2 Haziran 2021 Çarşamba

Sırt Fıtığında Tam Kapalı Ameliyat

 

                                                                                                                    Prof. Dr. Semih Keskil 

    
    Son zamanlarda MR cihazlarının yaygınlaşması ve bunlara ulaşımın kolaylaşmasına bağlı olarak sırt fıtıklarına daha çok rastlanıyor. Tabii ki unutulmaması gereken bu torakal disk hernilerinin  çok azının ameliyat gerektirdiğidir. Sırt fıtıklarının ancak sınırlı sayıdaki deneyimli omurga cerrahlarınca yapılabildiğini de söylemek gerekiyor. Ancak benim asıl vurgulamak istediğim konu, bu fıtıkların bazılarının tam kapalı ameliyat yöntemleriyle, yani endoskopik diskektomi ile tedavi edilebildiğidir. Tabii narkoz riski ve enfeksiyon riski çok çok düşük olarak, üstelik aynı gün içinde yaptırıp eve dönebildiğiniz ve birkaç gün sonra da normal hayatınıza devam edebildiğiniz bir işlem.




Bel Ağrısı Ameliyat Gerektirmez

                                                                                

                                                                                                                Prof. Dr. Avni Babacan 

    Bel, bacak, sırt ve baş ağrıları en sık karşılaşılan ağrılardır. Kronik ağrı bir hastalıktır, hiçbir zaman bir semptom değil bir sendromdur, yani bir hastalıklar grubudur. Ağrı vücutta bir alarm işareti, bir şeylerin yolunda gitmediğinin göstergesidir. Ama bu alarm görevini vücutta yapmayıp da vücuda zarar verir hale geldiği zaman, geçmeyen baş, bel ve boyun ve kanser ağrıları gibi, ciddi bir problem olarak karşımıza çıkmaktadır. 

    Ağrı tedavisinin en etkili olduğu alanlardan olan bel ve boyun ağrılarında Enjeksiyon tedavileri (Epidural steroid ya da kortizon) fıtıklarda tercih ettiğimiz bir yöntemdir. Yapılan enjeksiyonlar sinir şişmelerini ortadan kaldırır ve disklerden ağrıya neden olan maddelerin salınımına engel olur. Söz konusu tedavilerin %50-80 arası etkinliği vardır ki bu önemli bir başarıdır. Üstelik uygulanan tedaviler sadece ağrıyı ortadan kaldırmakla kalmaz, tedaviyi de sağlar. Hastalar ağrılarından ve kol ya da ayaklarındaki uyuşmalardan kurtulur ve günlük normal yaşamlarına geri dönebilir. Bu enjeksiyonlar uygulamadan yaklaşık 3-4 gün sonra etkisini göstermeye başlar. Yılda 3 kez uygulanabilen bu yöntemin ameliyathane koşullarında ve deneyimli hekimler tarafından yapılması gerekmektedir.


