6 Mart 2021 Cumartesi

Kafatası Şekil Bozukluğu

 Kafatası Şekil Bozukluğu


                                                                                                                Prof. Dr. Semih Keskil


   Bebeklerde görülen kafatası şekil bozukluklarının en ciddi olanı, hatta gecikildiği zaman yapılması gereken ameliyatın en ağır olanının adı plagiosefali. Ancak bebek daha birkaç aylıkken fark edilip deneyimli cerrahlarca detaylı şekilde değerlendirildiğinde kimi zaman ameliyatsız da düzeltilebildiğini unutmamak gerek. Bunlara pozisyonel plagiosefali de deniyor. Bunların, özellikle de prematüre doğan bebeklerde küvöz dönemindeki yatış hatalarına bağlı olarak ortaya çıktığında; özel kaskların kullanılması ile düzeltilmesi mümkün olmaktadır. Ancak asıl vurgulamak istediğim konu, söz konusu kask tedavisi kararının ancak, bir pediatrik beyin cerrahı tarafından yaptırılacak özel radyoloji incelemelere bağlı olarak verilebileceğidir.


Hangi Covid Aşısı?

Hangi Covid Aşısı?


                                                                                                        Prof. Dr. Mehmet Emin Korkmaz 



Son aşı haberleri umut getirirken, aynı zamanda ilaç endüstrisinin bozuk iş modelini de açığa çıkardı. Bu sistem görüldüğü gibi herkes için sağlık elde etmeye yönelik değil. Kamu fonları kullanılarak yüksek şirket kârları elde ediliyor; bu kamu fonlarıyla üretilen aşılardan başlıca zengin ülkeler yararlanırken, fakir ülkeler kaderine terk ediliyor. 
Birçok Covid-19 aşı adayına, etkinlik duyurularına, yayılan umutlara rağmen, evrensel, ücretsiz bir "halk aşısı" vaadini yerine getirmek için hâlâ uzun bir yol var. Ulusal ve ticari çıkarlar sağlık adaleti ilkesini karanlıkta bırakıyor.

İngiltere bir Covid-19 aşısını ilk onaylayan ülke oldu. Pfizer ve Moderna’nın yeni mRNA aşılarının faz 3 sonuçları ve Sinovac’ın ölü virüs, Sputnik V’in vektör aşılarına ilişkin ön veriler cesaret verici. Haberler salgında sona yaklaşıldığı iyimserliğini körüklüyor. Gerçekte ise, ihtiyaç duyulan şeyi sunmanın başlangıcında bile değiliz: Eşit olarak dağıtılan ve ihtiyacı olan herkese ücretsiz olarak sunulan bir "halk aşısı".Aylar içerisinde işe yarayan aşıların üretilmesi muazzam bir başarıdır. Unutulmamalıdır ki bu atılım, onlarca yıllık araştırma ve geliştirmeye yapılan devasa kamu yatırımının sonucudur. Pandemi ile bu destek daha da belirgin hale geldi. BioNTech, Alman hükümetinden 445 milyon dolar, Moderna ABD kurumlarından 1 milyar dolar, AstraZeneca-Oxford aşısı, İngiliz hükümetinden 1.3 milyar dolar kamu fonu aldı. Çinli firma Sinovac’ın da 15 milyon dolar fon kullandığı bildiriliyor.

Ancak teknolojik gelişmelerin “Herkes için sağlık”'a çevrilmesi, yaratılan yeniliklerin özel kâra değil, kamu yararına yönetilmesiyle mümkün olabilir. Bu, özellikle pandemi bağlamında bir aşının geliştirilmesi, üretilmesi ve dağıtılması söz konusu olduğunda geçerlidir. Tek başına hareket eden hiçbir ülke bu krizi çözemez. Bu nedenle evrensel ve ücretsiz olarak elde edilebilen aşılara ihtiyacımız var. Mevcut sistem, yüksek gelirli ülkelerin çıkarlarını diğerlerine önceliklendiriyor ve kamu sağlığından kâr sağlıyor. 

