21 Temmuz 2020 Salı

Boynunuz mu Ağrıyor ?



                                 Boynunuz mu Ağrıyor ? 

                                                                              Prof. Dr. Avni Babacan  


Ağrı başınıza, omuzunuza, kollarınıza mı yayılıyor ? Uzun süredir mi var, ağrı kesici ilaçlara, fizik tedaviye yanıt vermiyor mu? Ağrıya çare var!!!!!!!!

Yeter ki siz sesinizi duyurun…






Prof. Dr. Avni Babacan algoloji-ağrı uzmanı,gerek kendi özel muayenehanesinde gerek çalıştığı Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi hastanesinde yıllardır hastalarının geçmeyen kronik ağrılarını dindirmek için çalışıyor. Her türlü kronik ağrısı olanlar (kanser ağrısı başta olmak üzere baş boyun,bel bacak ayak ağrıları, zona ağrısı, damar tıkanıklığı ağrıları, şeker hastalığına bağlı ağrılar, kas kemik tendon ağrıları, fibromiyalji, tüm nöropatik ağrılar)ağrı çekmenin bir kader olmadığını bilmeli ve ağrı kliniklerine başvurmalıdırlar. 


Bugün boyun ağrılarında neler yapıyoruz,ondan bahsedeceğim…


Geçmeyen boyun ağrılarınız varsa, istirahat ilaç vede fizik tedavi metotları yeterince sizi rahatlatmıyorsa,kan sulandırıcı bir ilaç kullanmıyorsanız(bunu belli bir süre kesip sonra müdahale yapıyoruz) öncelikle ağrınızın nedeni nedir, nereden kaynaklanıyor? sebeplerini araştırdıktan sonra, diğer tedavilerden de yeterince yararlanmadığınıza kanaat getirmişsem artık enjeksiyon yöntemlerini uygulamam gerektiğini düşünürüm.



Steril şartlarda bazan poliklinikte











bazen de ameliyathanede skopi eşliğinde hafif sedasyon ile size hiç acı çektirmeden işlemleri gerçekleştiriyorum.







tabiki komplikasyonlar da olabileceğini bilerek gerekli tedbirleri alarak sizleri bilgilendirerek ve onayınızı alarak işlemleri gerçekleştiriyoruz. 


Ağrın varsa sesini duyur,ağrıya çare var… 



20 Temmuz 2020 Pazartesi

Subdural kanama nedir? Hangi nedenlere bağlı olur? Tedavisi nasıl yapılır? Hangi doktora başvurmak gerekir?


Subdural kanama nedir? Hangi nedenlere bağlı olur? Tedavisi nasıl yapılır? Hangi doktora başvurmak gerekir?

  Subdural mesafe beyinin en üst zarı olan dura mater altında olan aralıktır. Subdural kanama ise bu aralıkta meydana gelen kanamalara denir. Üç tipi bulunmaktadır, bunlar akut (erken), subakut (erken-geç arası), kronik (geç) subdural kanamadır. Genellikle trafik kazası, iş kazası, yüksekten düşme, kafaya alınan darbeler gibi travma sonucu olmakla birlikte kanama bozuklukları, kan sulandırıcı kullanımı, bazı beyin tümörleri, damar zedelenmeleri sonucu da ortaya çıkabilir. Genellikle venöz (toplar damar) kanamalardır. En sık kanayan toplar damar ise köprü venleri adı verilen damarlardır.

  Subdural kanama sonucu başvuran hasta için mutlaka bir beyin cerrahı görüşü alınmalıdır. Doktorunuz tam bir fizik muayene yapacak ve bazı tetkikler isteyecektir. Bu tetkikler arasında beyin tomografisi, beyin tomografik anjiografisi, kan tetkikleri, beyin MR’ ı vardır. Bu tetkiklerin sonuçlarını en iyi beyin cerrahı değerlendirerek subdural kanamanın hangi evrede olduğu (akut, subakut, kronik), başka bir patolojini eşlik edip etmediği (kafatası kırığı, beyin tümörü, baloncuk, vs.) ve ameliyat gerekip gerekmediği konusunda sizi bilgilendirecektir.