İç Hastalıkları 2021/ 10 Yeni Bilgi


                                                                                                 Prof. Dr. Burçak Kayhan
  1. Covid-19 için Johnson ve Johnson tek doz aşısından sonra Bostonda bir hastada 10. Günde ciddi bir adele ve sinir hastalığı olan Guillain-Barre Sendromu gelişmiştir. Normalde, Guillain-Barre solunum ve sindirim sistemindeki viral enfeksiyonlar sonrası ortaya çıkmaktadır ve sinirlerin etrafındaki zarların erimesiyle sinir iletiminin bozulmasıyla hastalık kendini göstermektedir. 
  2. Covid aşılarında olan tromboz riski, esasında bütün adenovirüs odaklı aşılarda sıklıkla görülen kan pıhtılaşması ve  pıhtılaşma hücrelerinde azalma şeklinde kendilerini göstermektedir. Bu özellik, Astra Zeneca Covid-19 aşısında tespit edilmiştir. Astra Zeneca aşısıyla 16 vakada serebral venöz tromboz, 53 olguda splcchnik vende(sindirim sisteminin damarı) tromboz rapor edilmiştir. 
  3. Covid-19’ün dünyada kökünü kuratabilir miyiz? Yoksa yanlızca bölgesel olarakmı yok edebiliriz ?
    Bilim insanlarının cevabı:  Dünyadan covid-19’un kökünü kurutamayacağımız yönündedir. 
  4. Göz kapağında ve gözünün çevresinde etbeni veya ksantoma olanların kolonlarında polip sıklığı daha fazla bulunmuştur. Bu sebeple kolonoskopi  bu tür hastalarda hayat kurtarıcı olabilmektedir. 
  5. Obeziteye karşı  ilk tıbbi savaş endoskopik olarak mideye konan balonla başlamıştır. Daha sonra bir kenara itilen bu tedavi yerini birçok ölümcül komplikasyonu olan cerrahiye bırakmıştır. Fakat son yıllarda balonun obezitedeki önemi ve güvenli bir tedavi olma yöntemi birçok makalede tekrar bildirilmektedir.  ABD balon kullanımı FDA tarafından önerilmektedir. 
  6. Evde bakım hastalarında en sık komplikasyon yemek veya ilaç içerken ortaya çıkan aspirasyon (yenilenlerin akciğere kaçması)sorunudur. Yemeklerin akciğer yoluna gitmesi çok büyük sorunlar oluşturmaktadır. Daha kötüsü, birçok evde bakım hastasına yemek yediren ve bakanların sağlık eğitimi olmayan elemanlar olduğu unutulmamalıdır. Bu sebeple aspirasyonu onlarda anlamadığından, hastalar kısa sürede  kaybedilmektedir. Uzun süre evde yatalak bakılacak hastaların karnına endoskop yardımıyla  katater koyulmasıyla (PEG) hasta beslenimleri daha düzenli olmakta ve hastalar daha güven içinde olmaktadır. 
  7. Anal bölgedeki çatlaklar, en çok hemoroidle halk tarafından karıştırılmaktadır. Her iki hastalıkta bölge olarak aynı noktada olsa ve aynı bulguları verselerde, tedavileri  farklıdır. Bu ayrımın doğru yapılabilmesi için muayenenin bir proktoloji masasında yapılması gereklidir. Malesef, bu muayene masaları sağlık kuruluşlarında yaygın değildir. 
  8. Çiğ balıktan insana geçen bir prazit türünün sebep olduğu hastalık olan anikazis, türk toplumundada görülmeye başlamıştır. Ciddi mide problemi olan kişide tanı endoskopi yardımıyla konulmaktadır. 
  9. Kronik sinuzit kişide nörolojik bozukluğa bağlı davranışşal problemler yaratabilmektedir. 
  10. Covid-19, genç erişkinlerde (16-19 yaş) ağız mukozasında ve cinsel organ mukozasında döküntüsel cilt lezyonları yaparak kendini gösterebilmektedir.


     




     




7 Mayıs 2021 Cuma

Chiari malformasyonu (Beyincik sarkması) nedir?

Chiari malformasyonu (Beyincik sarkması) nedir? Hangi şikayetlerle belirti verir? Hangi doktora gitmek gerekir? Ameliyatı nasıl yapılır? Öğrenmek istediğiniz her şey burada…



Chiari malformasyonu, yani halk arasında bilinen adıyla ’’Beyincik sarkması’’; doğuştan var olan bir anomali olup kafatası boşluğu içerisinde arka kısımda yer almakta olan ‘beyincik’ adlı organın, kafatası tabanında bulunan delikten aşağı uzanarak omurilik kanalı içerisine sarkması ve bunun sonucunda omuriliğe baskı yapması durumudur.

Farklı tipleri bulunan bu hastalığın en sık görüleni ‘Tip 1 Chiari malformasyonu’ olup hem erişkinlerde hem de çocuklarda rastlanabilmektedir.

Beyincik sarkmasına bazen ‘Hidrosefali’ adı verilen; beynin su odacıklarında olması gerekenden fazla Beyin-Omurilik sıvısı birikimi veya ‘Siringomiyeli’ adı verilen omurilik içerisinde içi sıvı dolu kistlerin olması durumu eşlik edebilir.

Hastalarda sıklıkla baş ağrısı, ense veya boyunda ağrı, dengesizlik, kollarda ve ellerde uyuşma, sıcağı-soğuğu ayırt edemeyecek şekilde vücutta his algısının bozulması şikayetleri olup bu gibi şikayetler durumunda vakit kaybetmeden bir beyin cerrahına başvurmak gereklidir.

Nasıl ki gerektiği zaman en iyi beyin tümörü ameliyatı, en iyi boyun fıtığı ameliyatı, en iyi bel fıtığı ameliyatı, en iyi beyin ameliyatı, en iyi bel ameliyatı yapacak cerrahı araştırıyorsak, beyincik sarkması ameliyatına karar verdiğinizde de kendinizi bu konuda tecrübe sahibi ve başarılı en iyi beyin cerrahına emanet etmek tabii ki en doğru karar olacaktır.