Bir halk aşısına doğru atılacak ilk adım, klinik araştırma sonuçlarının tam olarak şeffaf hale getirilmesidir. Bu da ancak güvenlik ve etkililiğin bağımsız ve zamanında değerlendirilmesiyle olur. Örneğin Oxford aşısının tasarımında yapılan hatalar sonradan ve parça parça ortaya çıktı. Bu da şeffaflığın önemini gösteriyor. Kurumsal basın bültenleri yoluyla yetersiz, ön verilerin yayınlanması, halk sağlığı için değil, finansal piyasalar içindir. Bu uygulama kötü bir emsal teşkil ediyor. Şirket hisse fiyatları yükselirken, sağlık çalışanları ve halk ikinci planda kalıyor.

Ek olarak, aşı adayları hakkındaki kritik sorular cevapsız kalıyor. Zengin ülkelerdeki politik ve ekonomik baskı sonucu ilaç firmaları, aşılarını bitiş çizgisine koşturdu. Aşının enfeksiyonu önleyip önlemediği veya sadece hastalığa karşı koruma sağlayıp sağlamadığı gibi soruları ele almak yerine, faz 3 klinik denemelerini mümkün olan en hızlı pozitif okumayı sağlayacak şekilde tasarladılar. Sonuçta korumanın ne kadar süreceği, belirli bir aşının gençlerde ve yaşlılarda veya kronik hastalıkları olan kişilerde eşit derecede işe yarayıp yaramadığı, hatta ideal doz bile belirsizdir. Ancak yaygın aşılamanın başlamasından sonra bu bilgilere sahip olabileceğiz.

Dahası, gelişmiş ülkelerin çıkarları baskın faktör olmaya devam ediyor. Örneğin, yüksek gelirli ülkeler, ilk yıl içinde satışa sunulacak olan Pfizer ve Moderna aşı dozlarının yüzde 80'ine yakınını zaten satın almış durumdalar. Başka deyişle, yüksek gelirli ülkeler, nüfuslarını birkaç kez kapsayacak kadar ön sipariş verdiler ve dünyanın geri kalanına (en risk altındakiler dahil), çok az aşı bıraktılar. 

Aşı yarışının esas olarak Batı pazarlarına odaklanması başka sorunlar da doğuruyor. Pfizer aşısı, Antarktika'daki kış mevsiminden daha soğuk olan -70º C'de tutulmalıdır. Bu aşının dağıtılması, özellikle düşük ve orta gelirli ülkeler için çok zor lojistik sorun ve yüksek maliyet anlamına geliyor. Tabii ki Sinovac, Sputnik ve Oxford aşısı gibi diğer adaylar daha yüksek sıcaklıklarda korunabilir. Ancak daha sonuçları bile belli olmadan, nispeten ucuz ve lojistiği daha kolay aşılar hakkında yoğun bir karalama kampanyası başlatıldı. Türkiye’nin Sinovac ile anlaşmasının açıklanmasından sonra sosyal medyada Çin ve aşı karşıtlığı el ele verdi. Büyük ilaç sanayi sahip olduğu mali imkânlar ve medya desteği sayesinde bu tür bir karalama kampanyasını kolaylıkla sahneye sürebilir.Paranın en yüksek değer olduğu bir araştırma geliştirme modelinde yaşıyoruz. Aşırı finansallaşmış bu modelde çıkarlar başarıyla gizleniyor. Pfizer, hissedar değerini maksimize etme modeline bağlı kalırken, AstraZeneca en azından "salgın sırasında" aşısından kâr etmeme sözü verdi. Ancak bütün bu buluşların temelini oluşturan kamu yatırımlarına rağmen, süreç bulanık kalacak ve AstraZeneca'nın aslında kârdan ziyade halk sağlığını mı düşündüğünü veya aşısını maliyetine sunup sunmadığını tartışıyor olacağız.

