15 Temmuz 2020 Çarşamba

Ensefalosel nedir? Nedenleri nelerdir? Tedavisi nasıl yapılır? Hani doktora gitmek gerekir?


Ensefalosel nedir? Nedenleri nelerdir? Tedavisi nasıl yapılır? Hani doktora gitmek gerekir?

  Ensefalosel, fetüsün (anne karnındaki bebek) doğmadan önceki gelişimi esnasında kendinde bulunan bazı sendromlara veya annedeki başta folik asit olmak üzere bazı vitamin ve minerallerin eksikliğine bağlı olarak gelişir. Ensefaloselde kafatasında açıklık olur ve beyin zarları ve beyin dışarıdadır. Bu durum kapanma defekti olarak adlandırılır ve beyin çoğu zaman normal gelişmesine rağmen dışarıya açık haldedir. Ensefalosel tanısı bebek daha anne karnındayken konur. Günümüz teknolojisinde bir bebeğin ensefalosel ile doğacağı bilinir. Bu durumda kadın doğum uzmanları hastayı beyin cerrahına yönlendirir.


   
  Beyin cerrahı ultrason raporlarını inceleyerek fetal MR denilen anne karnındaki bebeğe çekilen ileri görüntüleme tetkikini ve annenin kan tetkiklerini isteyecektir. Sonuçlarınızı en iyi beyin cerrahı değerlendirerek hastalığın boyutu ve tedavisi konusunda sizi bildilendirecektir. Bebeğin doğumunu takiben hemen bebeğe de beyin ve tüm omurga MR’ ı çekilecek böylece cerrahi tedavi planlanacaktır.


 Tedavisi bebek doğduktan en geç 24-48 saat içinde ameliyata alınarak bu defektin kapatılması esasına dayanır. Eğer geç kalınırsa bu bölgeden dışarıya sarkan beyin ve sinir dokuları hava teması sonrası geri döndürülemez hasarlara maruz kalabilir. Ensefalosel ameliyatı bir beyin ameliyatı olup bel fıtığı ameliyatı veya boyun fıtığı ameliyatı ile kıyaslandığında çok daha kompleks ve yenidoğan yoğun bakım yatağı gerektiren bir ameliyattır. Yaklaşım açısından yenidoğan bir bebeğe yapılan beyin tümörü ameliyatı ile benzemekte olup pediatrik beyin cerrahi konusunda deneyimli kişiler tarafından yapıldığı takdirde sonuçları yüz güldürücüdür. Tabi ki bu hastalardaki defektin ve zarar gören beyin dokusunun miktarına göre sakatlık ve ölüm riski taşıyan ciddi bir hastalıktır.

  Ensefalosel konusunda Ankara beyin cerrahi doktorları arasında çok deneyimli kişiler bulunmaktadır. Birçok beyin cerrahı Ankara iline ensefalosel tanısı konulan hastaları sevk etmektedir.

  Eğer kontrollerinizde ensefalosel şüphesi varsa adresiniz bu konuda doğru ve deneyimli bir pediatrik (çocuk) beyin cerrahı olmalı…






27 Nisan 2020 Pazartesi

COVİD -19 ve Kalp Damar Hastalıkları


                        COVİD -19 ve Kalp Damar Hastalıkları
                                               Prof. Dr. Cem Yorgancioglu

Sayın Okurlar,

Güncel sorun olan SARS-CoV-2 virusu’nun yol açtığı COVID-19 (CoronaVirusDisease 2019) salgını ve Kalp Damar hastalıkları konusunda birkaç önemli bilgi ve Dernek duyurularını sizlerle paylaşmak istiyorum.

COVID-19 artık hepimiz tarafından bilindiği üzere yaşlı bireylerde daha ağır ve sorunlu seyretmekte. Buna neden bireyin ilerlemiş yaşı ile vücudun savunma sisteminin eskisi kadar güçlü olmamasının yanı sıra bu yaş grubunda bazı ek hastalığın zaten birçok bireyde hali hazırda bulunmasıdır.

