İç hastalıklar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İç hastalıklar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Nisan 2022 Pazartesi

Gıda endüstrisi sağlıksız ürünlerinin promosyonu için Covid-19 salgınından bile faydalanıyor

 

                                                                                                        Prof. Dr. Mehmet Emin Korkmaz  
Dünyanın dört bir yanında “sağlıksız” ürün pazarlayan şirketler, Covid-19 salgınını ticari kazanç için değerlendirerek, toplumların sağlığını uzun vadede tehdit ediyorlar.

Hazır gıda, alkol, tütün, abur cubur, bebek sütü formülü ve fosil yakıt ticareti yapan firmalar, markalarını parlatmak, etki oluşturmak ve stratejik çıkarlarını ilerletmek için korona virüsü krizi gibi bir trajediyi bile fırsat bilmiş durumda. Hükümetler karantina önlemleri ve benzeri kısıtlamaları uyguladıkça, işlenmiş yiyecek ve içecek üreticileri ürünlerini temel tedarik zincirinin bir parçası olarak sınıflandırmak için kampanya yaptılar, satış vergilerinde indirim istediler. Şirketler sosyal mesafeye odaklanarak, reklam alanı olarak yüz maskelerini kullanan ve marka görüntülerini çevrimiçi video iletişim platformlarına ekleyen ürün promosyonları geliştirdiler. İtibar ve meşruiyetlerini artırmak için hükümetler, Birleşmiş Milletler programları ve Kızıl Haç gibi sivil yardım kuruluşları ile ortaklıkları ve işbirliklerini güçlendirmeye çalıştılar. 

NCD Alliance'ın raporu göz açıcı nitelikte. Bu projede araştırmacılar, 94 ülkede, 2020 yılının Mayıs ve Temmuz ayları arasında şirket faaliyetlerini analiz etmiş. Bulguları çarpıcı. Bu rapordan aldığım bazı örnekleri sizlerle paylaşmak isterim:

  • Brezilya'da bira üreticisi Karsten, logosunu bir çift akciğere benzeyecek şekilde uyarladı ve "İyi bira hava gibidir: onsuz yaşayamazsınız" sloganını ekleyerek tüketicileri Karsten ile hayatta kalmak için üç adımı takip etmeye teşvik etti: "İzolasyon uygulayın, dezenfektan kullanın ve eğlenmek için bira için." 
  • Burger King, oyunlaştırma ve konum belirleme uygulamalarıyla birçok ülkede pazarlamasını geliştirdi ve “evde kalırsanız bedava burger ile ödüllendireceğiz” kampanyası yaptı. Açıklamaları göz yaşartıcıydı: “İnsanların hayatlarının bir parçası olmak istiyoruz.” 
  • ABD'de McDonalds, ilk müdahale ekiplerindeki sağlık çalışanlarına eğer satın aldıkları menü ile bir selfie paylaşırlarsa ücretsiz "teşekkür" yemeği önerdi. 
  • Güney Afrika'da Coca-Cola, bir obezite bakım merkezi de dâhil olmak üzere yerel sağlık merkezlerine "soğuk içecekler" bağışladı. 
Aynı rapor, Nestlé, McDonalds, McCain, Burger King, KFC, Heineken, Kingfisher ve Diageo gibi büyüklerin ve bunların dışında yüzlerce küçük şirketin salgından yararlanmak için benzer reklam faaliyetinde bulunduğunu bildiriyor. Muhtemelen raporda yazılanlar "buzdağının görünen ucu" olarak değerlendirilmelidir.

Taktikleri şöyle özetlenebilir: Sağlıksız, paketlenmiş ultra işlenmiş yiyecek ve içecekleri bağışlayarak, artan sosyal ihtiyaçlar ve ekonomik zorluklarla mücadele eden düşük gelirli ülkelerdeki savunmasız nüfuslar için gıda ihtiyacına cevap veriyor görünüyorlar. Sağlıksız ürünlerini hayır işlerine bağlayan pazarlama kampanyaları yapıyorlar. Abur cubur tüketimini artırmak için nostaljiye ve duygulara hitap eden mesajlar kullanarak sağlıksız ürünlerinin vazgeçilmez olduğunu söylüyorlar.

