8 Ağustos 2022 Pazartesi

İç Hastalıklarında Yeni Bilgiler Ağustos 2022

 

                                                                                                       Prof. Dr. Burçak Kayhan 

  1. Tatil döneminde açık arazide kamp yapan doğayla iç içe olanlar, Shigella ve Norwalk virüsüne bağlı akut gastroenterit riskine sahipler. Zira hayvan dışkısıyla temas etmiş sulardan dezenfeksiyonsuz içerlerse enfeksiyon kaçınılmaz olmaktadır. 
  2. Norveç’te yapılan bir çalışmada covidden kurtulmuş, covid olduğu dönemde şiddetli kalp yetmezliği yaşamış kişilerde, ileri dönemde herhangi bir kalp problemi kalıcı olarak izlenmemiştir. 
  3. Uzmanlara göre aşırı sıcaklarda ısınmaya bağlı, kişilerin mental ve fiziksel sağlığı çok olumsuz etkilenmektedir. ABD’ de her yıl 30 çocuk sıcak havada arabada unutulmaya bağlı öldüğü bildirilmektedir.
  4. Hedefe yönelik yeni bir tedavi FDA tarafından kabul edildi. Metastaz yapmış meme kanserinde low-HER2 alt  tipine yönelik ilacın başarısı gösterildi. Bu da kötü huylu meme kanserinin tedavisinde yeni umutların doğmasını sağladı. 
  5. Otopsi verilerine göre Amerikan Futbolu oynayan futbolcularda kronik travmatik ansefalopatik  bulgular bulunmuştur. Bunun en önemli sebebi, tekrarlayıcı kafa darbeleridir. Bu bulgular boks ve kick boks maçlarına katılanlarda da izlenmektedir. 
  6. Covid’e bağlı tat ve koku duyu kaybı 2 yıl içinde yerine gelmektedir. İtalya’daki çalışmada tat ve koku duyusunu covide bağlı kaybedenlerin %88’i 2 yıl içinde iyileşmektedir.
  7. 4000 isveçli erişkin diabetli hastanın kanındaki prostasın konsantrasyonuna göre ileride kansere bağlı ölüm riskinin olup olmayacağı gösterildi. Kanda prostasın’in 2 kat artması, kanserden ölüm riskini artırmaktadır.
  8. Kalın bağırsak ameliyatında,ince bağırsakların da cerrahiye maruz kalması sonrası ortaya çıkan kısa bağırsak sendromunda ,kilo kaybı, diyare, dehidtratasyon, malnutrisyon sonucu emilim bozukluğuna bağlı düşkünlük oluşmaktadır.
  9. Son çalışmalara göre Crohn hastalığında en iyi ilacın interlökin-23 blokerleri olduğu düşünülmektedir. 
  10. Yaşlı erişkinlerde düzenli spor  kognitif ve mental yapıyı geliştirmektedir.

5 Temmuz 2022 Salı

Odontoid kırığı nedir? Nasıl meydana gelir? Tedavisi kim tarafından yapılır? Hangi durumlarda ameliyat edilmelidir?

 

                                                                                                                    Prof. Dr. Semih Keskil 


Boyun bölgesinde 7 adet omur bulunmakta olup birinci ve ikinci boyun omurları şekil olarak diğerlerinden farklıdır. İkinci boyun omuru ‘aksis’ olarak isimlendirilir ve yukarı doğru uzanan ‘odontoid ‘ adlı bir çıkıntıya sahiptir. Odontoid, başın dönme hareketlerinde aktif rol oynamaktadır.  Bu bölgenin kırıkları, daha sıklıkla şiddetli travma ile birlikte boynun öne ve arkaya aşırı hareketi sonucunda görülmektedir. Odontoid kırıkları sonrası omuriliğe oluşan bası sonucunda hastalarda nörolojik hasarlar görülebilmekte, hastaların %25-40’ı olay yerinde kaybedilebilmektedir. Odontoid kırıkları mutlaka tedavi edilmelidir, tedavi edilmezse kemiğin yanlış kaynaması, kaynamaması, omuriliğe baskı ve hasar oluşturması, sakatlık gibi ciddi problemlerle karşılaşılır. Tedavisi beyin cerrahı tarafından yapılmaktadır. 