Öte yandan “halk aşısı” fikri gibi yeni kavramlar doğuyor. Covid-19 krizi, önümüzdeki yıllarda geliştirme ve üretime yönelik halk sağlığı odaklı bir yaklaşımın mümkün olup olmayacağının mükemmel bir testidir. Son aşı haberleri umut getirirken, aynı zamanda ilaç endüstrisinin bozuk iş modelini de açığa çıkardı. Bu sistem görüldüğü gibi herkes için sağlık elde etmeye yönelik değil. Kamu fonları kullanılarak yüksek şirket kârları elde ediliyor; bu kamu fonlarıyla üretilen aşılardan başlıca zengin ülkeler yararlanırken, fakir ülkeler kaderine terk ediliyor.Bu küresel kriz de, şüphesiz ki bir aşamada kontrol altına alınacak. Ancak, bu meseleleri ele almanın çok daha iyi ve insancıl bir yolu var: Bütün dünyada güçlü ulusal halk sağlığı kurumları oluşturulmalı ve bunlar küresel ölçekte işbirliğine gitmeliler. Bir sonraki pandemi gelmeden önce, aşıları dünyanın ortak sağlık paydası olarak kabul etmeli ve araştırma-geliştirme sistemini kamu yararına yönetilen kamu-özel ortaklıklarına doğru yeniden yönlendirmeliyiz.

Ancak o gün gelmeden önce, büyük ilaç firmaların yaygın biçimde katkıda bulunabileceklerini de göz önüne alarak yürüyen kara propagandayı elinizin tersiyle itin ve ilk fırsatta aşılanın.

* Prof. Dr., İç Hastalıkları-Kardiyoloji Uzmanı

4 Mart 2021 Perşembe

İç Hastalıklarında 10 Yeni Bilgi

 

İç Hastalıklarında 10 Yeni Bilgi    

  

                                                                                                                Prof. Dr. Burçak Kayhan   


  1. Reflu sonrasında gelişebilen yemek  borusundaki Barrett  değişikliği üzerinde kontrolsüz kanser  gelişebilirken ; günümüzde geliştirilen  bilgisayar  yardımlı  görüntüleme  teknikleriyle  yeni  başlayan  kanser  hücreleri  tesbit  edilebilmektedir. Böylece  hasta  büyük  ameliyatlardan  ve  organ  kayıplarından  kurtarılmaktadır.   
  2. Makattan akıntı olması ciddi bir hastalığın habercisi olabilir. Makat cildinden akıntının en sık sebebi fistüldür. Fistül basit bir proktolojik tedaviyle tedavi edilebilmektedir. Fakat bu fistül eğer bağırsağın ince bağırsak  kısmında olan ciddi bir hastalığın habercisiyse, buraya herhangi bir cerrahi veya proktolojik girişim  yapılmamalıdır. Yapılırsa akıntı daha şiddetlenebilir. Altta yatan Crohn hastalığı varsa önce crohn, medikal  olarak tedavi edilmelidir.
  3. Kalp  hastalıkları ve felç’i önlemek için kullanılan tıbben antitrombotik ajan olarak bilinen kan sulandırıcılar  bir  grup halinde alındıklarında, tek başlarına kullanımlarına göre daha fazla mide kanaması yaptıkları tespit  edilmiştir.  
           