Yapılmış olan 6 bilimsel çalışmanın ortak sonucunda COVID-19 hastalarında Hipertansiyon, Kalp-Damar hastalığı ve diyabet sıklığı sırasıyla %17.1, %16.4, %9.7 olarak bildirilmiştir.

Bugün için dünya genelinde en yüksek ölüm oranına sahip olan İtalyada yaşamını kaybeden ilk 3200 hastanın özellikleri incelendiğinde, vefat edenlerin ortalama yaşının maalesef 78.5 olduğu görülmektedir.
Bu kaybedilen hastaların 481inin altta yatan hastalıklarına ait veri mevcuttur:
            6 sında (%1.2) altta yatan bir hastalık,
            113ünde (%23.5) iki hastalık,
            128inde (%26.6) üç hastalık,
            234ünde ise dört veya daha fazla hastalık belirlenmiştir.

Yine bu 481 hastada altta yatan hastalıklar sıklık sırasına göre;
            Hipertansiyon (%73.8),
            Diyabet (%33.9),
            Koroner arter hastalığı (%30.1),
            Atriyal fibrilasyon (%22.0),
            Kronik böbrek yetersizliği (%20.2),
            Kanser (%19.5),
            Kronik obstrüktif akciğer hastalığı KOAH (%13.7),
            Demans (%11.9),
            İnme (%11.2)
            Kronik karaciğer hastalığı (%3.7)  dır.

Görüldüğü gibi hipertansiyon ve kalp-damar hastalıkları ek hastalıklar arasında hem sayıca fazla hem de oran olarak yüksektir.

65 yaş üzeri grubundaki birçok vatandaşımızda bu hastalıkların zaten daha fazla oranda bulunduğunu bir gerçektir. En azından bu grubun yarısının  hipertansiyonu olduğunu ve muhtemelen bir tansiyon ilacı kullandığını düşünebiliriz.

Tansiyon ilaçları arasında yer alan ACE inhibitörü/ARB grubundaki ilaçlarla ilgili son günlerde basında ve sosyal medyada COVID-19 hastalığı ile etkileşebildiği (kötü yada iyi) yönünde haberler vardır. Ancak ACE inhibitörü/ARB kullanımının COVID-19 kliniğini kötüleştireceğine veya kötü gidişli kliniği düzeltebileceğine dair kanıta dayalı veri yoktur.

Türk Kardiyoloji Derneği ve Avrupa ve ABD deki eşdeğer dernekler şu an için güncel kılavuzlara göre herhangi bir ACE inhibitörü/ARB başlanmış tüm hastalara ilaçlarına devam etmelerini önermektedir. Hekimlere ise yeni ilaç başlanacak hastalara yine güncel kılavuzları dikkate almalarını, hastanın COVID-19 hastası/şüphelisi olmasının kararlarını etkilememesi gerektiğini vurgulamaktadır.

Ancak durumun dinamizmi göz önüne alındığında koşulların ve bilgilerin çok hızlı değişebileceği unutulmamalıdır . Bu nedenle özellikle T.C. Sağlık Bakanlığı’nın konuya ilişkin web sayfası ( https://hsgm.saglik.gov.tr/tr/covid19 ) ve ulusal / uluslararası saygın kuruluşların web sayfaları ve saygın bilim dergileri önemli güncellemeler için takip edilmelidir.

