıpranıyor. Yaşlanan beyniniz de aklınızı eskisi gibi yerinde tutamıyor. Her şey adeta güz rüzgarının önündeki yapraklar gibi uçuşuyor.
Bunama aslında kendisi bir hastalık değil, bir hastalığın bulgusudur. Güzel bir benzetme olarak ‘ateş’ gösterilebilir; ateş bir hastalık değildir, hastanın sıcaklığının yükselmesidir ve bir hastalığın habercisidir. Benzer şekilde bunama, hastanın beyninde bir şeylerin yanlış gitmekte olduğunu gösterir ancak söz konusu bellek ve zihin problemlerine neyin yol açtığını göstermez.
Bunama ikinci çocukluk diye de tanımlanabilir; yani insan, dünyaya geldiğinde nasıl acizse, yaşlılığında da benzer şekilde çaresizliğe düşebilir. Bu hastalık,  sinsi bir şekilde başlayıp geriye dönüşü olmayacak şekilde devamlı ilerleyen; zihinsel işlevler, günlük yaşam etkinlikleri ve yaşam kalitesinde bozulma ve eşlik eden davranış problemleri ile tanımlanır. Bunama, hasta kadar yakınlarını ve toplumu da sosyo-ekonomik olarak etkileyen bir hastalıktır. Daha doğrusu tek bir hastalık değildir, farklı hastalıklara bağlı olarak ortaya çıkabilen bir tablodur. Çok sık karıştırılan bunama ve Alzheimer hastalığının arasındaki en büyük fark; her bunama Alzheimer hastalığı değildir ama her Alzheimer hastalığı bunamadır...