Öncelikle hasta detaylı bir fizik muayeneden geçirilmeli, Beyin MR’ı, Omurilik MR’ı, Beyin Tomografisi çekilip incelenerek sarkmanın ne tipte ve hangi boyutlarda olduğu, beraberinde ek başka problemlerin de olup olmadığı araştırılır. Var olan sarkmanın yarattığı şikayetlerin hastanın yaşam kalitesinde ne gibi olumsuzluklara sebep olduğu  net olarak değerlendirildikten sonra tedavisine geçilir.

Beyincik sarkmasının tedavisi cerrahidir. Ameliyatında; hastanın arka kafatası kemiğinin beyincik üzerinde bulunan alt kısmı ile 1. Boyun omurgasının arka kısmında bulunan kemik kaldırılır. Böylece sarkan kısmın omurilik üzerinde yaratmış olduğu baskı ortadan kaldırılarak hastanın şikayetlerinde anlamlı derecede düzelme sağlanır. Her şeyin yolunda gitmesi durumunda  hasta ertesi gün ayağa kaldırılır, birkaç gün içerisinde de hastaneden taburcu edilir.

Boyun fıtığı ameliyat edilmeli midir?


Boyun fıtığım var, ameliyat önerildi. Sakat kalmaktan korkuyorum. Ameliyat şart mı? Her boyun fıtığı mutlaka ameliyat edilmeli mi? Öncesinde denenebilecek başka tedavi seçenekleri  yok mu?



Gün içerisinde başvuran hastalarımızdan bazen sıralaması dahi değişmeden duyarız bu cümleleri. Yaşam kalitesini ciddi anlamda düşüren ağrılardan bıktınız ama ameliyatı da en son çare olarak düşünüyorsanız mutlaka okumalısınız. Ameliyattan önce son çıkış…

Boyun fıtığı; omurlarımızın arasında yerleşmiş olan ve yastık vazifesi gören ‘disk’ adı verilen kıkırdak dokunun, boyun bölgesinde arkaya doğru fıtıklaşarak bazen omuriliğe, bazen de kollara dağılmak üzere omurilikten çıkan sinirlere baskı yapması sonucu oluşan bir hastalıktır. Hastalarda, şiddetli boyun ve omuz ağrıları, kollarda ve ellerde ağrı, uyuşma, his kaybı, ellerde beceriksizlik, kuvvet kayıpları, ilerlemesi halinde denge veya yürüyüş bozukluğu, yemek yerken kaşığını tutamama, düğmelerini ilikleyememe gibi problemlere dahi sebep olabilmekte, hayatı kabusa çevirebilmektedir.

Peki her boyun fıtığı ameliyat edilmeli midir? Tabi ki ‘Hayır’.

Nasıl ki gerekli hallerde en iyi beyin tümörü ameliyatı, en iyi bel fıtığı ameliyatı, en iyi beyin ameliyatı için en iyi beyin cerrahını arıyorsak boyun fıtığımız için de en doğru tedaviyi uygulayacak, gerçekten sadece ameliyat gerektiren durumlarda ameliyat önerecek ve ameliyat gerekliliği halinde de en iyi boyun fıtığı ameliyatını yapabilecek bir beyin cerrahına başvurmak gerekir.

Hasta, ilk olarak tam bir fizik muayeneden geçirilmeli, hastanın boyun bölgesine yönelik MR ve tomografileri, röntgenleri çekilmelidir. Hastanın şikayetleri, ayrıntılı muayenesi, yaşı, hipertansiyon, diyabet, kalp hastalığı gibi ek sistemik hastalıklarının varlığı, gerçekten cerrahi müdahale gerektirecek bir durumun olup olmadığına bakılır. En iyi beyin cerrahı kendini burada gösterir; filmi değil hastayı ameliyat edeceğini, önemli olanın hastanın durumu olduğunu bilir.

Acil cerrahi müdahaleye gerek olmadığına karar verilen hastada ilk olarak ‘tutucu tedaviler’ denilen tedaviler denenmelidir. Bunlar; boyunluk kullanımı, ağrı kesici ve kas gevşetici ilaçlar, fizik tedavi egzersizleri ve hasta eğitimi şeklinde sıralanabilir.

