9 Ağustos 2022 Salı

Kafasında, Sırtında Gözle Görülür Bir Anormallik İle Doğan Bebelere Yazık...

 

                                                                                                                   Prof. Dr. Semih Keskil 

Son aylarda çok yakın 3 arkadaşımın torunları oldu. Görseniz her biri ayrı bir şirinlik muskası. Torunu olanların ayakları yerden kesiliyor, yürüyüşleri bile değişiyor. Özenmemek elde değil.  Tabii ki her aileye yeni bir bebeğin geldiği günler çok mutlu ve heyecan verici bir zaman dilimi. Ancak Allah korusun bebek hapşırsa bile bu sefer tüm aileyi bir üzüntü ve işin kötüsü panik havası sarıyor. Hele, büyük bir talihsizlik sonucu bebek kafasında, belinde gözle bile görülebilen bir anormallikle doğarsa işte o zaman yandı gülüm keten helva.

            Siz olun yakın veya uzak çevrenizde böyle bir bebek görür veya duyarsanız, bebeğin hemen bir Beyin Cerrahına götürülmesini sağlayın. Büyük sevaba girersiniz. Ama tabii böyle bebekleri ameliyat etme becerisine sahip olan ve Türkiye’de sayıları maalesef çok kısıtlı olan Pediatrik Beyin Cerrahlarından birini bulmak şarttır. Bu sayede, ileride hem cerrahları ve hem de tüm aileyi büyük pişmanlıklara düşürebilecek olan “ilk günler içinde ameliyat etme şansını kaçırmak” gibi üzücü bir durum olmayacaktır.


Mükemmel Ego Bir Yanılsamadır

 

                                                                                                                       Dr. Mutluhan İzmir 

      Psikanaliz kuramı, dinsel çevrelerin dışında birbiriyle kıyasıya mücadele içinde olan serbest piyasacı liberal blokla sosyalist bloğu da ciddi biçimde rahatsız eden bazı gerçekleri ortaya dökmüştür. Bu nedenle kuramın karşısında giderek genişleyen bir karşı cephe oluşmuştur. Birbirleriyle hiçbir konuda anlaşamayan bu iki zıt ekonomik ve politik model Freud’un kuramına karşı aynı cephede konumlandılar. Bunun nedenini Marx’ın bir saptamasında bulabiliriz; nesne üreten öznenin yerini, tüketime sunulan nesnelerin ürettiği bir öznenin almasının getirdiği bir sonuçtur bu. Çünkü insanların yaşamlarındaki bu dönüşümle birlikte insanların mükemmel egolara sahip olduklarına yönelik olan inanç her şeyden daha gerekli duruma gelmiştir. Ancak bunun tam tersine Freud’un psikanaliz sırasında keşfetmiş olduğu şey mükemmel egonun sadece bir yanılsama olarak ortaya çıkabildiği gerçeğiydi. 

    Yanılsamaların toplumda heyecan yaratarak yoğun talep görmek gibi bir özellikleri vardır. İnsanlar sıklıkla kendilerine heyecan ve coşku veren yanılsamaları gerçeğe yeğlerler. Ne yazık ki bu durum psikanalizden geçmiş olsalar da psikanalistler için de geçerli olabilmektedir. Çünkü öznenin her zaman başını döndürerek aklını başından alan şey başkasına duyduğu aşk ve sevgi değil kendisini sevebilmesini, kendisine âşık olabilmesini sağlayan koşulların yarattığı heyecandır. Psikanalistle dernek arasındaki ilişki, derneğe kabul edilmek, dernek tarafından onaylanmak ve derneği yöneten güç olmak arzusu bağlamında oldukça heyecan yaratıcı bir zemin doğurduğundan dolayı psikanalistler için kuramsal içerik ve doğru uygulamadan çok kendilerini mükemmel hissetmenin getirdiği heyecan duygusunu yaşamak öne çıkmaktadır. Dernek tarafından onaylanmış bir psikanalist olmak mükemmel bir egoya sahipmiş gibi hissettirdiği için yanılsamayı güçlendiren bu zeminde süreç en önce mükemmel ego yanılsamasını güçlendirerek işler çünkü bu imaj tam olarak bu yanılsamaya yaslanır. 