  Bu hastalar sadece baş ağrısı şikayetiyle tüm fonksiyonları normal olarak başvurabildiği gibi, bilinci kapalı ve koma halinde de getirilebilirler. Subdural kanama hastanın sakat kalmasına veya ölmesine neden olabilecek kadar ciddi bir kanamadır. Subdural kanamalı hastalar yoğun bakım yatağına alınmalı, takip ve tedavisi burada yapılmalıdır.

  Subdural kanamanın boyutu fazla değilse, kişinin nörolojik fonksiyonlarında bozukluğa sebep olmamışsa takip edilebilir. Fakat bazı hastalar ameliyat edilmektedir. Bir beyin ameliyatı olan subdural kanama cerrahisi kafatasına açılan delikten dura mater kesilerek kanamanın kateter yardımıyla tek delikten boşaltılması veya kafatası beyin tümörü ameliyatı yapılır gibi kapak gibi kaldırılarak dura mater tam açılıp kanamanın boşaltılması esasına dayanır. Hangi tekniğin kullanılacağına kanamanın boyutuna, akut- kronik oluşuna, hastanın koma puanına göre karar verilir.

  Beyinde olduğu gibi omurilikte de dura mater bulunmaktadır. Burada da dura mater altına kanama yani subdural kanama görülebilir. Genelde travma, tümör veya damarsal patolojilere (AVM gibi) bağlı gelişir. Nadiren de olsa bel fıtğı ameliyatı, boyun fıtığı ameliyatı sonrası görülebilir. Omurilikteki tedavisi beyindeki ile benzerdir. Yani kanama boyutu ufaksa takip, omurilik basısı varsa ameliyattır.

  Bir beyin cerrahı Ankara ilinde çalışıyorsa bu tip kanamalarla çok sık karşılaşır. Ankara beyin cerrahisi kliniklerinde gerek takip gerekse ameliyat açısından ihtiyaç duyulan ekipmanlar bulunmaktadır. Subdural kanama doğru ve tecrübeli kişilerce tedavi edildiğinde sonuçları yüz güldürücüdür. İyi bir tedavi sonrası hastalar hiçbir sekel kalmadan taburcu edilebilmektedir.

  Subdural kanama için tercihiniz doğru ve deneyimli bir beyin cerrahı olmalı…





17 Temmuz 2020 Cuma

Epidural kanama nedir? Hangi nedenlere bağlı gelişir? Tedavisi nasıl yapılır? Hangi doktora başvurmak gerekir?


Epidural kanama nedir? Hangi nedenlere bağlı gelişir? Tedavisi nasıl yapılır? Hangi doktora başvurmak gerekir?

  Epidural kanama beyin zarlarından en dıştaki olan dura mater ile kafatası kemiğinin arasına olan kanamadır. Genellikle trafik kazası, düşmeler, iş kazaları, kafaya alınan darbeler gibi travma sonucu gelişse de bazen kanama bozuklukları, damar hastalıkları, kan sulandırıcı kullanılmasına veya bir tümöre bağlı da gelişebilir. Genellikle dura mater üzerinde bulunan ve bu bölgenin beslenmesinden sorumlu olan meningea media arteri (atardamarı) ve dallarından kanar. Sıklıkla epidural kanamaya kafatası kırıkları eşlik eder. Burada bir parantez açarak bahsetmemiz gereken konu alzheimer hastaları yürüme güçlüğü ve hafıza problemleri yaşadığından kafalarını bir yere çarpma ihtimalleri fazlacadır. Yaşları ile olduğundan damar yapılarındaki yaşlanmaya bağlı olarak kanama daha kolay gelişir. Bu tip hastalara alzheimer tedavisi mutlaka uygulanmalıdır. 


  Epidural kanama gelişen bir hastada beyin cerrahı görüşü alınmalıdır. Genel tıbbi muayenenin ardından, beyin tomografisi çekilmeli, epidural kanama ve varsa kafatası kırıkları görülmelidir. Bu sonuçları en iyi beyin cerrahı değerlendirecek ve hastanın ameliyatına gerek olup olmadığına karar verecektir. Epidural kanama hayatı tehtid eden çok ciddi bir kanama şeklidir. Bir atardamar kanaması olduğundan takip edilsede kanama durmayabilir. Bu durum hastanın ölümüne veya sakat kalmasına neden olabilir. Bu hastalara mutlaka bir yoğun bakım yatağı ayarlanmalıdır.