Travma sonrası çekilmiş olan boyun omurga tomografisinde odontoid kırığı saptanan hastanın detaylı nörolojik muayenesi yapılmalı, kollarda, bacaklarda, ellerde veya ayaklarda güç veya his kaybı, hastanın yürümesinde problem olup olmadığı iyice araştırılmalıdır. Tomografisinde, kırığın odontoidin ucunda mı, gövdeye yapışık olduğu yerden mi yoksa omurga gövdesinin  bir kısmını da kapsayacak şekilde mi olduğuna bakılır. Sonrasında boyun omurga bölgesi MR’ı çekilerek kırık etrafında bulunan yumuşak dokularda hasar olup olmadığı, kırığın omuriliğe baskı yapıp yapmadığına bakılmalıdır. 

Sadece uç kısmı kırık olan ya da omurga gövdesini de içine alacak şekilde oluşan kırıklarda, genel tedavi yaklaşımı; cerrahiye gerek olmadığı yönünde olup ‘Halo vest’ denilen, başa ve gövdeye sabitlenerek hastanın boyun hareketlerini tamamen kısıtlamak yoluyla kırığın iyileşmesini sağlayan boyunluk takmaktır. Odontoidin tam olarak gövdeye yapışık olduğu yerden kırılmış olduğu durumlardaysa cerrahi tedavi tercih edilir. 

Ameliyatında; hasta genel anesteziyle uyutulup boyun önden açılarak aksis adlı omura ulaşılır. Radyolojik çekimler eşliğinde, odontoid ile aksisin gövdesi özel bir vidayla birbirine sabitlenir. 

Odontoid kırığı ameliyatları; gerçekleştirileceği bölgede şah damarı, beynin ana toplar damarı, yemek ve nefes borusu gibi hayati organların olması, vidanın konulacağı omurun hemen arkasında omurilik bulunması gibi sebeplerle özellikli ameliyatlar olup, bu operasyonun en iyi ameliyathane ve en iyi yoğun bakım şartlarına sahip merkezlerde tecrübeli bir cerrah tarafından yapılması gerekir. 

En iyi beyin tümörü ameliyatı, en iyi boyun fıtığı ameliyatı, en iyi beyin ameliyatlarında akla ilk gelen adres olan Ankara beyin cerrahi camiasında bu operasyonu gerçekleştirecek tecrübeli birçok isim mevcuttur. 

Odontoid kırıkları hayati kırıklardır, omuriliğe baskı oluşturmamış veya nörolojik problem yaratmamış olması tedaviye gerek olmadığı anlamına kesinlikle gelmez. Tedavi edilmediği durumlarda boyun şeklinde düzensizlik, hatta sakatlık durumlarına dahi yol açabilir. Bu problemin sizde ya da sevdiklerinizde olması durumunda kendinizi hiç vakit kaybetmeden bu konuda deneyimli bir beyin cerrahına başvurun.

3 Haziran 2022 Cuma

İyileştirici Tıptan Koruyucu Tıbba, Koruyucu Tıptan Rejeneratif Tıbba, Bitmeyen Yolculuk


                                                                                         Prof. Dr. Semih Keskil 

    Tıbbın yüzlerce yıldır, bir görüşe göre de binlerce yıldır tek bir amacı vardı, hastalıkları iyileştirmek. Aslında günümüzde de tüm tıp bilimi bu temel amaç etrafında yapılanmıştır. Neredeyse 19. yüzyıl başına kadar sadece hastalıkların tanısını koymak, onları birbirinden ayırt etmek, söz konusu hastalıklara neden olan etkenleri açığa çıkarmak ve bu hastalıkları tedavi etmek (hatta kimi zaman hastalık tedavi edilemese bile hastalığın bulgularının tedavi edilmesi) temel amaç olmuştur. 

    Gerek ilaç tedavisi, gerek fiziksel yardımcı yöntemler ve gerek se cerrahinin amacı geçen yüzyıla kadar hastalıkları tedavi etmek iken, 19. yüzyılın başlarında bu hastalıkların ortaya çıkmasını önlemek yeni bir amaç olarak ortaya çıkmıştır. Sivrisinekleri öldürmek yerine bataklığı kurutmak olarak özetlenebilecek bu amacın ortaya çıkmasında, modern tıbbın sosyal devlet kavramı içinde herkesin hizmetine sunulmasına sağlı olarak tıbbi harcamaların giderek artması ana neden olmuştur. 