    Psikanaliz olarak adlandırılan tedavi süreci, psikanalize girmiş olan öznenin egosunun hatalı taraflarından kurtulabilmesi için psikanalistin mükemmel olarak gördüğü egosunu aktarım-karşıt aktarım zemininde modellediği bir süreç midir? Psikanaliz pratiği açısından sorun tam bu noktada başlamaktadır. Psikanaliz kuramının ve uygulamasının bu çerçevede ele alınmasını savunanların kesin zaferlerini ilan ettikleri noktada Lacan Freud’un yere düşen bayrağını alarak bu yaklaşımın bir yanılsamaya dayandığını haykırmaya başlamıştır. Kendisi bir yanılsamadan başka bir şey olmayan ego nesnesi bu niteliğiyle nevrozu yaratan gerçek neden olduğu için bir nevrozun tedavisi, yanılsamadan ibaret olan bir egoyu mihenk taşı gibi ele alıp diğer egonun düzeltilmesi süreci olarak nasıl işleyecektir? Öznenin dış dünya ve kendisiyle ilgili yanılsamalarının düzeltilmesi, yanılsamayı daha da güçlendirerek nasıl olanaklı olabilecektir? Psikanalistin egosunun da bir yanılsama olarak biçimlenmiş olmasına karşın bu yanılsama yumağının, psikanalizden geçmiş olması ve bir dernek tarafından kabul edilmiş olduğu için kendisini bir mükemmellik abidesi halinde ortaya koyması psikanalizin sorunlarını ortadan kaldırmaktan çok onları katmerli hale getirmektedir. 

    Lacan Freud’un kuramına alternatif olacak bir özne kuramı ortaya koymamıştır. Öznellik adı altında ortaya konulan yaklaşım, ego psikolojisini Lacancı alanda restore etmek çabasından başka bir şey değildir. Lacan şunu şiddetle vurgular; psikanalistin analize gelen nörotik öznede okuması gereken şey öznellik değil, özneler arası zeminde bir gösteren olarak kendisini bulan öznenin bu kendilik göstereninin, diğer gösterenler için onu göstermesini sağlayan dizgenin içinde güncel bir okumayı sağlayıp sağlamadığıdır. Öznenin gösteren konumunda bulunması öznelliği değil özneler arası yapıyı önemli kılar. Çünkü gösterenleri birbirlerine göre konumlandırarak oluşturduğu dizgeden bir anlamın ortaya çıkışını sağlayan güç, öznenin kendi bulunduğu konumda değil, onun dışında, özneler arası bir konumda yerleşiktir. Özne konuştuğunda bu konumun oluşturduğu gücün dilini konuşur çünkü anlam oradadır. Bu nedenle Lacan öznelliğin yani intra-sübjektivitenin değil özneler arası durumun yani inter-sübjektivitenin önemine sürekli olarak vurgu yapar. Öznellik adı altında mükemmel egonun konumunu yeniden ortaya koyarak öznenin bu konumdan duygularının ve düşüncelerinin anlaşılmaya çalışılması bir hatadır çünkü bu anlayış zemininde pekişen ilişki biçimi sorunun nedeni olan yanılsamanın çözülmesini değil güçlenmesini sağlayacaktır. Bu nedenle eğer seans süresi, empati üzerine kurulan bir ilişkiyi icra etmek için doldurulması gerekli bir süre olarak ele alınıyorsa bu sürenin kullanılmasından çok kullanılmamasının yararı daha büyüktür. Empati analiz sürecinde olumlu değil toksik bir etki yapmaktadır. 




8 Ağustos 2022 Pazartesi

İç Hastalıklarında Yeni Bilgiler Ağustos 2022

 