  4. Çocukluk çağında  inek  sütü  allerjik  yemek  borusu  hastalıklarını  arttıran nedenler  arasında  gösterilmiştir
  5. Sezeryanla doğmamış normal doğmuş çocuklarda daha fazla karın ağrısı olduğu saptanmıştır. Bunun  muhtemel nedeni, bu grup çocuklarda immün sistemin hızlı gelişmesidir.
  6. Mide koruyucu kullananlarda birçok antibiyotiğe dirençli canlıların daha kolay midede kolonize olduğu  gösterilmiştir.
  7. Sistemik uzun süreli kortizon tedavisi alanlarda, bir diabet ilacı olan metforminin faydaları gösterilmiştir. İltihabi sebeplerle steroid alanlarda, bunların diabeti olmaması şartıyla bir diabet ilacı olan metformin  verilirse, kortizona bağlı ciltaltı yağ dokusu birikimi belirgin olarak azalacaktır.
  8. İnkubasyon  süresi bir hastalığın  yayılmasında kritik bir süredir. Bu süreye göre karantina süresi belirlenir. Fakat, birde hastalığın vücuda girdikten sonra hiç hastalık yapmadığı gizli bir dönem olan latent period  vardır. Bu inkubasyon döneminden bağımsızdır. Bu sebeple karantina sürelerinde bu süre göz ardı  edilmemesi gerekir. Corona virüs olan Covid-19 da inkubasyon periyodu 14  gündür  ama latent süre tam  olarak  bilinememektedir.
  9. Günde bir  kez cilt altına yapılan iğneyle zayıflamak mümkün. Bu sayede % 10’ a yakın BMI ‘da azalma  olmaktadır.
  10. Hemoroid‘le(Basur)beslenme arasında doğru bir ilişki istatistiki olarak  gösterilmese de, yaşam  biçimiyle  hemoroid  arası  ilişki  gösterilmiştir. Çok  oturanlarda  ( sekreter vbg )  ve  çok  uzun  mesafe  yürüyenlerde  ( postacılarda  vbg ) daha  fazla  oranda  hemoroid  olduğu  gösterilmiştir.

9 Şubat 2021 Salı

Araknoid kist nedir, nasıl oluşur? Hangi şikayetlerle belirti verir? Hangi doktora başvurmak gerekir? Tedavi yöntemleri nelerdir?

Araknoid kist nedir, nasıl oluşur? Hangi şikayetlerle belirti verir? Hangi doktora başvurmak gerekir? Tedavi yöntemleri nelerdir?                                   

                                                                                       
                                                                                                                   Prof. Dr. Semih Keskil



Araknoid kist; beynin etrafını saran zarlardan biri olan ‘araknoid’ adlı zarın anne karnında anormal gelişmesiyle ortaya çıkan doğumsal bir anomalidir. Araknoid kist içerisinde;  normalde sadece beynin su odacıklarının içerisinde ve etrafında bulunan beyin-omurilik sıvısı bulunur.

    Araknoid kistlerin bir kısmı ara ara olan baş ağrısı, mide bulantısı gibi belirtilerle sessizce seyrederken, bir kısmıysa ciddi bir takım belirtilerle kendini gösterir. Bunlar arasında; bebeklerin baş çevresinin normalin üzerinde bir hızla büyümesi, gelişme geriliği, ergenlik belirtilerinin erken yaşta ortaya çıkması, görme bozuklukları, nöbet geçirme sayılabilir. Araknoid kist tedavisi beyin cerrahları tarafından yapılmaktadır.

    Yukarıda bahsi geçen şikayetlerle başvuran hasta; detaylı bir fizik muayeneden geçirildikten sonra Beyin MR’ı veya Beyin tomografisi çekilerek araknoid kist varlığı araştırılır. Nasıl ki en iyi beyin tümörü ameliyatı, en iyi bel fıtığı ameliyatı, en iyi boyun fıtığı ameliyatı ya da en iyi Alzheimer ameliyatı için en iyi beyin cerrahını araştırıyorsak, araknoid kist tedavisi için de bu konuda tecrübeli bir beyin cerrahına başvurulmalıdır.

    Tedavisinde; kistin beyin içerisindeki yeri veya büyüklüğünden çok kistin hastada yaratmış olduğu sorunlar değerlendirilerek izlenecek yola karar verilir.

    Çok ciddi şikayetleri olmayan hastalar, başvurulan beyin cerrahi uzmanının belirleyeceği zaman aralıklarıyla takibe alınır. Gerekli hallerde hastanın şikayetlerine yönelik ilaç tedavisi başlanabilir.

    Hastanın şikayetlerinin giderek şiddetlenmesi, kistin beyin içerisinde baskı yaratması, hastada sürekli uyku hali oluşması, görme bozuklukları meydana gelmesi, hastanın nöbet geçirmesi  gibi durumlarda hastanın durumu ve yapılacak olan tetkikleri sonrasında gerekli ise hastada cerrahiye karar verilir.