    Gerçekten de özellikle 20. yüzyıla gelindiğinde koruyucu tıp pek çok hastalığın yeryüzünden silinmesini sağlamıştır. Tabii ki bu dönemde yaşam kalitesi kavramının da gündeme gelmesi, geçmiş yüzyıllarda fikren geliştirilmiş ve de baş döndürücü teknolojik gelişmeler sayesinde artık uygulanmakta olan tedavi yöntemlerinin sonuçlarının sorgulanmasına yol açmıştır. 

    Geçtiğimiz yüzyılın sonlarında ve 21. yüzyılın başlarında ise “rejeneratif tıp” kavramı ortaya çıkmıştır. Bu değişimde, hastalıkların tedavisinde insan vücudunun kendini onarma potansiyelinin  oynadığı çok önemli rolün; özellikle cerrahi dallarda çalışan uzmanlarca giderek daha iyi anlaşılması yatmaktadır. Gerçekten de hastalıkların tedavi edilmediklerinde izledikleri doğal sürecin izlenmesi, placebo araştırmaları, kök hücrelerin giderek artan kullanımı; aslında insan vücudunun inanılmaz kendi kendini tamir yeteneğinin desteklenmesini amacını ortaya çıkarmıştır.

    Gerçekten de bu şekilde hem daha yüksek bir yaşam kalitesini elde etmek, hem tedavilerin yan etkilerini olabilecek en düşük seviyeye indirmek, hem tedavi giderlerini kısmak ve hem de özelikle cerrahi alanındaki hala düşük olan başarı oranlarını yükseltmek mümkün olabilecektir. Tabii ki beyin cerrahisinin bu değişimin dışında kalması beklenmez.  

Covid-19 Önlemi Olarak Karantinanın Yararsızlığı Üzerine


 

                                                                                       Prof. Dr. Mehmet E. Korkmaz 

    Bulaşıcı hastalıkların yayılmasını engellemek üzere toplulukların hareketlerinin kısıtlanması için kullanıyoruz karantina kelimesini. İngilizcede kilit altına almak gibi daha katı vurgulu bir sözcük var;“lockdown"Merriam-Wesvter sözcüğün köken olarak 40 sayısının İtalyancası olan "quaranta" dan geldiğini yazıyor. Ekonomisi ticarete dayanan Venedik'te, salgın hastalık bulaşmasın diye kente gelen gemiler 40 gün şehir açıklarında denizde bekletilirmiş. 

    2019 sonunda ortaya çıkan kısa sürede pandemi yapan Covid 19, bu ortaçağ uygulamasının makul bir önlem gibi alıgılanmasına yol açtı. Oysa makul algıladığımız ne etkili ne de doğru olmak durumundadır. Bu kısa yazıda Covid-19 kapatmalarının işe yaramadığı gibi çok ciddi kişisel ve sosyal sorunlara neden olduğunu anlatmaya çalışacağım. 

    Muayehanemin olduğu sokakta, yaklaşık 300 m yarıçapında bir alanda pastane, fotograğ dükkanı, berber ve iki butik pandemi kapatmalarının sonrası battı ve kalıcı kapandı. Büyük işletmelerin, fabrikaların, inşaatların ve büyük alışveriş merkezlerinin kapatılmadığı düşünülürse sağlık yararı zaten soru işareti olan bu uygulama ilk ağızda küçük işletmelerin yok olup büyüklere kaynak transferi ile sonuçlandı. 

    Johns Hopkins Üniversitesi'nden yapılan bir analiz, COVID-19 pandemisinin ilk dalgası sırasında karantinaların COVID ile ilgili ölümlerin sayısını azaltmak için çok az şey yaptığını ve dünya üzerindeki yıkıcı etkileri nedeniyle"bir pandemi politikası aracı olarak baştan reddedilmesi" gerektiğini söylüyor. Çalışmaya karantina inancının işe yarayıp yaramadığını test eden 18590 araştırmanın taranması ile başlanmış, yeterli nitelikte 24 çalışma meta-analize dahil edilmiş. Studies in Applied Economics dergisinde yayınlanan makalenin yazarları, "Tecritlerin, okulların kapatılması, sınırların kapatılması ve toplantıların sınırlandırılmasının COVID-19 mortalitesi üzerinde gözle görülür bir etkisi olduğuna dair hiçbir kanıt bulamıyoruz"" Genel olarak, karantinaların bir pandemi sırasında, en azından COVID-19 pandemisinin ilk dalgasında, ölüm oranlarını azaltmanın etkili bir yolu olmadığı gözlenmiştir" diyor. Yazarların sonuç cümlesi aynen şöyle, "Sonuç olarak karantina politikaları temelsizdir ve bir pandemi aracı olarak reddedilmelidir(1). 