                                                                                                       Prof. Dr. Burçak Kayhan 

  1. Tatil döneminde açık arazide kamp yapan doğayla iç içe olanlar, Shigella ve Norwalk virüsüne bağlı akut gastroenterit riskine sahipler. Zira hayvan dışkısıyla temas etmiş sulardan dezenfeksiyonsuz içerlerse enfeksiyon kaçınılmaz olmaktadır. 
  2. Norveç’te yapılan bir çalışmada covidden kurtulmuş, covid olduğu dönemde şiddetli kalp yetmezliği yaşamış kişilerde, ileri dönemde herhangi bir kalp problemi kalıcı olarak izlenmemiştir. 
  3. Uzmanlara göre aşırı sıcaklarda ısınmaya bağlı, kişilerin mental ve fiziksel sağlığı çok olumsuz etkilenmektedir. ABD’ de her yıl 30 çocuk sıcak havada arabada unutulmaya bağlı öldüğü bildirilmektedir.
  4. Hedefe yönelik yeni bir tedavi FDA tarafından kabul edildi. Metastaz yapmış meme kanserinde low-HER2 alt  tipine yönelik ilacın başarısı gösterildi. Bu da kötü huylu meme kanserinin tedavisinde yeni umutların doğmasını sağladı. 
  5. Otopsi verilerine göre Amerikan Futbolu oynayan futbolcularda kronik travmatik ansefalopatik  bulgular bulunmuştur. Bunun en önemli sebebi, tekrarlayıcı kafa darbeleridir. Bu bulgular boks ve kick boks maçlarına katılanlarda da izlenmektedir. 
  6. Covid’e bağlı tat ve koku duyu kaybı 2 yıl içinde yerine gelmektedir. İtalya’daki çalışmada tat ve koku duyusunu covide bağlı kaybedenlerin %88’i 2 yıl içinde iyileşmektedir.
  7. 4000 isveçli erişkin diabetli hastanın kanındaki prostasın konsantrasyonuna göre ileride kansere bağlı ölüm riskinin olup olmayacağı gösterildi. Kanda prostasın’in 2 kat artması, kanserden ölüm riskini artırmaktadır.
  8. Kalın bağırsak ameliyatında,ince bağırsakların da cerrahiye maruz kalması sonrası ortaya çıkan kısa bağırsak sendromunda ,kilo kaybı, diyare, dehidtratasyon, malnutrisyon sonucu emilim bozukluğuna bağlı düşkünlük oluşmaktadır.
  9. Son çalışmalara göre Crohn hastalığında en iyi ilacın interlökin-23 blokerleri olduğu düşünülmektedir. 
  10. Yaşlı erişkinlerde düzenli spor  kognitif ve mental yapıyı geliştirmektedir.

5 Temmuz 2022 Salı

Odontoid kırığı nedir? Nasıl meydana gelir? Tedavisi kim tarafından yapılır? Hangi durumlarda ameliyat edilmelidir?

 

                                                                                                                    Prof. Dr. Semih Keskil 


Boyun bölgesinde 7 adet omur bulunmakta olup birinci ve ikinci boyun omurları şekil olarak diğerlerinden farklıdır. İkinci boyun omuru ‘aksis’ olarak isimlendirilir ve yukarı doğru uzanan ‘odontoid ‘ adlı bir çıkıntıya sahiptir. Odontoid, başın dönme hareketlerinde aktif rol oynamaktadır.  Bu bölgenin kırıkları, daha sıklıkla şiddetli travma ile birlikte boynun öne ve arkaya aşırı hareketi sonucunda görülmektedir. Odontoid kırıkları sonrası omuriliğe oluşan bası sonucunda hastalarda nörolojik hasarlar görülebilmekte, hastaların %25-40’ı olay yerinde kaybedilebilmektedir. Odontoid kırıkları mutlaka tedavi edilmelidir, tedavi edilmezse kemiğin yanlış kaynaması, kaynamaması, omuriliğe baskı ve hasar oluşturması, sakatlık gibi ciddi problemlerle karşılaşılır. Tedavisi beyin cerrahı tarafından yapılmaktadır. 

Travma sonrası çekilmiş olan boyun omurga tomografisinde odontoid kırığı saptanan hastanın detaylı nörolojik muayenesi yapılmalı, kollarda, bacaklarda, ellerde veya ayaklarda güç veya his kaybı, hastanın yürümesinde problem olup olmadığı iyice araştırılmalıdır. Tomografisinde, kırığın odontoidin ucunda mı, gövdeye yapışık olduğu yerden mi yoksa omurga gövdesinin  bir kısmını da kapsayacak şekilde mi olduğuna bakılır. Sonrasında boyun omurga bölgesi MR’ı çekilerek kırık etrafında bulunan yumuşak dokularda hasar olup olmadığı, kırığın omuriliğe baskı yapıp yapmadığına bakılmalıdır. 