Ortopedik Yaralanmaların Bir Nedeni Olarak Ev Kazaları


Ortopedik Yaralanmaların Bir Nedeni Olarak Ev Kazaları
Prof. Dr. Bülent Dağlar
Özel Ankara Güven Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Bölümü


        Ocak 2020 ile birlikte dünya tarihinde birçok benzeri yaşanmış olmakla birlikte vatandaşlarımızın birçoğunun anlamakta bile zorlandığı bir salgınla karşı karşıya kaldığımız günleri yaşıyoruz. Tüm dünyayı etkileyen bu pandemide salgını yavaşlatmak ve sonra da durdurmanın en önemli yolu sosyal temasın en aza indirilmesi olarak biliniyor. Yine tüm dünyada en sık paylaşılan mesaj bugünlerde “evde kal”. Evimiz bildiğimiz en güvenli sığınağımız. Ancak ortopedik yaralanmaların önemli bir kısmının ev kazaları nedeniyle oluştuğunu, yedi yaştan küçük çocuklarda ölümlerin ve kalıcı hasar bırakan yaralanmaların sık nedenlerinden birinin ev kazaları olduğunu, yaşlılarda son derece ciddi bir toplum sağlığı sorunu haline gelen kalça çevresi kırıklarının en sık ev içi düşme ile oluştuğunu belirttiğimde evimizin ne kadar güvenli olduğunu sorgulayabilirsiniz. Yine sizi fazla endişelendirmeden belirtmeliyim ki bu kazalar ve yaralanmaların çok büyük bir bölümü gösterilecek ek dikkat ve alınacak önlemlerle azaltılabilir. Aile üyelerinin tümünün bir arada evde kaldığını umduğumuz bugünlerde yaralanma nedenleri ile alınabilecek önlemlerden bahsetmek istiyorum.


       En kazalarının en çok etkilediği iki farklı yaş grubu olarak 10 yaş altı çocuklar ve fizyolojik yaşları ileri birden fazla hastalıkları nedeniyle hareketlilikleri azalmış erişkinleri görüyoruz. Çocuklarda ev içi oyunlar sırasında düşmeler en sık sebeplerin başında gelir. Diğer sık sebepler ise merdivenden düşme, kapıya sıkıştırma, sıcak cisimlerle temas sonucu yanıklar olarak sıralanabilir. Sık olmasa da bahsedilmesi gereken sebepler ise egzersiz aleti yaralanmaları ve çok keyifsiz bir neden olarak ev içi şiddettir. Ev içi yaralanma sonucunda çocuklarda sıklık sırasına göre el bilek, dirsek, omuz, ayak bilek, bacak, diz çevresi ve daha az sıklıkla uyluk, kalça çevresi ve omurga yaralanmaları oluşmaktadır. Birden fazla bölgenin etkilenmesi çok nadirdir ve özellikle birden fazla kemikte kırık ev içi şiddeti düşündürür. Görülme sıklığı artma eğiliminde olan bir yaralanma nedeni ev egzersiz aletleridir. Sıklıkla ebeveynleri izlerken kontrolsüz olarak hareketli parçalara yaklaşan 6 yaş altı çocuklarda dirsek, el ve el bilek kırıkları ve çoğu zaman sürtünmeye bağlı cilt sorunları hatta yanıklar oluşabilmektedir. Egzersiz aleti nedeniyle oluşan yanıkların daha sık derin yanıklar olduğu, sıklıkla cerrahi tedavi gerektirdiği ve kozmetik sonuçlarının sıcak cisimlerle temas yanıklarına göre daha kötü olduğu bildirilmektedir.

COVİD -19 ve Nörolojik Komplikasyonlar




COVİD -19 ve Nörolojik Komplikasyonlar
                      Prof. Dr. Kubilay Varlı


Günümüzün konusu Covid-19 olması nedeniyle, kısaca Covid -19 un nörolojik komplikasyonlarından söz edeceğim. Covid-19’un yakın akrabaları olan SARS (Severe Acute Respiratory Syndrome-Şiddetli Ani Solunum Sendromu) ve MERS (Middle East Respiratory Syndrome-Ortadoğu Solunum Sendromu) virüsleri, şükürler olsun ki, yoğun nörolojik komplikasyon yapmadılar. Covid-19 da nörolojik sistemleri sıklıkla tutmuyor. Ancak, seyrek de olsa ciddi nörolojik bulgularla da ortaya çıkabildiği bildiriliyor.
 