    Araknoid kist ameliyatında; kistin olduğu bölgeden bozuk para genişliğinde açılacak olan bir delikten endoskopik (kamera aracılığıyla) girilir, beynin ‘ventrikül’ adı verilen su odacığı ile kist arasında bir pencere açılarak kist içerisindeki sıvının sürekli olarak buraya boşalması sağlanır. İkinci bir yöntem olarak; kist ile karın zarı boşluğu arasında cilt altından geçecek şekilde yerleştirilecek olan ve dışarıdan görülmeyen bir tüp sistemiyle kistin içerisindeki sıvının karın boşluğuna dökülmesi sağlanır, bu operasyonun süresi yaklaşık 30 dakikadır.

    Araknoid kist cerrahisi, tecrübe ve uzmanlık gerektiren bir cerrahi olup Ankara beyin cerrahi camiasında; en iyi ameliyathane şartları ve en iyi yoğun bakım şartlarına sahip merkezlerde bu operasyonu titizlikle gerçekleştirebilen en iyi beyin cerrahlarını bulmak mümkündür.

    Araknoid kist, sanılandan sık görülen, yıllarca belirti vermeden seyredebilen, büyümesi halinde yaratabileceği problemler sebebiyle de kişinin hayatında kalıcı hasarlar oluşturabilecek bir hastalıktır. Yukarıda bahsi geçen şikayetler sizde veya sevdiklerinizde mevcutsa es geçmeyin, ciddiye alın. Bir beyin cerrahına görünmek için vakit kaybetmeyin.

5 Şubat 2021 Cuma

Trigeminal nevralji nedir? Ne gibi şikayetlere sebep olur? Ameliyatı nasıl yapılır? Hangi doktora gitmek gerekir?

 

Trigeminal nevralji nedir? Ne gibi şikayetlere sebep olur? Ameliyatı nasıl yapılır? Hangi doktora gitmek gerekir? 


                                                                                     Prof. Dr. Semih Keskil 


        Trigeminal nevralji yüzün duyu hissini taşıyan 3 daldan oluşan trigeminal sinir (nervus trigeminalis) adı verilen sinirin bir damar tarafından sıkışmasına bağlı oluşan ve dayanılmaz ağrıya sebep olan bir hastalıktır. Özellikle yanaktan alına ve kulak bölgesine yayılan şiddetli ağrıya neden olur. Şimşek çakar gibi başlayan ağrı trigeminal sinirin bazen 1 dalını tutarken bazen 3 dalı birden etkilenir. Birkaç saniye sürüp geçen vasıftan hafif rüzgarda bile saatlerce süren ağrıya neden olabilir. Trigeminal nevralji tedavisi beyin cerrahları tarafından yapılmaktadır.

        Trigeminal nevralji ameliyatı her merkezde yapılmayan, deneyimli cerrahlar tarafından yapıldığında sonuçları oldukça yüz güldürücü olan bir ameliyattır. Nasıl ki hastalığımıza göre en iyi bel ağrısı tedavisi, en iyi fıtığı ameliyatı, en iyi bel fıtığı ameliyatı, en iyi beyin tümörü ameliyatı veya en iyi beyin ameliyatı yapan cerrahı arıyorsak trigeminal nevraljide de bu ameliyatı iyi yapan cerrahları araştırmalıyız.

   Öncelikle hasta tam bir fizik muayeneden geçirilmeli sonrasında beyin bilgisayarlı tomografisi, beyin MR’ı, MR anjiografi, MR venografi gibi görüntüleme tetkikleri yapılmalıdır. Bu tetkiklerin sonuçlarını en iyi beyin cerrahı değerlendirerek ameliyata gerek olup olmadığına karar verecektir. Ameliyat kararı verilen hastalara ameliyat öncesi detaylı kalp ve damar fonksiyon testleri yapılmalıdır. Bunun sebebi ise trigeminal sinire temas eden damarı disseke ederken ani bradikardi (kalp atımının yavaşlaması) riskini ortadan kaldırmaktır.