Sadece uç kısmı kırık olan ya da omurga gövdesini de içine alacak şekilde oluşan kırıklarda, genel tedavi yaklaşımı; cerrahiye gerek olmadığı yönünde olup ‘Halo vest’ denilen, başa ve gövdeye sabitlenerek hastanın boyun hareketlerini tamamen kısıtlamak yoluyla kırığın iyileşmesini sağlayan boyunluk takmaktır. Odontoidin tam olarak gövdeye yapışık olduğu yerden kırılmış olduğu durumlardaysa cerrahi tedavi tercih edilir. 

Ameliyatında; hasta genel anesteziyle uyutulup boyun önden açılarak aksis adlı omura ulaşılır. Radyolojik çekimler eşliğinde, odontoid ile aksisin gövdesi özel bir vidayla birbirine sabitlenir. 

Odontoid kırığı ameliyatları; gerçekleştirileceği bölgede şah damarı, beynin ana toplar damarı, yemek ve nefes borusu gibi hayati organların olması, vidanın konulacağı omurun hemen arkasında omurilik bulunması gibi sebeplerle özellikli ameliyatlar olup, bu operasyonun en iyi ameliyathane ve en iyi yoğun bakım şartlarına sahip merkezlerde tecrübeli bir cerrah tarafından yapılması gerekir. 

En iyi beyin tümörü ameliyatı, en iyi boyun fıtığı ameliyatı, en iyi beyin ameliyatlarında akla ilk gelen adres olan Ankara beyin cerrahi camiasında bu operasyonu gerçekleştirecek tecrübeli birçok isim mevcuttur. 

Odontoid kırıkları hayati kırıklardır, omuriliğe baskı oluşturmamış veya nörolojik problem yaratmamış olması tedaviye gerek olmadığı anlamına kesinlikle gelmez. Tedavi edilmediği durumlarda boyun şeklinde düzensizlik, hatta sakatlık durumlarına dahi yol açabilir. Bu problemin sizde ya da sevdiklerinizde olması durumunda kendinizi hiç vakit kaybetmeden bu konuda deneyimli bir beyin cerrahına başvurun.

3 Haziran 2022 Cuma

İyileştirici Tıptan Koruyucu Tıbba, Koruyucu Tıptan Rejeneratif Tıbba, Bitmeyen Yolculuk


                                                                                         Prof. Dr. Semih Keskil 

    Tıbbın yüzlerce yıldır, bir görüşe göre de binlerce yıldır tek bir amacı vardı, hastalıkları iyileştirmek. Aslında günümüzde de tüm tıp bilimi bu temel amaç etrafında yapılanmıştır. Neredeyse 19. yüzyıl başına kadar sadece hastalıkların tanısını koymak, onları birbirinden ayırt etmek, söz konusu hastalıklara neden olan etkenleri açığa çıkarmak ve bu hastalıkları tedavi etmek (hatta kimi zaman hastalık tedavi edilemese bile hastalığın bulgularının tedavi edilmesi) temel amaç olmuştur. 

    Gerek ilaç tedavisi, gerek fiziksel yardımcı yöntemler ve gerek se cerrahinin amacı geçen yüzyıla kadar hastalıkları tedavi etmek iken, 19. yüzyılın başlarında bu hastalıkların ortaya çıkmasını önlemek yeni bir amaç olarak ortaya çıkmıştır. Sivrisinekleri öldürmek yerine bataklığı kurutmak olarak özetlenebilecek bu amacın ortaya çıkmasında, modern tıbbın sosyal devlet kavramı içinde herkesin hizmetine sunulmasına sağlı olarak tıbbi harcamaların giderek artması ana neden olmuştur. 

    Gerçekten de özellikle 20. yüzyıla gelindiğinde koruyucu tıp pek çok hastalığın yeryüzünden silinmesini sağlamıştır. Tabii ki bu dönemde yaşam kalitesi kavramının da gündeme gelmesi, geçmiş yüzyıllarda fikren geliştirilmiş ve de baş döndürücü teknolojik gelişmeler sayesinde artık uygulanmakta olan tedavi yöntemlerinin sonuçlarının sorgulanmasına yol açmıştır. 