    Tecridin işe yaramazlığı bir yanan bir de yarattığı yıkım var. Aşağıda UNICEF'in resmi raporunun özeti, karantinaların fakir ülkelerde yarattığı dehşeti gösteriyor (2). Yaklaşık 1,8 milyar insana ev sahipliği yapan Afganistan, Nepal, Bangladeş, Hindistan, Pakistan ve Sri Lanka'ya odaklanan bu raporda en kötü etkilenenlerin kadınlar, çocuklar ve ergenler olduğu tespit edilmiş. Güney Asya 2022 başına kadar yaklaşık 13 milyon Covid ve 186.000'den fazla ölüm bildirilmiş. Bu ülkeler de dünyanın kalanı gibi sıkı karantinalar yapmış. Hastaneler, eczaneler ve bakkallar açık kalırken, hemen hemen her şey kapanmış. Şimdi gelelim ölümcül sonuçlara (2).- 

  • Bu 6 ülkede, beslenme yardımlarından bağışıklamaya kadar çok önemli hizmetlerin durdurulması nedeniyle, 5 yaşından küçük çocukların ek 228.000 ölüm gerçekleştiği düşünülüyor.
  • Şiddetli yetersiz beslenme nedeniyle tedavi edilen çocuk sayısının Bangladeş ve Nepal'de %80'den fazla azaldığı ve çocuklar arasındaki aşılamanın Hindistan ve Pakistan'da sırasıyla %35 ve %65 oranında düştüğünü söylüyor. 
  • Rapor çocuk ölümlerinin 2020'de Hindistan'da %15,4, Bangladeş'te %13 gibi dehşet verici biçimde arttığını yazıyor. Anne ölümlerinde en keskin artış Sri Lanka'da görüşmüş ve %21,5 ile onu Pakistan'ın %21,3'ü izlemiş. 
  • Dahası da var. Doğum kontrolüne erişimin zayıf olması veya hiç olmaması nedeniyle gençler arasında 400.000 olmak üzere yaklaşık 3.5 milyon ek istenmeyen gebelik olduğunu tahmin ediliyor. Salgının ve ardından gelen karantinaların tam etkisi, ülkeler halk sağlığı ve eğitim programlarını değerlendirdikçe netlik kazanacak ancak Hindistan'daki uzmanlar, önümüzdeki birkaç ay içinde veriler geldiğinde, yetersiz beslenme oranlarının ülke genelinde önemli ölçüde daha kötü olacağından korkuyorlar (2). Sağlık hizmetlerinin kesintiye uğraması diğer hastalıklardan mustarip olanları da etkiledi. Tapor bölge genelinde tüberküloz,sıtma, tifo ve HIV/AIDS nedeniyle tedavi edilemeyen ergenler arasında 5.943 ölüm daha olacağını tahmin ediyor (2). 
    Tüm Güney Asya halen dönem dönem karantina uyguluyor ve virüsün yayılma hızında hiçbir azalma yok. İşe yaramayan bir şeyde neden ısrar edilir anlamak mümkün değil. Aklıma Yuval Noah Harari'nin "insanların aptallığını küçümsemeyin" sözü geliyor. 

    Eğer bunlar az gelişmemiş ülke rakamları diye düşündüyseniz yanılıyorsunuz. İngiltere'nin Darülacezesi diyebileceğimiz " The Hospice UK" pandemi öncesi 5 yıllık ortalamaya kıyasla, beklediğinizden 100.000 daha fazla ölüme ulaşılacağını ve özel evlerde ölen insan sayısının bağımsız Covid soruşturmasına dahil edilmesini istedi(3,4). Bir de tabii tıbbi bakıma ulaşamama nedeniyle yaşam kaybı söz konusu. İngiltere'de karantinada tedavi edilebilir nedenlere bağlı ölümlerin 4 kat arttığı düşünülüyor (5). 

    Tecridin olası ve belgelenmesi daha zor sonuçları da var; tecrit kaynaklı alkolizm ve aşırı doz ilaç kullanımı, sokağa çıkma yasağına bağlı intiharlar,  karantinaya bağlı depresyon, şişmanlık, artan koroner kalp hastalığına bağlı ölümler ve belki yakın gelecekte yoksulluk kaynaklı ölüm artışları bunlar arasında sayılabilir.