Mesajlarını iletmek için pandemiye özel pazarlama kampanyaları ve gösteriler organize ederek, sosyal sorumluluk ve hayırseverlik programları düzenleyerek ve hükümetler ve sivil toplum kuruluşları ile ortaklıklar yaparak uygun politika ortamlarını şekillendirmeye çalışıyorlar. Yaptıklarından utanma diye bir şey yok. Örneğin, hazır gıda markaları etiketlerini "sağlık kahramanlarına teşekkür ederiz" şeklinde değiştiriyor, kendilerini ve çalışanlarını pandemi bağlamının “kahramanları” olarak öne çıkarıyorlar. Bazıları ise konuya daha küresel yaklaşıp, fakir ülkelerin yetersiz finanse edilen kamu hizmetlerini desteklediklerini söylüyor. 

Hazır gıda endüstrisinin ürünleri, işlenmiş gıda ve şekerli içecekler, şişmanlık, yüksek tansiyon, şeker hastalığı, yetersiz beslenme gibi sorunlara yol açıyor. Bu sorunlar da halihazırda insanları en çok öldüren ve sakat bırakan durumlar. Ürünleri, topluca bulaşıcı olmayan hastalıklar olarak adlandırılan bu hastalıkların gelişimini artıran ve insanları pandemi altında daha fazla acı çekme riskine sokan şirketlerin kendilerini kahraman olarak nitelemesi ürkütücü bir ironi. 

Hükümetler ve düzenleyiciler sert bir yanıt vermek zorundadır. Öncelikle yapılması gereken sağlıklı beslenmemin tanımlanması ve ürün etiketleme ve tanıtımında katı uygulamalara izin veren yasal düzenlemenin çıkartılmasıdır. Gıda endüstrisinin reklam ve pazarlama çabaları kısıtlanmalıdır.

Ancak bu da yeterli olmayacaktır. Bilgi kirliliğinin çok yaygın olduğu bir çağın belki de en kırılgan dönemindeyiz. Pek çoğumuz değişen şartlara uyum sağlamakta zorlanıyoruz ve büyük ihtimalle geleceğe dair kaygılıyız. Kaygılarımız, doğru ile yanlışı ayırt etme becerimizi tehdit ediyor. Biz tüketicilerin bu durumunu gözlemleyebilen, küresel ekonomik buhranda kaybedecek çok şeyi olan büyük şirketlerin, kazanç için her şeyi yapabileceklerini unutmamalıyız. Pandemiye ilişkin kamu bilincini ve korkularını kullanan bu firmalarla etkin mücadele edilmelidir. Düzenlemeleri engellemek veya zayıflatmak ve vergi politikalarını kendi çıkarlarına göre şekillendirmek gayretleri, sivil toplum kuruluşları ile birlikte çalışılarak kamuoyuna duyurulmalıdır. Aksi takdirde toplumlar tek yönlü bir beyin yıkama faaliyeti ile karşı karşıya kalacaktır.



*Prof. Dâhiliye ve Kardiyoloji Uzmanı, https://drmehmeteminkorkmaz.com 

3 Aralık 2021 Cuma

İç Hastalıkları İle İlgili Yeni Bilgiler

 