    Geçtiğimiz yüzyılın sonlarında ve 21. yüzyılın başlarında ise “rejeneratif tıp” kavramı ortaya çıkmıştır. Bu değişimde, hastalıkların tedavisinde insan vücudunun kendini onarma potansiyelinin  oynadığı çok önemli rolün; özellikle cerrahi dallarda çalışan uzmanlarca giderek daha iyi anlaşılması yatmaktadır. Gerçekten de hastalıkların tedavi edilmediklerinde izledikleri doğal sürecin izlenmesi, placebo araştırmaları, kök hücrelerin giderek artan kullanımı; aslında insan vücudunun inanılmaz kendi kendini tamir yeteneğinin desteklenmesini amacını ortaya çıkarmıştır.

    Gerçekten de bu şekilde hem daha yüksek bir yaşam kalitesini elde etmek, hem tedavilerin yan etkilerini olabilecek en düşük seviyeye indirmek, hem tedavi giderlerini kısmak ve hem de özelikle cerrahi alanındaki hala düşük olan başarı oranlarını yükseltmek mümkün olabilecektir. Tabii ki beyin cerrahisinin bu değişimin dışında kalması beklenmez.  

Covid-19 Önlemi Olarak Karantinanın Yararsızlığı Üzerine


 

                                                                                       Prof. Dr. Mehmet E. Korkmaz 

    Bulaşıcı hastalıkların yayılmasını engellemek üzere toplulukların hareketlerinin kısıtlanması için kullanıyoruz karantina kelimesini. İngilizcede kilit altına almak gibi daha katı vurgulu bir sözcük var;“lockdown"Merriam-Wesvter sözcüğün köken olarak 40 sayısının İtalyancası olan "quaranta" dan geldiğini yazıyor. Ekonomisi ticarete dayanan Venedik'te, salgın hastalık bulaşmasın diye kente gelen gemiler 40 gün şehir açıklarında denizde bekletilirmiş. 

    2019 sonunda ortaya çıkan kısa sürede pandemi yapan Covid 19, bu ortaçağ uygulamasının makul bir önlem gibi alıgılanmasına yol açtı. Oysa makul algıladığımız ne etkili ne de doğru olmak durumundadır. Bu kısa yazıda Covid-19 kapatmalarının işe yaramadığı gibi çok ciddi kişisel ve sosyal sorunlara neden olduğunu anlatmaya çalışacağım. 

    Muayehanemin olduğu sokakta, yaklaşık 300 m yarıçapında bir alanda pastane, fotograğ dükkanı, berber ve iki butik pandemi kapatmalarının sonrası battı ve kalıcı kapandı. Büyük işletmelerin, fabrikaların, inşaatların ve büyük alışveriş merkezlerinin kapatılmadığı düşünülürse sağlık yararı zaten soru işareti olan bu uygulama ilk ağızda küçük işletmelerin yok olup büyüklere kaynak transferi ile sonuçlandı. 

    Johns Hopkins Üniversitesi'nden yapılan bir analiz, COVID-19 pandemisinin ilk dalgası sırasında karantinaların COVID ile ilgili ölümlerin sayısını azaltmak için çok az şey yaptığını ve dünya üzerindeki yıkıcı etkileri nedeniyle"bir pandemi politikası aracı olarak baştan reddedilmesi" gerektiğini söylüyor. Çalışmaya karantina inancının işe yarayıp yaramadığını test eden 18590 araştırmanın taranması ile başlanmış, yeterli nitelikte 24 çalışma meta-analize dahil edilmiş. Studies in Applied Economics dergisinde yayınlanan makalenin yazarları, "Tecritlerin, okulların kapatılması, sınırların kapatılması ve toplantıların sınırlandırılmasının COVID-19 mortalitesi üzerinde gözle görülür bir etkisi olduğuna dair hiçbir kanıt bulamıyoruz"" Genel olarak, karantinaların bir pandemi sırasında, en azından COVID-19 pandemisinin ilk dalgasında, ölüm oranlarını azaltmanın etkili bir yolu olmadığı gözlenmiştir" diyor. Yazarların sonuç cümlesi aynen şöyle, "Sonuç olarak karantina politikaları temelsizdir ve bir pandemi aracı olarak reddedilmelidir(1). 