 Epidural kanama tedavisi genellikle ameliyattır. Bazen çok ufak boyutta olan kanamalar takip edilerek düzelebilmektedir. Bir beyin ameliyatı olduğundan riskleri de bulunmaktadır. Ameliyat şekli beyin tümörü ameliyatı ile benzerdir. Tecrübeli kişiler tarafından doğru zamanda yapılan müdehalelerin sonuçları oldukça yüz güldürücüdür. 

  Genel olarak epidural kanamanın beyin bölgesine olan kanamadan bahsettik. Fakat omurilik zarı ve omurga kemiği arasına olan kanamada epidural kanamadır. Bu da yine travmalar ve tümörlere bağlı gelişir. Hatta bel fıtığı ameliyatı, boyun fıtığı ameliyatı sonrasında da nadiren gözlenebilir. Omurilikteki epidural kanamanın da tedavisi genellikle ameliyattır. 

  Bölgesel olarak bakacak olursak Ankara beyin cerrahi camiasında epidural kanama açısından kapsamlı tedavi verilen merkezler bulunmaktadır. Birçok beyin cerrahı Ankara iline epidural kanamalı hastaları sevk etmektedir.

  Tekrarlamak gerekirse epidural kanama sonu ölümle sonuçlanabilecek fakat doğru ve tecrübeli bir beyin cerrahı tarafından tedavi edildiği takdirde hiçbir sekel kalmaksızın iyileşme ihtimali olan ciddi bir kanama şeklidir.



15 Temmuz 2020 Çarşamba

Ensefalosel nedir? Nedenleri nelerdir? Tedavisi nasıl yapılır? Hani doktora gitmek gerekir?


Ensefalosel nedir? Nedenleri nelerdir? Tedavisi nasıl yapılır? Hani doktora gitmek gerekir?

  Ensefalosel, fetüsün (anne karnındaki bebek) doğmadan önceki gelişimi esnasında kendinde bulunan bazı sendromlara veya annedeki başta folik asit olmak üzere bazı vitamin ve minerallerin eksikliğine bağlı olarak gelişir. Ensefaloselde kafatasında açıklık olur ve beyin zarları ve beyin dışarıdadır. Bu durum kapanma defekti olarak adlandırılır ve beyin çoğu zaman normal gelişmesine rağmen dışarıya açık haldedir. Ensefalosel tanısı bebek daha anne karnındayken konur. Günümüz teknolojisinde bir bebeğin ensefalosel ile doğacağı bilinir. Bu durumda kadın doğum uzmanları hastayı beyin cerrahına yönlendirir.


   
  Beyin cerrahı ultrason raporlarını inceleyerek fetal MR denilen anne karnındaki bebeğe çekilen ileri görüntüleme tetkikini ve annenin kan tetkiklerini isteyecektir. Sonuçlarınızı en iyi beyin cerrahı değerlendirerek hastalığın boyutu ve tedavisi konusunda sizi bildilendirecektir. Bebeğin doğumunu takiben hemen bebeğe de beyin ve tüm omurga MR’ ı çekilecek böylece cerrahi tedavi planlanacaktır.


 Tedavisi bebek doğduktan en geç 24-48 saat içinde ameliyata alınarak bu defektin kapatılması esasına dayanır. Eğer geç kalınırsa bu bölgeden dışarıya sarkan beyin ve sinir dokuları hava teması sonrası geri döndürülemez hasarlara maruz kalabilir. Ensefalosel ameliyatı bir beyin ameliyatı olup bel fıtığı ameliyatı veya boyun fıtığı ameliyatı ile kıyaslandığında çok daha kompleks ve yenidoğan yoğun bakım yatağı gerektiren bir ameliyattır. Yaklaşım açısından yenidoğan bir bebeğe yapılan beyin tümörü ameliyatı ile benzemekte olup pediatrik beyin cerrahi konusunda deneyimli kişiler tarafından yapıldığı takdirde sonuçları yüz güldürücüdür. Tabi ki bu hastalardaki defektin ve zarar gören beyin dokusunun miktarına göre sakatlık ve ölüm riski taşıyan ciddi bir hastalıktır.

  Ensefalosel konusunda Ankara beyin cerrahi doktorları arasında çok deneyimli kişiler bulunmaktadır. Birçok beyin cerrahı Ankara iline ensefalosel tanısı konulan hastaları sevk etmektedir.