Tutucu tedavilere rağmen hastanın şikayetlerinde gerileme olmaması veya şikayetlerinin giderek artması ya da belli bir dönem geriledikten sonra şikayetlerinin tekrar tekrar başlaması, hastanın sosyal ve mesleki hayatını olumsuz anlamda etkilemesi durumlarında cerrahi tedavi düşünülebilir, fakat buna doktorunuz karar verecektir. Ankara beyin cerrahi camiasında, bu alanda tecrübeli ve başarılı birçok isim en iyi ameliyathane şartları ve en iyi yoğun bakım koşullarına sahip merkezlerde bu ameliyatı başarıyla gerçekleştirebilmektedir.

Boyun fıtığınızın yarattığı ağrılar ve sıkıntılarla yaşamaktan yorulduysanız, ameliyattan önce başka tedavi seçenekleri arıyorsanız, gereksiz yere bu ağrıları çekmek yerine sizi bu konuda anlayıp en doğru şekilde yönlendirecek bir beyin cerrahına başvurmak için daha fazla vakit kaybetmeyin.







9 Nisan 2021 Cuma

Empty Sella

                                                                                                        

                                                                                                                  Prof. Dr. Semih Keskil 

    Herhangi bir nedenle size çekilen beyin MR’ının raporunda eğer “empty sella” gibi bir ifade yer alıyorsa, ve de size bunun pek çok normal insanda görülen önemsiz bir durum olduğu söylenmiş olsa bile;  siz yine de benim söyleyeceklerime kulak verin. Deneyimli bir beyin cerrahi hocasına ve sonra da onun sizi yönlendireceği Göz hocasına ve Endokrinoloji hocasına gidip istenen tüm detaylı tetkikleri yaptırın ki, aslında belki henüz farkında olmadığınız ama ileride başınıza daha ciddi işler açabilecek bir hastalık erkenden ortaya çıkarılıp tedavi edilebilsin… Aman dikkat!

Gıda endüstrisi sağlıksız ürünlerinin promosyonu için Covid-19 salgınından bile faydalanıyor...

 

                                                                                                Prof.Dr. Mehmet Emin Korkmaz


Dünyanın dört bir yanında “sağlıksız” ürün pazarlayan şirketler, Covid-19 salgınını ticari kazanç için değerlendirerek, toplumların sağlığını uzun vadede tehdit ediyorlar...


Hazır gıda, alkol, tütün, abur cubur, bebek sütü formülü ve fosil yakıt ticareti yapan firmalar, markalarını parlatmak, etki oluşturmak ve stratejik çıkarlarını ilerletmek için korona virüsü krizi gibi bir trajediyi bile fırsat bilmiş durumda. Hükümetler karantina önlemleri ve benzeri kısıtlamaları uyguladıkça, işlenmiş yiyecek ve içecek üreticileri ürünlerini temel tedarik zincirinin bir parçası olarak sınıflandırmak için kampanya yaptılar, satış vergilerinde indirim istediler. Şirketler sosyal mesafeye odaklanarak, reklam alanı olarak yüz maskelerini kullanan ve marka görüntülerini çevrimiçi video iletişim platformlarına ekleyen ürün promosyonları geliştirdiler. İtibar ve meşruiyetlerini artırmak için hükümetler, Birleşmiş Milletler programları ve Kızıl Haç gibi sivil yardım kuruluşları ile ortaklıkları ve işbirliklerini güçlendirmeye çalıştılar. 

NCD Alliance'ın raporu göz açıcı nitelikte. Bu projede araştırmacılar, 94 ülkede, 2020 yılının Mayıs ve Temmuz ayları arasında şirket faaliyetlerini analiz etmiş. Bulguları çarpıcı. Bu rapordan aldığım bazı örnekleri sizlerle paylaşmak isterim: 
  • Brezilya'da bira üreticisi Karsten, logosunu bir çift akciğere benzeyecek şekilde uyarladı ve "İyi bira hava gibidir: onsuz yaşayamazsınız" sloganını ekleyerek tüketicileri Karsten ile hayatta kalmak için üç adımı takip etmeye teşvik etti: "İzolasyon uygulayın, dezenfektan kullanın ve eğlenmek için bira için." 
  • Burger King, oyunlaştırma ve konum belirleme uygulamalarıyla birçok ülkede pazarlamasını geliştirdi ve “evde kalırsanız bedava burger ile ödüllendireceğiz” kampanyası yaptı. Açıklamaları göz yaşartıcıydı: “İnsanların hayatlarının bir parçası olmak istiyoruz.” 
  • ABD'de McDonalds, ilk müdahale ekiplerindeki sağlık çalışanlarına eğer satın aldıkları menü ile bir selfie paylaşırlarsa ücretsiz "teşekkür" yemeği önerdi. 
  • Güney Afrika'da Coca-Cola, bir obezite bakım merkezi de dâhil olmak üzere yerel sağlık merkezlerine "soğuk içecekler" bağışladı.  
Aynı rapor, Nestlé, McDonalds, McCain, Burger King, KFC, Heineken, Kingfisher ve Diageo gibi büyüklerin ve bunların dışında yüzlerce küçük şirketin salgından yararlanmak için benzer reklam faaliyetinde bulunduğunu bildiriyor. Muhtemelen raporda yazılanlar "buzdağının görünen ucu" olarak değerlendirilmelidir. 