Covid-19 esas olarak solunum sistemi ve çoklu organ yetmezliği bulguları ile ortaya çıkıyor, sepsis ve dissemine intravasküler koagülasyon (DIC-Yaygın Damar içi Pıhtılaşma) da yapabiliyor. Bu son ikisi indirekt olarak nörolojiik komplikasyonlarla sonuçlanabiliyor. Erken dönmelerde küçük bir hasta grubunda iskemik veya hemorajik inmeler açısından risk oluşturduğu kabul ediliyor. Whandan bildirlen bir yazıda hastaneye yatırılanların % 60’ının orta, % 40’ının şiddetli infeksiyon belirtileri gösterdiği bildirilmiş.  Nörolojik komplikasyonlar ise şiddetli infeksiyon belirtileri geçiren grupta daha çok görüldüğü tespit edilmiş. Covid-19 ile, kesinleşmiş bir bilgi olmamasına rağmen, MERS ve SARS’daolduğu gibi, ADEM (Akut Dissemine EnsafaloMiyelit- Ani Yaygın Beyin Omurilik yangısı) benzeri demiyelinizasyon, ensefalomiyelit, beyinsapı ensafaliti vakaları ile Guillain Barre Sendromu ve kritik hastalık polinöropatisi vakaları olabileceği bildirilmiş. Yarısı Covid -19 olan 214 vakanın %37 sinde nörolojik komplikasyonlar bulunmuş. Bunların %15inde mental değişiklikler, %20 ‘sinde ise sersemlik hissi, baş ağrısı’nın da bulunduğu, özgün olmayan bulgular tespit edilmiş.   Diğer sık görülen bulgu, şiddetli hastaların % 20’sinde görülen  iskelet kası hasarlanması. Bunlarda CPK 200IU/ml üstünde bulunmuş, ancak miyozit , miyopati veya motor nöron tutulumu  incelemesi ve ayırımı yapılamamış.

Bazı yeni raporlarda koku duyusu kaybının, Covid-19’un ilk bulgularından birisi olabileceği kabul ediliyor. Son günlede nöroloji uzmanı arkadaşlarımız, periferik fasiyal parezi vakalarında artış olduğunu bildiriyorlar. Şu anda henüz net değil ama takiplerde bu vakaların Covid-19 ile ilişkili olup olmadığı da anlaşılacaktır. 

Yukarıda bahsettiğimiz, DIC tabloso, beyin damar tıkanıklıkları veya kanamalarına da yol açabilir.

Virüsün direkt olarak nörolojik sistemlere yayılıp yayılmadığı bilinmiyor. Ancak MERS ve SARS örneklerinde, direkt nörolojik sitem yayılımı çok nadir bulunmuş. Bunun da öyle olmasını dileyelim. Ancak SARS’dan kaybedilen hastaların beyin omurilik sıvılarında PCR (+) bulunmuş ve beyinde virüs olabileceğine dair bulgular elde edilmiş.

Şu anda en önemli sorulardan biri de bence, çeşitli nörolojik hastalıkları nedeniyle bağışıklık baskılayıcı ilaç alan nörolojik sornu olan hastalarımızın bu günlerde tedavileri konusunda  nasıl davranacağı ne yapacağı konusudur. Halen Multipl Skleroz veya NöroMyelitis Optika tanısı nedeniyle ve diğer nedenlerle  Avonex, Copaxone, Rebif, Betaferon, Tecfidera, Aubagio, Fingya, Vintor, Judexa, Findel, Finimod, Fingomes, İmuran, Tysabri tedavileri almakta olan hastaların,  planlanan tedaviye aynen devam etmeleri, diğer yandan Ocrevus, Mabthera, Endoxan alan hastalarımızın tedavileri geçici olarak ertelemeleri önerilmektedir.