  Eğer kontrollerinizde ensefalosel şüphesi varsa adresiniz bu konuda doğru ve deneyimli bir pediatrik (çocuk) beyin cerrahı olmalı…






27 Nisan 2020 Pazartesi

COVİD -19 ve Kalp Damar Hastalıkları


                        COVİD -19 ve Kalp Damar Hastalıkları
                                               Prof. Dr. Cem Yorgancioglu

Sayın Okurlar,

Güncel sorun olan SARS-CoV-2 virusu’nun yol açtığı COVID-19 (CoronaVirusDisease 2019) salgını ve Kalp Damar hastalıkları konusunda birkaç önemli bilgi ve Dernek duyurularını sizlerle paylaşmak istiyorum.

COVID-19 artık hepimiz tarafından bilindiği üzere yaşlı bireylerde daha ağır ve sorunlu seyretmekte. Buna neden bireyin ilerlemiş yaşı ile vücudun savunma sisteminin eskisi kadar güçlü olmamasının yanı sıra bu yaş grubunda bazı ek hastalığın zaten birçok bireyde hali hazırda bulunmasıdır.

Yapılmış olan 6 bilimsel çalışmanın ortak sonucunda COVID-19 hastalarında Hipertansiyon, Kalp-Damar hastalığı ve diyabet sıklığı sırasıyla %17.1, %16.4, %9.7 olarak bildirilmiştir.

Bugün için dünya genelinde en yüksek ölüm oranına sahip olan İtalyada yaşamını kaybeden ilk 3200 hastanın özellikleri incelendiğinde, vefat edenlerin ortalama yaşının maalesef 78.5 olduğu görülmektedir.
Bu kaybedilen hastaların 481inin altta yatan hastalıklarına ait veri mevcuttur:
            6 sında (%1.2) altta yatan bir hastalık,
            113ünde (%23.5) iki hastalık,
            128inde (%26.6) üç hastalık,
            234ünde ise dört veya daha fazla hastalık belirlenmiştir.

Yine bu 481 hastada altta yatan hastalıklar sıklık sırasına göre;
            Hipertansiyon (%73.8),
            Diyabet (%33.9),
            Koroner arter hastalığı (%30.1),
            Atriyal fibrilasyon (%22.0),
            Kronik böbrek yetersizliği (%20.2),
            Kanser (%19.5),
            Kronik obstrüktif akciğer hastalığı KOAH (%13.7),
            Demans (%11.9),
            İnme (%11.2)
            Kronik karaciğer hastalığı (%3.7)  dır.

Görüldüğü gibi hipertansiyon ve kalp-damar hastalıkları ek hastalıklar arasında hem sayıca fazla hem de oran olarak yüksektir.

65 yaş üzeri grubundaki birçok vatandaşımızda bu hastalıkların zaten daha fazla oranda bulunduğunu bir gerçektir. En azından bu grubun yarısının  hipertansiyonu olduğunu ve muhtemelen bir tansiyon ilacı kullandığını düşünebiliriz.

Tansiyon ilaçları arasında yer alan ACE inhibitörü/ARB grubundaki ilaçlarla ilgili son günlerde basında ve sosyal medyada COVID-19 hastalığı ile etkileşebildiği (kötü yada iyi) yönünde haberler vardır. Ancak ACE inhibitörü/ARB kullanımının COVID-19 kliniğini kötüleştireceğine veya kötü gidişli kliniği düzeltebileceğine dair kanıta dayalı veri yoktur.

Türk Kardiyoloji Derneği ve Avrupa ve ABD deki eşdeğer dernekler şu an için güncel kılavuzlara göre herhangi bir ACE inhibitörü/ARB başlanmış tüm hastalara ilaçlarına devam etmelerini önermektedir. Hekimlere ise yeni ilaç başlanacak hastalara yine güncel kılavuzları dikkate almalarını, hastanın COVID-19 hastası/şüphelisi olmasının kararlarını etkilememesi gerektiğini vurgulamaktadır.