Taktikleri şöyle özetlenebilir: Sağlıksız, paketlenmiş ultra işlenmiş yiyecek ve içecekleri bağışlayarak, artan sosyal ihtiyaçlar ve ekonomik zorluklarla mücadele eden düşük gelirli ülkelerdeki savunmasız nüfuslar için gıda ihtiyacına cevap veriyor görünüyorlar. Sağlıksız ürünlerini hayır işlerine bağlayan pazarlama kampanyaları yapıyorlar. Abur cubur tüketimini artırmak için nostaljiye ve duygulara hitap eden mesajlar kullanarak sağlıksız ürünlerinin vazgeçilmez olduğunu söylüyorlar.
 
Mesajlarını iletmek için pandemiye özel pazarlama kampanyaları ve gösteriler organize ederek, sosyal sorumluluk ve hayırseverlik programları düzenleyerek ve hükümetler ve sivil toplum kuruluşları ile ortaklıklar yaparak uygun politika ortamlarını şekillendirmeye çalışıyorlar. Yaptıklarından utanma diye bir şey yok. Örneğin, hazır gıda markaları etiketlerini "sağlık kahramanlarına teşekkür ederiz" şeklinde değiştiriyor, kendilerini ve çalışanlarını pandemi bağlamının “kahramanları” olarak öne çıkarıyorlar. Bazıları ise konuya daha küresel yaklaşıp, fakir ülkelerin yetersiz finanse edilen kamu hizmetlerini desteklediklerini söylüyor. 

Hazır gıda endüstrisinin ürünleri, işlenmiş gıda ve şekerli içecekler, şişmanlık, yüksek tansiyon, şeker hastalığı, yetersiz beslenme gibi sorunlara yol açıyor. Bu sorunlar da halihazırda insanları en çok öldüren ve sakat bırakan durumlar. Ürünleri, topluca bulaşıcı olmayan hastalıklar olarak adlandırılan bu hastalıkların gelişimini artıran ve insanları pandemi altında daha fazla acı çekme riskine sokan şirketlerin kendilerini kahraman olarak nitelemesi ürkütücü bir ironi. 

Hükümetler ve düzenleyiciler sert bir yanıt vermek zorundadır. Öncelikle yapılması gereken sağlıklı beslenmemin tanımlanması ve ürün etiketleme ve tanıtımında katı uygulamalara izin veren yasal düzenlemenin çıkartılmasıdır. Gıda endüstrisinin reklam ve pazarlama çabaları kısıtlanmalıdır. 

Ancak bu da yeterli olmayacaktır. Bilgi kirliliğinin çok yaygın olduğu bir çağın belki de en kırılgan dönemindeyiz. Pek çoğumuz değişen şartlara uyum sağlamakta zorlanıyoruz ve büyük ihtimalle geleceğe dair kaygılıyız. Kaygılarımız, doğru ile yanlışı ayırt etme becerimizi tehdit ediyor. Biz tüketicilerin bu durumunu gözlemleyebilen, küresel ekonomik buhranda kaybedecek çok şeyi olan büyük şirketlerin, kazanç için her şeyi yapabileceklerini unutmamalıyız. Pandemiye ilişkin kamu bilincini ve korkularını kullanan bu firmalarla etkin mücadele edilmelidir. Düzenlemeleri engellemek veya zayıflatmak ve vergi politikalarını kendi çıkarlarına göre şekillendirmek gayretleri, sivil toplum kuruluşları ile birlikte çalışılarak kamuoyuna duyurulmalıdır. Aksi takdirde toplumlar tek yönlü bir beyin yıkama faaliyeti ile karşı karşıya kalacaktır. 


*Prof. Dâhiliye ve Kardiyoloji Uzmanı, https://drmehmeteminkorkmaz.com