Sağlıklı günler dileklerimle.

5 Ocak 2020 Pazar

Demanslar



             Demanslar
              Prof. Dr. Kubilay Varlı
     



Demans (bunama), bellek ve dil yetileri, soyut düşünme, yargılama gibi zihinsel işlevlerde hastalık nedeniyle görülen yetersizlik durumudur. İnsan ömrü uzadıkça bunama görülme sıklığı giderek artmaktadır ve 60 yaş üstündeki kişilerde en önde gelen yeti kaybı nedenidir. 65 yaşında risk %5 iken, her 5 yılda risk ikiye katlanmaktadır, 85 yaş üzerinde %40-50’ye ulaşmaktadır.
Alzheimer hastalığı ise demans yapan 100’den fazla hastalıktan sadece biridir ve demans Alzheimer hastalığının bir belirtisidir, eş anlamlı değildir.
Demans’ın belirtileri; unutkanlık, öğrenme güçlüğü. Doğru sözcükleri bulma güçlüğü, ruh halindeki ani değişiklikler, kayıtsızlık, moralsizlik ve güvensizlik, normal günlük işleri yapmada ve tamamlamada zorlanma, kişilerin yüzlerini ve isimlerini hatırlayamama, konuşmaların sonunu getirememe, konuşmaları ve olayları takip etmekte zorlanma, yön duygusu kaybı ve sık sık yolunu kaybetme,  aynı soruları tekrar sorma veya aynı şeyi tekrar anlatma, değişime uyumsuzluk, yeni şeyleri öğrenmekte zorluk, bir şeyi neden yaptığını unutma ve panik olma hali, hesap yapmada zorlanma gibi zihinsel faaliyetlerdeki gerilemedir.
Normal yaşlanma ile de çok hızlı ilerlemeyen, masum unutkanlık denilen, hafif unutkanlıklar olabilir. Bu nedenle her unutkanlıkta panik içinde doktora müracaat etmek gerekmez. Ancak ilerleyen ve günlük işleri sürdürmekte zorlanma belirtilerinin başladığı durumlarda, nedenin araştırılması ve erken tedavi için doktora başvurmak gereklidir.
Demansların tedavisinde öncelik, neden veya nedenlerin araştırılıp bulunmasıdır.  Bundan sonra vitamin eksiklikleri, yüksek kan basıncı, beslenme bozuklukları, hormonal bozukluklar, beyin damar hastalıkları, normal basınçlı hidrosefali, beyin tümörleri, beyin damar hastalıkları gibi kolay bulunabilen nedenler bulunup tedavi edilebilir. Bunlara ilaveten ve çok daha önemli olarak, tüm demans tedavilerinin en önemli bölümü, zihnin rezervlerini artırmak amacıyla, bolca zihinsel eksersizler ( kitap okuma, problem ve bulmaca çözme, şiir ezberleme, yeni bir lisan öğrenme gibi) yapılmalı, sosyal ilişkiler geliştirilmeli, yeni bir şeyler öğrenmek için çaba sarfedilmeli, çok ağır olmayan spor eksersizleri, düzenli yürüyüşler yapılmalıdır. 

Belde Dar Kanal Nedir?