Ancak durumun dinamizmi göz önüne alındığında koşulların ve bilgilerin çok hızlı değişebileceği unutulmamalıdır . Bu nedenle özellikle T.C. Sağlık Bakanlığı’nın konuya ilişkin web sayfası ( https://hsgm.saglik.gov.tr/tr/covid19 ) ve ulusal / uluslararası saygın kuruluşların web sayfaları ve saygın bilim dergileri önemli güncellemeler için takip edilmelidir.

Ortopedik Yaralanmaların Bir Nedeni Olarak Ev Kazaları


Ortopedik Yaralanmaların Bir Nedeni Olarak Ev Kazaları
Prof. Dr. Bülent Dağlar
Özel Ankara Güven Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Bölümü


        Ocak 2020 ile birlikte dünya tarihinde birçok benzeri yaşanmış olmakla birlikte vatandaşlarımızın birçoğunun anlamakta bile zorlandığı bir salgınla karşı karşıya kaldığımız günleri yaşıyoruz. Tüm dünyayı etkileyen bu pandemide salgını yavaşlatmak ve sonra da durdurmanın en önemli yolu sosyal temasın en aza indirilmesi olarak biliniyor. Yine tüm dünyada en sık paylaşılan mesaj bugünlerde “evde kal”. Evimiz bildiğimiz en güvenli sığınağımız. Ancak ortopedik yaralanmaların önemli bir kısmının ev kazaları nedeniyle oluştuğunu, yedi yaştan küçük çocuklarda ölümlerin ve kalıcı hasar bırakan yaralanmaların sık nedenlerinden birinin ev kazaları olduğunu, yaşlılarda son derece ciddi bir toplum sağlığı sorunu haline gelen kalça çevresi kırıklarının en sık ev içi düşme ile oluştuğunu belirttiğimde evimizin ne kadar güvenli olduğunu sorgulayabilirsiniz. Yine sizi fazla endişelendirmeden belirtmeliyim ki bu kazalar ve yaralanmaların çok büyük bir bölümü gösterilecek ek dikkat ve alınacak önlemlerle azaltılabilir. Aile üyelerinin tümünün bir arada evde kaldığını umduğumuz bugünlerde yaralanma nedenleri ile alınabilecek önlemlerden bahsetmek istiyorum.


       En kazalarının en çok etkilediği iki farklı yaş grubu olarak 10 yaş altı çocuklar ve fizyolojik yaşları ileri birden fazla hastalıkları nedeniyle hareketlilikleri azalmış erişkinleri görüyoruz. Çocuklarda ev içi oyunlar sırasında düşmeler en sık sebeplerin başında gelir. Diğer sık sebepler ise merdivenden düşme, kapıya sıkıştırma, sıcak cisimlerle temas sonucu yanıklar olarak sıralanabilir. Sık olmasa da bahsedilmesi gereken sebepler ise egzersiz aleti yaralanmaları ve çok keyifsiz bir neden olarak ev içi şiddettir. Ev içi yaralanma sonucunda çocuklarda sıklık sırasına göre el bilek, dirsek, omuz, ayak bilek, bacak, diz çevresi ve daha az sıklıkla uyluk, kalça çevresi ve omurga yaralanmaları oluşmaktadır. Birden fazla bölgenin etkilenmesi çok nadirdir ve özellikle birden fazla kemikte kırık ev içi şiddeti düşündürür. Görülme sıklığı artma eğiliminde olan bir yaralanma nedeni ev egzersiz aletleridir. Sıklıkla ebeveynleri izlerken kontrolsüz olarak hareketli parçalara yaklaşan 6 yaş altı çocuklarda dirsek, el ve el bilek kırıkları ve çoğu zaman sürtünmeye bağlı cilt sorunları hatta yanıklar oluşabilmektedir. Egzersiz aleti nedeniyle oluşan yanıkların daha sık derin yanıklar olduğu, sıklıkla cerrahi tedavi gerektirdiği ve kozmetik sonuçlarının sıcak cisimlerle temas yanıklarına göre daha kötü olduğu bildirilmektedir.