    Tecridin işe yaramazlığı bir yanan bir de yarattığı yıkım var. Aşağıda UNICEF'in resmi raporunun özeti, karantinaların fakir ülkelerde yarattığı dehşeti gösteriyor (2). Yaklaşık 1,8 milyar insana ev sahipliği yapan Afganistan, Nepal, Bangladeş, Hindistan, Pakistan ve Sri Lanka'ya odaklanan bu raporda en kötü etkilenenlerin kadınlar, çocuklar ve ergenler olduğu tespit edilmiş. Güney Asya 2022 başına kadar yaklaşık 13 milyon Covid ve 186.000'den fazla ölüm bildirilmiş. Bu ülkeler de dünyanın kalanı gibi sıkı karantinalar yapmış. Hastaneler, eczaneler ve bakkallar açık kalırken, hemen hemen her şey kapanmış. Şimdi gelelim ölümcül sonuçlara (2).- 

  • Bu 6 ülkede, beslenme yardımlarından bağışıklamaya kadar çok önemli hizmetlerin durdurulması nedeniyle, 5 yaşından küçük çocukların ek 228.000 ölüm gerçekleştiği düşünülüyor.
  • Şiddetli yetersiz beslenme nedeniyle tedavi edilen çocuk sayısının Bangladeş ve Nepal'de %80'den fazla azaldığı ve çocuklar arasındaki aşılamanın Hindistan ve Pakistan'da sırasıyla %35 ve %65 oranında düştüğünü söylüyor. 
  • Rapor çocuk ölümlerinin 2020'de Hindistan'da %15,4, Bangladeş'te %13 gibi dehşet verici biçimde arttığını yazıyor. Anne ölümlerinde en keskin artış Sri Lanka'da görüşmüş ve %21,5 ile onu Pakistan'ın %21,3'ü izlemiş. 
  • Dahası da var. Doğum kontrolüne erişimin zayıf olması veya hiç olmaması nedeniyle gençler arasında 400.000 olmak üzere yaklaşık 3.5 milyon ek istenmeyen gebelik olduğunu tahmin ediliyor. Salgının ve ardından gelen karantinaların tam etkisi, ülkeler halk sağlığı ve eğitim programlarını değerlendirdikçe netlik kazanacak ancak Hindistan'daki uzmanlar, önümüzdeki birkaç ay içinde veriler geldiğinde, yetersiz beslenme oranlarının ülke genelinde önemli ölçüde daha kötü olacağından korkuyorlar (2). Sağlık hizmetlerinin kesintiye uğraması diğer hastalıklardan mustarip olanları da etkiledi. Tapor bölge genelinde tüberküloz,sıtma, tifo ve HIV/AIDS nedeniyle tedavi edilemeyen ergenler arasında 5.943 ölüm daha olacağını tahmin ediyor (2). 
    Tüm Güney Asya halen dönem dönem karantina uyguluyor ve virüsün yayılma hızında hiçbir azalma yok. İşe yaramayan bir şeyde neden ısrar edilir anlamak mümkün değil. Aklıma Yuval Noah Harari'nin "insanların aptallığını küçümsemeyin" sözü geliyor. 

    Eğer bunlar az gelişmemiş ülke rakamları diye düşündüyseniz yanılıyorsunuz. İngiltere'nin Darülacezesi diyebileceğimiz " The Hospice UK" pandemi öncesi 5 yıllık ortalamaya kıyasla, beklediğinizden 100.000 daha fazla ölüme ulaşılacağını ve özel evlerde ölen insan sayısının bağımsız Covid soruşturmasına dahil edilmesini istedi(3,4). Bir de tabii tıbbi bakıma ulaşamama nedeniyle yaşam kaybı söz konusu. İngiltere'de karantinada tedavi edilebilir nedenlere bağlı ölümlerin 4 kat arttığı düşünülüyor (5). 

    Tecridin olası ve belgelenmesi daha zor sonuçları da var; tecrit kaynaklı alkolizm ve aşırı doz ilaç kullanımı, sokağa çıkma yasağına bağlı intiharlar,  karantinaya bağlı depresyon, şişmanlık, artan koroner kalp hastalığına bağlı ölümler ve belki yakın gelecekte yoksulluk kaynaklı ölüm artışları bunlar arasında sayılabilir.