   Trigeminal nevraljide ilk tedavi seçeneği ilaç tedavisidir. Hastanın stresten uzak durması, verilen ilaçları düzenli kullanması, soğukla temas etmemesi istenir. Tabi bu öyle bir durumdur ki gülerken veya diş fırçalarken bile aniden ağrı başlayabilir. İlaç tedavisine yanıt vermeyen hastalarda tedavi seçeneği ameliyattır. Kulak arkasındaki kafatası bölgesine bozuk para boyutunda delik açılarak mikroskop altında sinire basan damar ayrılır ve damar-sinir arasına teması önleyici materyal yerleştirilir. Bazı cerrahlar damar-sinir temasını balon yöntemiyle açmaktadır.

    Ankara beyin cerrahi camiasında trigeminal nevralji ameliyatı yapan hekimler bulunmaktadır. Birçok beyin cerrahı Ankara ilinde en iyi yoğun bakım ve en iyi ameliyathane koşullarına sahip olarak çalışmaktadır.

   Sizde de trigeminal nevralji mevcutsa adresiniz deneyimli ve doğru bir beyin cerrahı olmalı…



23 Ocak 2021 Cumartesi

Ağrı pompası uygulaması (Spinal kord stimülasyonu) nedir? Ne gibi durumlara uygulanır? Hangi doktora başvurmak gerekir?

Ağrı pompası uygulaması (Spinal kord stimülasyonu) nedir? Ne gibi durumlara uygulanır? Hangi doktora başvurmak gerekir?


                                                                                                                Prof. Dr. Semih Keskil 

        Ağrı tedavisi yöntemlerinin gelişiminde elde edilen bilimsel temeller ve klinik bilgiler ışığında son 40 yılda uygulanmaya başlayan nöromodülasyon teknikleri önemli bir yer tutmaktadır. Nöromodülasyon uygulamaları ağrı yolaklarının dinamik ve/veya fonksiyonel olarak baskılama temeline dayanır. Bu teknikler temelde elektrik akım aracılığıyla uygulanan stimülasyon yöntemleri ve spinal (omurilik içine yerleştirilerek) ilaç uygulamalar ile gerçekleştirilir. Önceleri “Dorsal Kolon Stimülasyonu” olarak adlandırılan spinal kord stimülasyonu günümüzde ağrı için kullanılan stimülasyon yöntemlerinin en popüler olanlarından birisidir.




Spinal kord stimülasyonu başarısız bel cerrahisi, disk basılarına bağlı geçmeyen ağrılar, defalarca bel ameliyatı olan hastalar, cerrahiye dirençli ağrılar, bel fıtığı ameliyatı sonrası omurilik üzerinde skar oluşması (fibrozis), refleks sempatik distrofi sendromu durumlarında uygulanır. Spinal kord stimülasyonu beyin cerrahları tarafından yapılır.

Tedavi süreçlerine incelendiğinde en iyi bel ağrısı tedavisi, en iyi bel fıtığı ameliyatı, en iyi boyun fıtığı ameliyatı, en iyi beyin ameliyatı, en iyi beyin tümörü ameliyatı genellikle beyin cerrahi kliniklerinde yapılmıştır. Bunun nedeni mesleki eğitim esnasında beyin cerrahlarının beyin ve omurilik konusunda sayısız hasta görerek bu konuda deneyim sahibi olmasından kaynaklanır. Spinal kord stimülasyonu ve son dönemde alzheimer ameliyatı yine beyin cerrahları tarafından yapılmaktadır.

Yukarıda saydığımız nedenlere bağlı olarak tüm yolalrı denemiş fakat fayda bulamamış hastalar tomografi, Mr, kan tetkikleri, direkt röntgen grafileri, EMG, SEPP, MEPP gibi sinir ileti testleri ile değerlendirilir. Bu tetkiklerin sonucunu en iyi beyin cerrahı, algolog, fizik tedavi uzmanı ve nörologların oluşturduğu konsey inceleyerek karar verilir.