                                                                                                                    Prof. Dr. Burçak Kayhan

  1. Phızar ve Modernanın Covid 19 aşıları delta mutasyonuna  karşı aynı düzeyde etkindirler.
  2. Covid 19’un delta mutasyonu çocuklar içinde tehlikeli olduğu saptanmıştır.
  3. Dışkıda gizli kan testi pozitif çıkan hastaların %4’e yakını kolon kanseridir.
  4. Fonksiyonel  Gastrointestinal sistem  bozukluklarında yani dispepsi  yada  spastik kolonda probiyotikler, semptomları azaltmada faydalı oldukları gösterilmiştir.
  5. Ülseratif kolit veya Crohn gibi inflamatuar bağırsak hastalığı olan hastalara Covid 19 aşısı yapıldıktan sonra 3.ay antikor seviyesi yeterliliği %80.8 ken, 3. ay daha geçince 6. ayda  %21.7 ye düşmektedir.
  6. Sleep apne kalp krizine çok fazla sebep olmaktadır. Sleep apnenin nedenlerinden biride reflü hastalığıdır.
  7. Yağlı karaciğer, karaciğer kanserinin en sık sebeplerinden biridir.
  8. Hepatit B taşıyıcısı olan sağlıklı bireyler karaciğer kanseri adayıdırlar.
  9. 40 yaş üstü erkeklerde makattan taze kan gelmesi öncelikle malignitayı düşündürmesi gerekirken hemoroid tanısı kanser tanısını geciktirmektedir.
  10. Aşırı sıcak çay tüketiminde miktar günlük olarak arttıkça yemek borusu kanser riski o derecede artmaktadır.


4 Ağustos 2021 Çarşamba

İç Hastalıklarında 10 Yeni Bilgi

 

                                                                                                                Prof. Dr. Burçak Kayhan

1- 65 yaş üstü, başta doğum yapmış kadınlar olmak üzere, tüm kadın ve erkeklerde makat bölgesindeki sfinkter yetmezliğine bağlı (Anal İnkontinans) gaz ve dışkı kaçırma görülmektedir. Bu tür durumlarda SECCA adında radyofrekans dalgalarıyla hastaları bir seansta %70’e yakın tedavi etmek mümkün olmaktadır. 

2- Evde yatarak tedavi gören yaşlı hastalarda, en korkulan bulgu yeme içme anında gıda ve içeceklerin nefes borusuna kaçmasıdır. Bu tür hastalara evlerinde endoskopla mideden bir katater (PEG Kateteri) yerleştirerek beslemek mümkündür. 

3- Son yapılan çalışmalar, yağlı karaciğer hastalarında tablo siroza giderken, %30’luk vücut yağı indeksinden kayıp, karaciğerin siroza gidişini engellemektedir. 

4- İlerlemiş gastroözofagial bileşkeden köken alan özofagus kanserlerinde, operasyon öncesi nivolumab grubu kemoterapatiğin ön planda olduğu kemoradyoterapi sonrası operasyonun başarı indeksi FDA tarafından kabul edilmiştir.

5- İntranasal INP104, dihidroergotamine mesilat (DME), migrenin ilk tedavisinde intranasal sprey olarak çok başarılıdır, kolay uygulanımı başarıyı arttırmaktadır.

6- Covid aşıları romatizması olan hastalarda güvenli olduğu saptanmıştır.

7- FDA, kronik kilo yönetiminde semaglutide enjeksiyonunu, vücut kitle indeksi (VKI) 30 ve üstü olanlarda kabul etmiştir. VKI 27 olanlarda yüksek tansiyona, Tip 2 DM ve yüksek kolesterolden biri eşlik ediyorsa bunlarda kullanılmasına izin verilmiştir.

8- Ülseratif kolit hastalarında hastalık kontrol altında tutulamadığındaki tedavi seçeneği cerrahi yöntemle kalın bağırsakların alınmasıdır. Tofacitinib (preparat adı: xeljanz 5mg) günde 3 kez 10 mg oral alınırsa bu ameliyat riskini belirgin olarak azaltmaktadır.


9- Kemiklerdeki kalsiyumun çözülmesiyle, kemik kırıklarıyla seyreden hiperparatiroidizim denen bir hastalık vardır. Bu hastalıkta tiroidin yanına yerleşmiş olan paratiroid  bezleri çok çalışmaktadır. Bunlar yapıları gereği küçük olduklarından görüntülenmemeleri sorun olmakta ve doktorların tanı koyması güçleşmektedir. Yeni geliştirilem Choline Pasitron Emission tomografi (PET-CT) bu hastalıkta en iyi görüntüleme yöntemi seçilmiştir.