    Üstelik tecridin işe yaramayacağı 2020 yılında anlaşılmıştı. Dünyanın önde gelen enfeksiyon hastalıkları uzmanları ve epidemiyologlar “Great Barrington Declaration” başlıklı benim de imzacısı olduğum bir deklarasyon yayınladılar. Deklarasyonun sonuç kısmında aynen şöyle denmekte (6);

    “Hassas grupta olmayanların derhal normal hayata dönmelerine izin verilmelidir. El yıkama ve hastayken evde kalma gibi basit sağlık önlemleri, sürü bağışıklığı eşiğini azaltmak için herkes tarafından uygulanmalıdır. Okullar ve üniversiteler yüz yüze öğretime açık olmalıdır. Spor gibi ders dışı etkinliklere devam edilmelidir. Düşük riskli genç yetişkinler evden çalışmak yerine normal şekilde çalışmalıdır.

    Restoranlar ve diğer işletmeler açılmalı. Sanat, müzik, spor ve diğer kültürel faaliyetler devam etmelidir. Daha fazla risk altındaki insanlar isterlerse katılabilir, toplum bir bütün olarak toplum bağışıklığı geliştirmiş olanlar tarafından savunmasız kişilere verilen korumadan yararlanır.

    Bu deklarasyonun ve aslında kısaca İsveç ve İskandinavya örneğinin en sağduyulu model olduğunu söylemek isterim. Başta ayrımsız tecrit olmak Covid-19 pandemisi bize birçok şeyi yanlış yaptığımızı gösterdi. 

Kaynakça 

  1. Herby, Jonas & Jonung, Lars & Hanke, Steve, 2022. "A Literature Review and Meta- Analysis of the Effects of Lockdowns on COVID-19 Mortality." Studies in Applied Economics 200, The Johns Hopkins Institute for Applied Economics, Global Health, and the Study of Business Enterprise 
  2. https://unicef.org/rosa/media/13066/file/Main%20Report.pdf 
  3. https://www.channel4.com/news/excess-deaths-at-home-during-pandemic-likely-to-reach-100000-says-hospice-uk  
  4. https://www.hospiceuk.org/our-campaigns/dying-matters/dying-home-what-happening-behind-closed-doors 
  5. https://www.telegraph.co.uk/news/2022/01/29/deaths-people-whose-medical-care-disrupted-quadrupled-first/
  6. https://gbdeclaration.org/ 

Prof.Dr. Mehmet E.Korkmaz. İç Hastalıkları ve Kardiyoloji Uzmanı  
Filistin Caddesi, Beyaz Zambaklar Sokak 6/5 GOP/ Çankaya / Ankara 

2022 Dahiliye de 10 Yeni Bilgi

 

                                                                                       Prof. Dr. Burçak Kayhan 

  1. Covid pandemisinin bütün dünyada bir çok probleme yol açtığı bilinmektedir. Bunlardan bir tanesi de ; insanların pandemi sırasında evlerinde izole edilmeleri sonucunda alkol tüketiminde belirgin artış olduğu teğit edilmiştir. 
  2. Karaciğer hastalıkları sonucu karaciğer fibrozisi gelişen hastada covid aşısına yanıt düşük olmaktadır. Karaciğer nakli olmuş hastalardaysa covid aşısına olumlu cevap neredeyse mükemmel düzeydedir.
  3. Hemoroid, fissür, fistül ve anorektal apselerde doktor tecrübesi ve muayenesi dışında rektal USG ki bunun için rektal ultrason probu gerekir; tanı detayı için önemlidir.
  4. Covide bağlı koku kaybı %96 on iki ayda geri dönmektedir.
  5. Anal inkontinans (hastanın istemsiz gaz ve dışkı kaçırması) sebebi anal travmaysa, anal-sfinktere yönelik ‘stem cell’ kök hücre nakli bir tedavi seçeneği olabilmektedir.
  6. Özofagus kanser tanısında NBI özellikli endoskoplar erken tanı için önemlidir.
  7. Akalazyanın tedavisi artık ağızdan yapılmakta ve POEM olarak adlandırılmaktadır.
  8. IgG’ye bağlı hastalıklar, kalın bağırsak kanserlerini taklit edebilmektedir.
  9. İnce bağırsakların son bölüümü olan terminal ileumdaki ödeme bağlı bağırsak obstruksinina nedeni crohn dışında bağırsak Tbc’ side olabilir.
  10. Zayıflamak için kullanılan saxenda tedavisi endosonografi eşliğinde yapılmış mide botoxuyla kombine edildiğinde başarı şansı artmaktadır.