COVİD -19 ve Nörolojik Komplikasyonlar




COVİD -19 ve Nörolojik Komplikasyonlar
                      Prof. Dr. Kubilay Varlı


Günümüzün konusu Covid-19 olması nedeniyle, kısaca Covid -19 un nörolojik komplikasyonlarından söz edeceğim. Covid-19’un yakın akrabaları olan SARS (Severe Acute Respiratory Syndrome-Şiddetli Ani Solunum Sendromu) ve MERS (Middle East Respiratory Syndrome-Ortadoğu Solunum Sendromu) virüsleri, şükürler olsun ki, yoğun nörolojik komplikasyon yapmadılar. Covid-19 da nörolojik sistemleri sıklıkla tutmuyor. Ancak, seyrek de olsa ciddi nörolojik bulgularla da ortaya çıkabildiği bildiriliyor.
 
Covid-19 esas olarak solunum sistemi ve çoklu organ yetmezliği bulguları ile ortaya çıkıyor, sepsis ve dissemine intravasküler koagülasyon (DIC-Yaygın Damar içi Pıhtılaşma) da yapabiliyor. Bu son ikisi indirekt olarak nörolojiik komplikasyonlarla sonuçlanabiliyor. Erken dönmelerde küçük bir hasta grubunda iskemik veya hemorajik inmeler açısından risk oluşturduğu kabul ediliyor. Whandan bildirlen bir yazıda hastaneye yatırılanların % 60’ının orta, % 40’ının şiddetli infeksiyon belirtileri gösterdiği bildirilmiş.  Nörolojik komplikasyonlar ise şiddetli infeksiyon belirtileri geçiren grupta daha çok görüldüğü tespit edilmiş. Covid-19 ile, kesinleşmiş bir bilgi olmamasına rağmen, MERS ve SARS’daolduğu gibi, ADEM (Akut Dissemine EnsafaloMiyelit- Ani Yaygın Beyin Omurilik yangısı) benzeri demiyelinizasyon, ensefalomiyelit, beyinsapı ensafaliti vakaları ile Guillain Barre Sendromu ve kritik hastalık polinöropatisi vakaları olabileceği bildirilmiş. Yarısı Covid -19 olan 214 vakanın %37 sinde nörolojik komplikasyonlar bulunmuş. Bunların %15inde mental değişiklikler, %20 ‘sinde ise sersemlik hissi, baş ağrısı’nın da bulunduğu, özgün olmayan bulgular tespit edilmiş.   Diğer sık görülen bulgu, şiddetli hastaların % 20’sinde görülen  iskelet kası hasarlanması. Bunlarda CPK 200IU/ml üstünde bulunmuş, ancak miyozit , miyopati veya motor nöron tutulumu  incelemesi ve ayırımı yapılamamış.

Bazı yeni raporlarda koku duyusu kaybının, Covid-19’un ilk bulgularından birisi olabileceği kabul ediliyor. Son günlede nöroloji uzmanı arkadaşlarımız, periferik fasiyal parezi vakalarında artış olduğunu bildiriyorlar. Şu anda henüz net değil ama takiplerde bu vakaların Covid-19 ile ilişkili olup olmadığı da anlaşılacaktır. 

Yukarıda bahsettiğimiz, DIC tabloso, beyin damar tıkanıklıkları veya kanamalarına da yol açabilir.

Virüsün direkt olarak nörolojik sistemlere yayılıp yayılmadığı bilinmiyor. Ancak MERS ve SARS örneklerinde, direkt nörolojik sitem yayılımı çok nadir bulunmuş. Bunun da öyle olmasını dileyelim. Ancak SARS’dan kaybedilen hastaların beyin omurilik sıvılarında PCR (+) bulunmuş ve beyinde virüs olabileceğine dair bulgular elde edilmiş.

Şu anda en önemli sorulardan biri de bence, çeşitli nörolojik hastalıkları nedeniyle bağışıklık baskılayıcı ilaç alan nörolojik sornu olan hastalarımızın bu günlerde tedavileri konusunda  nasıl davranacağı ne yapacağı konusudur. Halen Multipl Skleroz veya NöroMyelitis Optika tanısı nedeniyle ve diğer nedenlerle  Avonex, Copaxone, Rebif, Betaferon, Tecfidera, Aubagio, Fingya, Vintor, Judexa, Findel, Finimod, Fingomes, İmuran, Tysabri tedavileri almakta olan hastaların,  planlanan tedaviye aynen devam etmeleri, diğer yandan Ocrevus, Mabthera, Endoxan alan hastalarımızın tedavileri geçici olarak ertelemeleri önerilmektedir.

Sağlıklı günler dileklerimle.