    Üstelik tecridin işe yaramayacağı 2020 yılında anlaşılmıştı. Dünyanın önde gelen enfeksiyon hastalıkları uzmanları ve epidemiyologlar “Great Barrington Declaration” başlıklı benim de imzacısı olduğum bir deklarasyon yayınladılar. Deklarasyonun sonuç kısmında aynen şöyle denmekte (6);

    “Hassas grupta olmayanların derhal normal hayata dönmelerine izin verilmelidir. El yıkama ve hastayken evde kalma gibi basit sağlık önlemleri, sürü bağışıklığı eşiğini azaltmak için herkes tarafından uygulanmalıdır. Okullar ve üniversiteler yüz yüze öğretime açık olmalıdır. Spor gibi ders dışı etkinliklere devam edilmelidir. Düşük riskli genç yetişkinler evden çalışmak yerine normal şekilde çalışmalıdır.

    Restoranlar ve diğer işletmeler açılmalı. Sanat, müzik, spor ve diğer kültürel faaliyetler devam etmelidir. Daha fazla risk altındaki insanlar isterlerse katılabilir, toplum bir bütün olarak toplum bağışıklığı geliştirmiş olanlar tarafından savunmasız kişilere verilen korumadan yararlanır.

    Bu deklarasyonun ve aslında kısaca İsveç ve İskandinavya örneğinin en sağduyulu model olduğunu söylemek isterim. Başta ayrımsız tecrit olmak Covid-19 pandemisi bize birçok şeyi yanlış yaptığımızı gösterdi. 

Kaynakça 

  1. Herby, Jonas & Jonung, Lars & Hanke, Steve, 2022. "A Literature Review and Meta- Analysis of the Effects of Lockdowns on COVID-19 Mortality." Studies in Applied Economics 200, The Johns Hopkins Institute for Applied Economics, Global Health, and the Study of Business Enterprise 
  2. https://unicef.org/rosa/media/13066/file/Main%20Report.pdf 
  3. https://www.channel4.com/news/excess-deaths-at-home-during-pandemic-likely-to-reach-100000-says-hospice-uk  
  4. https://www.hospiceuk.org/our-campaigns/dying-matters/dying-home-what-happening-behind-closed-doors 
  5. https://www.telegraph.co.uk/news/2022/01/29/deaths-people-whose-medical-care-disrupted-quadrupled-first/
  6. https://gbdeclaration.org/ 

Prof.Dr. Mehmet E.Korkmaz. İç Hastalıkları ve Kardiyoloji Uzmanı  
Filistin Caddesi, Beyaz Zambaklar Sokak 6/5 GOP/ Çankaya / Ankara 

2022 Dahiliye de 10 Yeni Bilgi

 

                                                                                       Prof. Dr. Burçak Kayhan 

  1. Covid pandemisinin bütün dünyada bir çok probleme yol açtığı bilinmektedir. Bunlardan bir tanesi de ; insanların pandemi sırasında evlerinde izole edilmeleri sonucunda alkol tüketiminde belirgin artış olduğu teğit edilmiştir. 
  2. Karaciğer hastalıkları sonucu karaciğer fibrozisi gelişen hastada covid aşısına yanıt düşük olmaktadır. Karaciğer nakli olmuş hastalardaysa covid aşısına olumlu cevap neredeyse mükemmel düzeydedir.
  3. Hemoroid, fissür, fistül ve anorektal apselerde doktor tecrübesi ve muayenesi dışında rektal USG ki bunun için rektal ultrason probu gerekir; tanı detayı için önemlidir.
  4. Covide bağlı koku kaybı %96 on iki ayda geri dönmektedir.
  5. Anal inkontinans (hastanın istemsiz gaz ve dışkı kaçırması) sebebi anal travmaysa, anal-sfinktere yönelik ‘stem cell’ kök hücre nakli bir tedavi seçeneği olabilmektedir.
  6. Özofagus kanser tanısında NBI özellikli endoskoplar erken tanı için önemlidir.
  7. Akalazyanın tedavisi artık ağızdan yapılmakta ve POEM olarak adlandırılmaktadır.
  8. IgG’ye bağlı hastalıklar, kalın bağırsak kanserlerini taklit edebilmektedir.
  9. İnce bağırsakların son bölüümü olan terminal ileumdaki ödeme bağlı bağırsak obstruksinina nedeni crohn dışında bağırsak Tbc’ side olabilir.
  10. Zayıflamak için kullanılan saxenda tedavisi endosonografi eşliğinde yapılmış mide botoxuyla kombine edildiğinde başarı şansı artmaktadır.