Tıp inanılmaz bir hızla ilerliyor. İnsan ömrü son yüzyıl içinde tam 2 katına çıktı. Tabii ki sadece ömür uzamakla kalmadı, yaşam kalitesi de arttı. Artık hepimiz 100’lü yaşlarımıza ulaşmayı ve o yaşlarda hala aktif bir yaşam sürmeyi hayal edebiliyoruz. Etmeliyiz de, tabii ki yaşlanacağız ama ihtiyarlamayacağız... Çoğu organ problemimizi çözen tıp adamlarından, beynimizin yaşlanmasını önlemelerini istemek de en doğal hakkımız.
Bunama ile ilgili hastalıklar neredeyse 100 yıldır bilinmesine rağmen, bu konudaki çalışmalar son 30 yılda yoğunlaşmıştır. Ancak şunu da biliyoruz ki beyin araştırmaları henüz emekleme çağında. Değil mi ki dünyanın önde gelen ülkeleri, 2010-2020 arasındaki yılları beyin onyılı ilan ettiler; araştırmaya ayrılan kaynakların çoğu artık beyin araştırmalarına akıtılıyor. Eminim ki önümüzdeki yıllar çağ açacak gelişme ve buluşlara gebe. Ama bunama korkusu açısından bakınca, önümüzdeki yılları bekleyecek zamanı kalmamış olanlar da var.
Dünya nüfusunun ortalama yüzde 8 ila 10’u bu grupta. Yani bunama tehlikesinin baş gösterdiği 60 yaşını aşmış durumda. Demek ki ülkemizde en az 6 milyon kişi, yarına dair sizinle aynı endişeleri taşıyor. 2050 yılında bu rakam tüm ülke nüfusunun 5’te birine ulaşacak! Artık hemen herkes akıl sağlığını tüm diğer sağlık sorunlarından ayrı tutuyor, daha çok önemsiyor. Ben de kendi adıma, aynı fikirdeyim. İnsan tabii ki elden ayaktan düşmesin, ama özellikle aklının ışığı sönmesin.
Çok detaylı araştırmalarda bunama hastası olduğu düşünülen kişilerin % 9’unda; aslında depresyon, delirium, ilaç yan etkisi, tiroid problemi, vitamin eksikliği, alkol kullanımı gibi nedenlere bağlı olan bulguların tedavi ile düzeltilebildiği ortaya çıkmıştır. Bu nedenle hekimler bir tanıya varmadan önce söz konusu ihtimalleri göz önüne alıp gerekli testleri yapmaktadırlar. Günümüzde hekimler, bunama tanısı koyabilmek için bellekte bozulmanın yanı sıra aşağıdaki zihinsel yetilerin en az birinde günlük yaşamı aksatan düzeyde bozulma olması şartını da aramaktadırlar:
1)    Akıcı şekilde konuşup, yazılı ve sözel dili anlama yetisi
2)    Sağlıklı duyusal işlev olduğu varsayılarak, cisimleri tanıma ve tanımlama yetisi
3)    Yeterli hareket- duyu işlevleri olduğu ve verilen görevin anlaşıldığı varsayılarak bir takım hareketleri yapma yetisi
4)    Soyut düşünebilme, sağlıklı yargılara varıp planlar yaparak, karmaşık görevleri yerine getirme yetisi
Önce şunu belirtmek lazım: Bunama basit bir unutma hali değildir. Bunama bir hastalıklar grubunun belirtisidir. Yani bunamanın nedeni Parkinson hastalığı olabilir, Alzheimer hastalığı olabilir, Adams Hakim hastalığı olabilir ve daha pek çok hastalık olabilir. Tabii çok ileri yaşlarda sadece yaşlanmaya bağlı olarak ta bunama görülebilir. Üstelik bunama sadece unutma hali de değildir. Karmaşık bir yakınmalar grubudur. İnsan yürümekte zorluk çekebilir, idrarını tutamayıp altına kaçırabilir, aşırı sinirli ve kavgacı olabilir; yani pek çok terslik üst üste binmiş olabilir. Bazı kişiler ise melek gibi tatlı, hiçbir derdi kafasına takmayan, bütün insanları seven, kimseyi yargılamayan, değerli değersiz eşyalarını birilerine hediye eden bir insan haline dönüşebiliyor.
Evin anahtarını evde unutabilirsiniz, hatta unutmamak için tüm anahtarlarınızı bir arada taşımak gibi bir takım yöntemler geliştirmiş bile olabilirsiniz ama bunadıysanız zaten evinizin yerini bulamazsınız. Arkadaşlarınızın isimleri aklınıza gelmeyebilir, gördüğünüz kişiler tanıdık geliyordur lakin kim olduğunu çıkaramıyorsunuzdur ama bunadıysanız kızınızı bile tanımazsınız. Sıkışıp tuvalete yetişmeye çalışırken dayanamayıp altınızı ıslatabilirsiniz ama bunadıysanız halının ortasına çişinizi yapmaya kalkarsınız. Yani daha önce de söylediğim gibi, aklınız başınızdan uçup gitmiştir...
Yani bunadığınızdan şüphelenme şansınız bile yoktur, o durumun farkına siz değil çevrenizdekiler varır. Siz belki ancak bunamaya başlıyor olduğunuzdan şüphelenebilirsiniz, ki bu satırlar da zaten sizin için kaleme alınmıştır. Normal yaşlanma sürecinde beyin işlevleri bir miktar geriler, ancak her yaşlıda bunama belirtileri bulunmaz. Tabii ki yukarıda anlattığım hafif belirtilerde giderek bir ağırlaşma, sıklığında bir artma olması canınızı sıkabilir, sıkmalıdır da... O zaman bir uzman tarafından incelenme vaktiniz gelmiş demektir.
Unutkanlık, beynin en önemli işlevlerinden biri olan belleğin bozulması sonucu ortaya çıkan ve kişinin etkinliklerini kısıtlayabilen bir sorundur. Özellikle yaşlılarda bunama hastalığının ilk bulgusu olabileceği için ciddiye alınması gerekir. Unutkanlık her yaştan insanın en sık yakınmasıdır ancak çoğunlukla bir hastalık belirtisi olarak görülmez. Gençlere “bu yaşta unutkanlık olmaz” denirken, yaşlılara  “unutması normal” gözüyle bakılır. Oysa unutkanlık daima altta yatan bir hastalığın belirtisi olarak kabul edilmeli ve bir uzman tarafından detaylı şekilde araştırılmalıdır.

Gençlerde günümüz şehir ve çalışma hayatının getirdiği stres, depresyon ve gerginlik; beyin işlevlerinden dikkat toparlama ve dikkat yöneltmeyi bozarak unutkanlık yapabilir. Yaşlanma ile de kişilerde ılımlı bir unutkanlık ve karmaşık problemleri çözebilmek için daha fazla zamana gereksinim duyulması ortaya çıkabilir. ‘Yaşla ilintili unutkanlık’ ismi verilen bu durum ilerlemediği sürece herhangi bir hastalık söz konusu değildir. Ancak bu tip hastaların düzenli aralıklarla takip altında olması gereklidir çünkü bu unutkanlık, eğer ilerleme gösteriyorsa, ciddi hastalıkların habercisi de olabilir.

Unutkan bir insan, bu durumdan önce kendisi rahatsız olur. Bunama hastasının ise yakınları rahatsız olur ancak hasta durumundan yakınmaz. Unutkanlık kimi zaman depresyon, vitamin eksiklikleri, tiroid işlev bozukluklarına bağlı olarak ta görülebilir ve uygun tedavi ile tam düzelme sağlanır.  Ancak unutkanlığın bunamanın ilk belirtisi olabileceği de unutulmamalıdır. Sonuç olarak devam eden ve artan unutkanlık tıbbi olarak araştırılmayı hak eden bir bulgudur.