10- Covid 19’la hastaneye başvuran hastalar hastaneye yatışlarından 2 gün sonra, hastalıklarının üzerine %71 yeni bir bakteriyel enfeksiyon eklenmektedir. En sık olarakta Staph Aureus adlı bakteri akciğerlere yerleşmektedir. 




4 Mart 2021 Perşembe

İç Hastalıklarında 10 Yeni Bilgi

 

İç Hastalıklarında 10 Yeni Bilgi    

  

                                                                                                                Prof. Dr. Burçak Kayhan   


  1. Reflu sonrasında gelişebilen yemek  borusundaki Barrett  değişikliği üzerinde kontrolsüz kanser  gelişebilirken ; günümüzde geliştirilen  bilgisayar  yardımlı  görüntüleme  teknikleriyle  yeni  başlayan  kanser  hücreleri  tesbit  edilebilmektedir. Böylece  hasta  büyük  ameliyatlardan  ve  organ  kayıplarından  kurtarılmaktadır.   
  2. Makattan akıntı olması ciddi bir hastalığın habercisi olabilir. Makat cildinden akıntının en sık sebebi fistüldür. Fistül basit bir proktolojik tedaviyle tedavi edilebilmektedir. Fakat bu fistül eğer bağırsağın ince bağırsak  kısmında olan ciddi bir hastalığın habercisiyse, buraya herhangi bir cerrahi veya proktolojik girişim  yapılmamalıdır. Yapılırsa akıntı daha şiddetlenebilir. Altta yatan Crohn hastalığı varsa önce crohn, medikal  olarak tedavi edilmelidir.
  3. Kalp  hastalıkları ve felç’i önlemek için kullanılan tıbben antitrombotik ajan olarak bilinen kan sulandırıcılar  bir  grup halinde alındıklarında, tek başlarına kullanımlarına göre daha fazla mide kanaması yaptıkları tespit  edilmiştir.  
           
  4. Çocukluk çağında  inek  sütü  allerjik  yemek  borusu  hastalıklarını  arttıran nedenler  arasında  gösterilmiştir
  5. Sezeryanla doğmamış normal doğmuş çocuklarda daha fazla karın ağrısı olduğu saptanmıştır. Bunun  muhtemel nedeni, bu grup çocuklarda immün sistemin hızlı gelişmesidir.
  6. Mide koruyucu kullananlarda birçok antibiyotiğe dirençli canlıların daha kolay midede kolonize olduğu  gösterilmiştir.
  7. Sistemik uzun süreli kortizon tedavisi alanlarda, bir diabet ilacı olan metforminin faydaları gösterilmiştir. İltihabi sebeplerle steroid alanlarda, bunların diabeti olmaması şartıyla bir diabet ilacı olan metformin  verilirse, kortizona bağlı ciltaltı yağ dokusu birikimi belirgin olarak azalacaktır.
  8. İnkubasyon  süresi bir hastalığın  yayılmasında kritik bir süredir. Bu süreye göre karantina süresi belirlenir. Fakat, birde hastalığın vücuda girdikten sonra hiç hastalık yapmadığı gizli bir dönem olan latent period  vardır. Bu inkubasyon döneminden bağımsızdır. Bu sebeple karantina sürelerinde bu süre göz ardı  edilmemesi gerekir. Corona virüs olan Covid-19 da inkubasyon periyodu 14  gündür  ama latent süre tam  olarak  bilinememektedir.
  9. Günde bir  kez cilt altına yapılan iğneyle zayıflamak mümkün. Bu sayede % 10’ a yakın BMI ‘da azalma  olmaktadır.
  10. Hemoroid‘le(Basur)beslenme arasında doğru bir ilişki istatistiki olarak  gösterilmese de, yaşam  biçimiyle  hemoroid  arası  ilişki  gösterilmiştir. Çok  oturanlarda  ( sekreter vbg )  ve  çok  uzun  mesafe  yürüyenlerde  ( postacılarda  vbg ) daha  fazla  oranda  hemoroid  olduğu  gösterilmiştir.