27 Mayıs 2022 Cuma

Normal Basınçlı Hidrosefali nedir? Belirtileri nelerdir? Hangi yaşlarda görülür? Tanısı nasıl konur? Nasıl tedavi edilir?

 

                                                                                                                Prof. Dr. Semih Keskil 

    Normal basınçlı hidrosefali; Alzheimer ve demans (bunama) ile sıkça karıştırılan bir hastalık olup diğerlerinden farklı olarak; kronik ve umutsuz bir hastalık olmayıp tedavisi mümkün bir hastalıktır. Normalde beynin içerisindeki su odacıklarında ve beynin etrafında bulunan ‘Beyin-omurilik sıvısı’ sürekli bir üretim ve emilim döngüsü ile dengededir. İlerleyen yaşla birlikte beynin küçülmesi sonucu beynin su odacıklarında normalden fazla miktarda beyin-omurilik sıvısı birikebilir. Sıklıkla altmışlı yaşlardan itibaren görülen bu hastalık; yakın zamandaki olayları unutma şeklinde bir hafıza kaybı, küçük ve sık adımlarla yürüme, merdiven çıkmakta zorlanma, dengeyi sağlayamama, idrar kaçırma gibi şikayetlerle kendini gösterir. Tedavisi beyin cerrahı tarafından yapılır. 

    Bu gibi şikayetler ile başvuran hasta veya hasta yakınlarından şikayetleri ayrıntılı olarak dinlenir.  Hasta detaylı bir fiziki muayeneden geçirilir,  yürüyüşü ve yürürken dengesini sağlayıp sağlayamadığı değerlendirilir. Bir takım hafıza testleri uygulanır. Beyin MR’ı ya da Beyin Tomografisi çekilerek ventrikül boyutlarına bakılır. Gerekli hallerde; beyin-omurilik sıvısının akımını ölçmeye yönelik olan BOS Akım MR’ı çekilebilir. Bu tetkikler sonucunda Normal Basınçlı Hidrosefali olabileceği düşünülen hastaların belinden az miktarda Beyin-Omurilik sıvısı alınır, birkaç saat sonrasında hastanın yürümesi istenerek işlem öncesine göre yürüyüşünde ve dengesinde düzelme olup olmadığına bakılır. Kliniğinde düzelme olan hastada Normal Basınçlı Hidrosefali tanısı konur. Tedavisi cerrahidir. 

    En iyi beyin tümörü ameliyatı, en iyi bel fıtığı ameliyatı, en iyi boyun fıtığı ameliyatı için nasıl ki en iyi beyin cerrahını arıyorsak, her şeyden önce bu hastalığın doğru teşhis edilebilmesi ve cerrahisi için de bu alanda uzman en iyi beyin cerrahına başvurmak gerekir. 

    Ameliyatında; beyin ventriküllerinden hastanın karın boşluğuna uzanarak fazla miktarda biriken beyin-omurilik sıvısını boşaltacak ‘şant’ adındaki silikon yapıda ince bir tüp sistemi, dışarıdan görülmeyecek şekilde cilt altından yerleştirilir. Bu hastalarda bu cihazın genellikle ayarlanabilir olanı tercih edilir, böylece hastanın klinik durumuna göre rutin kontrollerde şant ayar cihazı vasıtasıyla birkaç saniye içinde hasta için en uygun ayara getirilebilir. 

    Ankara beyin cerrahi camiasında; bu operasyonu en iyi ameliyathane en iyi yoğun bakım şartlarına sahip merkezlerde gerçekleştirebilecek deneyimli beyin cerrahi uzmanları bulunmaktadır. 

    Normal basınçlı hidrosefali, teşhisi konulamadığı zaman hastanın gereksiz yere yıllarca Alzheimer tedavisi almasına ve buna rağmen şikayetlerinde hiçbir düzelme olmamasına neden olmakla birlikte, doğru teşhis edilebilmesi ve cerrahisinin uzman kişilerce yapılması durumunda hastaya yaşamını mucize şekilde  yeniden kazandıran, tedavisinin sonuçları oldukça yüz güldürücü bir hastalıktır. Bu sebeple, her unutkanlık tablosunu yaşlılığa ve Alzheimer gibi hastalıklara bağlamadan önce bir kez de bir beyin cerrahının kapısını çalmaktan çekinmeyin.