Yaşlılardaki unutkanlık çok hafif olmaktan çıkıp daha belirgin duruma geldiğinde ise tıbbi adıyla ‘hafif zihinsel bozukluk’ adı verilen tablo ortaya çıkar. Bu durum artık bir hastalık olarak ele alınmalıdır, çünkü söz konusu bu durum bunama ile seyreden birçok hastalığın erken dönemini teşkil ettiğinden önem verilmesi ve araştırılması gereken bir durumdur. Gerçekten de birçok bunama hastasında dönüp geriye bakıldığında, bir dönemler böyle bir tablo olduğunun farkına varılır.

Aslında hafif zihinsel bozukluk tablosunda beyinde değişiklikler çoktan başlamıştır ama henüz yakınmalar belirgin şekilde ortaya çıkmamıştır. Bu tabloda bellek ile ilgili yakınmalar varken, problem çözme gibi diğer zihni yetenekler normaldir; kişinin günlük yaşam etkinlikleri de normaldir. Mini Mental Test skorları 27-30 arasındadır. Bu tablonun bunamaya dönüşme oranı yıllık %10-15 'tir; yani her 7 hafif zihinsel bozukluk hastasından 1 tanesi ertesi yıl bunama hastası olur. Süre uzadıkça bu oran da artar. Sonuçta bu tanıyı almış kişilerin % 70’i bir zaman sonra bunamaktadır.

Varlığı 1936 yılından beri bilinmekle birlikte; bunama yakınması ile karşımıza çıkan her 7 kişiden birinin beyninde sıvı artışının aşırı düzeyde olduğu bir hastalık, 1965 yılında Hakim ve Adams tarafından tanımlanmıştır. ‘Adams Hakim’ hastalığı, bunamaya yol açan nedenler arasında tümüyle tedavi edilebilen; yani hastanın durumunun tamamen geri döndürülebildiği, hatta tedaviden sonra yaşamına eskiden olduğu gibi normal bir insan olarak devam edebildiği tek hastalık.

Bunama yakınması olan kişiler arasında her 7 kişiden birinde bu hastalığın olduğu çok iyi bilinen bir gerçek. Demek ki bunama her 7 hastadan birinde geri çevrilebiliyor. Ancak vakaların %80’inin gözden kaçırılmakta olduğunu bildiğimden, tedavi için en uygun zaman penceresinin tanı konduktan sonraki ilk yıl olduğunu belirtmeden geçemeyeceğim. Yani erken tanı hemen her hastalıkta olduğu gibi bu konuda da önemlidir. “Vakit nakittir!” derler ya, ben de “Vakit beyindir!” diyorum.
Adams Hakim hastalığı aynı zamanda ‘normal basınçlı hidrosefali’ ve ‘okkült hidrosefali’ olarak da adlandırılmaktadır. Bu hastalık, beynin sıvı dolu boşluklarının genişlemiş olması ve fakat bu sıvının basıncının normal olmasına eşlik eden; yürüyüş bozukluğu, yakın bellek kaybı, idrar kaçırma üçlü bulgusu ile karakterize bir klinik hastalıktır.
Bu tablo beyin kanaması, tümör, enfeksiyon, kafaya alınan darbe, Paget hastalığı, akondroplazi gibi başka kafaiçi sorunlarla beraber olabildiği gibi; kendiliğinden (idiopatik olarak) de ortaya çıkabilir. Tabii bu hastalık bunamaya yol açan diğer hastalıklarla birlikte de görülebiliyor. Örneğin her 5 Parkinson hastasının birinde bu durum da hastalığa eşlik ediyor, yani yine etkili bir tedavi şansı var.
Tedavi beyindeki bir çay bardağı miktarındaki sıvının, basit bir cerrahi işlem ile boşaltılması için yapılıyor. 30-45 dakika arasında süren bu işlem, genel anestezi altında yapılmakta ve hastanın beynindeki fazla sıvının boşaltılmasını sağlayacak bir silikon boru (şant) cilt altına takılmaktadır.
Hasta işlem sonrası yaşam kalitesini düşüren çok önemli olumsuzluklardan kurtularak sosyal yaşamına geri dönebiliyor. Sonuçta net sayılarla belirtecek olursak; tedavinin başarılı olma şansı, cerrahiden 3 ila 6 ay sonra % 65 - % 95 arasında değişiyor. Genellikle şant takılması sonrası ilk aylarda görülen belirgin iyileşme sonrası, yakınmalar sabit bir hal alırlar. Ancak bir grup hastada ise yavaş ve durağan bir iyileşme görülebilmektedir. Özetleyecek olursam, ortalama % 60 hastada şant takılması sonrası hemen iyileşme saptanırken, uzun dönemde belirgin iyileşme saptanan hasta oranı ise  % 30’dur.

Son olarak ta yine belirtmeliyim ki, hastaların bu tedavi yöntemini denemekle kaybedecekleri pek bir şey de yoktur...