Belde Dar Kanal Nedir?
Prof. Dr. Semih Keskil

Bu olay yani tıbbi adıyla “lomber stenoz” ya da dar kanal, “spinal stenoz” belde görüldüğünde; söz konusu edilen omurga kemiklerinin ortasındaki kanal daralması sonucu buradan geçmekte olan omurilikten çıkmış sinirlerin toplu şekilde sıkışması sonucu ortaya çıkan şikayetlerdir. Hastanın belinde, bacaklarında olan ağrılardan çok; esas yakınması kısa bir mesafe boyunca yürüdüğünde bacaklarında ortaya çıkan kasılma türü ağrıların hastanın yürümesine engel olması ve hastanın sürekli olarak belinden öne eğik şekilde yürümek zorunda kalmasıdır. Bu problem daha çok doktorların “geriatrik” dediği ileri yaşlarda görülür. Geriatrik Nöroşirürji? Neden olmasın…
Bu tablonun cerrahiden başka hiçbir tedavi yöntemi yoktur. Ancak hastaya çok düşük riskle doktorların dediği şekliyle “minimal girişimsel ameliyat” veya halk arasındaki adıyla “kapalı ameliyat, kansız ameliyat” yapılabileceği gibi; “mikrocerrahi” yani küçük bir kesiden yapılan düşük riskli cerrahi girişimler, veya eğer bunlarla çözüm bulunamayacaksa doktorların dediği şekliyle “enstrümentasyon” veya halk arasındaki adıyla “platin ameliyatı” da yapılması gerekebilir.

İÇ HASTALIKLARINDA ON YENİLİK


        


  İÇ HASTALIKLARINDA ON YENİLİK
                   Prof. Dr. Burçak Kayhan

1-Hepatit Delta virüs’ü insanlarda ilk hastalık yaptığının tespiti 1977dir. Bugün ülkemiz başta olmak üzere toplam dünyada 20 milyon insan bu virüsle enfektedir. Hepatit B hasta ve taşıyıcılarında hastalık yapmaktadır.. Hızla hastayı siroza veya karaciğer kanserine götürür. Pegile ınterferonlar bugün esas tedavisini oluşturmaktadır.

2-Bugünkü erişkinlerin agresif olanlarında yapılan geriye dönük araştırmalar çocukluk dönemlerinde yaptıkları hatalar karşısında ailenin şiddete yönelik tutumu olduğu saptanmıştır. Çocuk eğitiminde fiziksel şiddet dışı disiplinsel eğitimlerin sosyolojik açıdan faydası aşikardır.

3-Zayıflama cerrahisi sonrası düzenli yapılan fiziksel egzersizin kilo kaybını hızlandırdığı ve kişinin diyet alışkınlıklarını daha hızlı kontrol edebildiği saptandı.

4-Kalp ameliyatı sonrası warfarin kullananlar için evde rahatlıkla doz ayarlayabilmeleri için (tıpkı diyabetteki  şeker takibi gibi) warfarin INR test şeritleri geliştirildi ve başarılı olarak kullanılmaya başlandı.

5-Kalp hastalarında kullanılan antiplatelet ilaçların karaciğer fibrozis riskini azalttığı ortaya çıkmıştır.Dolayısıyla siroz gelişim riskini azaltmaktadır.

6-ABD nin sağlık kuruluşu FDA kabızlık için şu an yasaklı olan tegaserod ve prucalopride tekrar izin verdi. Spastik kolon tedavisinde kabızlık ön plandaysa tegaserod kullanımı başlayacak.

7-Bir ülkeden bir ülkeye seyehat edenlerde, yüksek riskli gruplarda, özellikle immün sistemi baskılanmış hastalar, çocuklar ve gebe kadınlarda aşı önerilmelidir. Gebe yolcularda ınfluenza aşısı önerilmekte( Tabii ki canlı suşlar hariç).

8-Kolon kanseri veya diğer nedenlerle opere edilmiş tam kolektomi yapılmış veya sol kolektomi olmuş hastalarda Tip 2 DM gelişim riskinin arttığı tespit edilmiştir.

9-Akut kalp krizi sırasında ölüm olasılığını düşük sosyo-ekonomik öykünün, geçirilmiş önceki enfarktüs öyküsünün, kalp yetmezliği varlığının artırdığı bildirilmektedir.

10-Dil kanserine bağlı olarak gelişen paraneoplastik sendromlar sonucunda hastada ilk bulgu poliarterit (bir çok eklemde iltihabi inflamasyon) olabilmektedir.