Spinal kord stimülasyonu ameliyathaneye alınan hastanın bir ucu omuriliğin içinde diğer pompa kısmı karın içine gömülerek yapılan bir işlemdir. Pompa tarafından ağrı kesici ilaç belli aralıklarla omuriliğe verilerek ağrı ortadan kaldırılır. Spinal kord stimülasyonu işlemi sadece sayılı kliniklerde yapılan bir işlemdir.

Ankara beyin cerrahi camiasında spinal kord stimülasyonu yapan hekimler bulunmaktadır. Birçok beyin cerrahı Ankara ilinde en iyi yoğun bakım ve en iyi ameliyathane koşullarına sahip olarak çalışmaktadır.

Sizde de yukarıda saydığımız nedenlerle geçmeyen ağrı varsa adresiniz doğru ve deneyimli bir beyin cerrahı olmalı…



11 Ocak 2021 Pazartesi

Omurga hemanjiomu nedir? Sebepleri nelerdir? Nasıl tedavi edilir? Hangi doktora başvurmak gerekir?

Omurga hemanjiomu nedir? Sebepleri nelerdir? Nasıl tedavi edilir? Hangi doktora başvurmak gerekir?



                                                                                                                    Prof.Dr. Semih Keskil


Hemanjiom omurga kemiklerinin gövde kısımlarında görülen iyi huylu tümöral lezyonlardır. Kemik içindeki damarların yapısal değişim göstermesi sonucu oluşur. Yani diğer bir deyişle hemanjiomlar içi kan dolu odacıklardır. Genellikle herhangi bir şikayete neden olmazlar. Hastaların %1’ inde semptom verir. En sık görülen semptom ise ağrıdır. Nadiren patolojik kırık ve nörolojik defisite neden olur. Genellikle omurganın tek bir kemiğinde gözlenirken bazen birden fazla yerde de olabilir. Omurga hemanjiom tedavisi beyin cerrahları tarafından yapılmaktadır.

Tedavi süreçlerine bakıldığında en iyi bel fıtığı ameliyatı, en iyi boyun fıtığı ameliyatı, en iyi beyin ameliyatı, en iyi beyin tümörü ameliyatı genellikle beyin cerrahi kliniklerinde yapılmıştır. Bunun nedeni mesleki eğitim esnasında beyin cerrahlarının beyin ve omurilik konusunda sayısız hasta görerek bu konuda deneyim sahibi olmasından kaynaklanır. Omurga hemanjiomu tedavisi ve son dönemde alzheimer ameliyatı yine beyin cerrahları tarafından yapılmaktadır.

Yukarıda da bahsettiğimiz gibi hemanjiomlar genellikle semptom vermeyen, rastlantısal olarak saptanan lezyonlardır. Hemanjiom şüphesi olan hastalarda detaylı bir fizik muayeneyi takiben direkt röntgen grafileri, bilgisayarlı tomografi, düz MR ve damardan kontrast madde verilerek çekilen MR tetkikleri yapılmalıdır. Bu tetkiklerin sonuçları en iyi beyin cerrahı tarafından değerlendirilir ve tedavi süreci başlar.

Semptom vermeyen hemanjiomlar hiçbir tedavi verilmeksizin takibe alınır. Belli aralıklarla MR takibi yapılır. Dayanılmaz ağrı, patolojik kırık, nörolojik kayıp gibi bulgular varsa ameliyat edilir. Ameliyatı ise genellikle kemik kanülleriyle hemanjiom bölgesine girilerek içeri kemik çimento ile doldurma esasına dayanır. Bu ameliyat oldukça konforlu ve hastanın hemen aynı gün normal hayatına döndüğü bir ameliyat şeklidir. Eğer omurilik basısı yapan kırıklara neden olduysa açık ameliyat yapılır.

Ankara beyin cerrahi camiasında omurga hemanjiomu tedavisi yapan hekimler bulunmaktadır. Birçok beyin cerrahı Ankara ilinde en iyi yoğun bakım ve en iyi ameliyathane koşullarına sahip olarak çalışmaktadır.

Sizde de omurga hemanjiomu varsa adresiniz bu konuda deneyimli bir beyin cerrahı olmalı…