10 Mayıs 2022 Salı

Boyun düzleşmesi nedir? Neden meydana gelir? Hangi doktora başvurmak gerekir? Nasıl tedavi edilir?

 

                                                                                                                    Prof. Dr. Semih Keskil 

    Boyun omurga kolonu; başın tüm ağırlığını taşıyan, aynı zamanda başın öne-arkaya-yanlara eğilme ile dönme hareketlerini sağlayan 7 adet omurun belli şekilde dizilmesiyle oluşmuştur ve normal şartlarda açıklığı arkaya doğru bakan belli bir kavise sahiptir. Boyun omurgasının bu açısı, başın ağırlığının omuzlara ve genel olarak vücuda dengeli dağılımını sağlar. Boyun düzleşmesi ise; öne doğru uzanım göstermesi gereken bu dizilim açısının normalden daha düz olması sonucu boynun yukarıdan aşağıya dümdüz bir kolon görünümünde olmasıdır. Bu anatomik düzensizlik, kimi insanlarda doğuştan bulunabilirken, bazı insanlarda ise genetik yatkınlık, bir takım romatolojik hastalıklar ya da sekreter, diş hekimi gibi uzun süre boynun tekdüze pozisyonda kaldığı meslekleri yapan kişilerde görülebilir. Hastalar; en sık olarak boyundan enseye, başın arkasına, omuzlara ve kollara uzanan ağrı şikayetleri ile başvurur. En iyi beyin tümörü ameliyatı, en iyi Alzheimer ameliyatı, en iyi bel ameliyatı için nasıl ki başarılı ve güven veren  bir cerrah arıyorsak boyun ağrısı şikayetinde de bu konuda uzman  en iyi beyin cerrahına başvurmak gerekir. 

    Bahsi geçen problemler ile başvuran hastanın öncelikle şikayetleri, mesleği, sık olarak yaptığı fiziksel aktiviteler, masa başında geçirdiği zaman, şikayetlerinin hangi durumlarda arttığı, travma gibi durumların olup olmadığı ayrıntılı olarak sorgulanır. Detaylı nörolojik muayenesi yapılarak boyun fıtığı, boyunda omurilik veya sinir sıkışması gibi durumlar olup olmadığı hakkında ipucu aranır. Çekilecek olan boyun omurga MR’ı sonrası; boyun omurga dizilimi, boyunda fıtık, omurilik sıkışması, kireçlenme, dejenerasyon, kırık, tümör gibi durumlar olup olmadığı değerlendirilir. En iyi beyin cerrahı uzmanı burada kendini gösterir, ameliyat gerektiren problem varlığında hasta, durumu hakkında bilgilendirilir, cerrahi süreç profesyonelce yönetilir. Sadece boyun düzleşmesi olan hastalarda ise; ameliyata gerek yoktur. Hastaya doktor tarafından uygun görülecek olan ağrı kesici ve kas gevşetici ilaçlar reçete edilir. Hastayı rahatlatıcı boyun egzersiz protokolleri öğretilir. Çoğu zaman hastanın mesleği icabı kazanmış olduğu günlük yaşam alışkanlıklarında değişime gidilmesi istenir. Gerekli görülen hallerde Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon hekimine yönlendirilebilir. 

    Sağlığın başkenti Ankara’da; bu konuda uzmanlaşmış, boyun düzleşmesi probleminizde bu süreci profesyonelce yönetecek ve sizin için en iyi tedavi protokolünü düzenleyecek birçok beyin cerrahı bulunmaktadır.Boyun düzleşmesi, toplumda görülme sıklığı gittikçe artan bir rahatsızlık olup kişinin iş ve sosyal hayatını , uyku düzenini olumsuz anlamda etkileyen bir hastalıktır. Eğer siz de mevcut şikayetlerden muzdaripseniz, güne ağrıyla uyanıp günü ağrılı ve mutsuz kapatıyorsanız, bu ağrıların kaderiniz olduğu yanılgısından bir an evvel kurtulun. Bu konuda uzmanlaşmış bir beyin cerrahına başvurarak mutlu günlere uyanmak sizin elinizde…